Turkey_Wildfire_21211261460582_1200x768.jpeg

Ağutos 2021 | Türkiye

Yangın sahasındaki ‘gönüllü’

BATUHAN ONUR MAZ

Yazı | Onur Baştürk

Batuhan Onur Maz, Marmaris’teki yangın bölgelerinde gönüllü çalışanlardan biriydi. Paylaştığı videolar sayesinde anbean yangının seyrinden, söndürme çalışmalarından haberdar olduk. Kısa sürede Batuhan, sosyal medya deyişiyle, fenomen haline geldi. Bu son yangınlarda sahada “gönüllü” çalışanların katkısı yadsınamaz. O nedenle Batuhan’la mini bir röportaj yaptım.

 

Öncelikle Batuhan kimdir, nelerle uğraşır, nerede yaşar, hayattaki dertleri nedir, onu anlatabilir misin?

1996 Manavgat doğumluyum. Antalya’nın birçok ilçesinde yaşadım. 2010’dan bu yana Muğla’da aşk ile yaşıyorum. Lisansımı Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Beden Eğitimi Spor Öğretmenliği bölümünde tamamladım. Çok küçük yaşlarda sporla tanıştım ve 19 yaşında kendi markamı yaratarak antrenman stüdyomu kurdum.

Hayatıma, kendime sorduğum şu soru ile yön veririm. Ben neyim? Yanıtım ise şu: Ben insanım. Benim için insan olmanın bazı öncelikleri var. Önce insan olduğum için muhatap olduğum tüm canlılara karşı iyi biri olmaya, saygı duymaya ve sevgi göstermeye özen gösteririm. Yine insan olduğum için en çok çocukları ve hayvanları severim; çünkü onlar masumdur, onlarla üzülüp onlarla mutlu olabilirim. Özellikle insan olduğum için yaşamayı, seyahat etmeyi, kendimi geliştirmeyi ve insan tanımayı da severim. Hayatına sevgi ile dokunup iz bırakabildiğim her insan, her canlı benim en büyük mutluluğumdur.

Yangınlar başladığında sanırım Marmaris civarındaydın. Hemen sahaya mı gittin?

Yangın başladığı gün bölgede koordinasyon çalışmaları başladı. Görevli personele ve köy halkına gıda malzemeleri, giyim, ilaç gibi ihtiyaçlar ulaştırılması gerekiyordu. Sürecin ilk günlerinde lojistik destek oldum. YangınlarIN büyüdüğü üçüncü günden itibaren müdahale alanlarında destek olma kararı aldım.

“YALNIZLIĞA TERKEDİLMİŞCESİNE YANIYORDU”

 

Yangın söndürmeyle ilgili bir tecrüben var mıydı? Ya da eğitimin?

 

Yangın söndürmeyle ilgili temel bilgiler haricinde genel bir bilgi sahibi değildim. Zaten hiç kimse sahaya görevli personelin görevini devralmak için çıkmadı. Temel amaç görevli personelin iş yükünü hafifletmek ve iş gücünün yetersiz kaldığı noktada destek olmaktı.

Çoğu insan gibi seni tanımam "Lütfen bunu paylaşın" dediğin o videonla oldu. Orada tam olarak ne yaşandı? Neden yetkililer "Bu orman yanacak" demiş olabilir?

Biz o bölgeye geldiğimizde dağın üst kısmında kalan bir bölgede küçük bir duman mevcuttu. Yetkili görevliler oraya müdahale etmenin riskli olduğunu ifade etti. Biz önce bekledik, birkaç saat o dumanın alevlenmesini izledik. Bölgede destek için bulunan birkaç gönüllü ile birlikte yangının daha fazla büyümesini önlemek adına ormanın içinden oraklarla yol açtık ve o bölgeye hortum çektik. Ancak yetkili personel müdahale etmemizin riskli olduğunu söyleyip aşağı inmemizi istedi. Bir arazöz olmadan, arazözden gelen su olmadan, hiçbir noktada ciddi bir müdahale şansı olmuyor. Üzülerek de olsa indik.

Altını çizmek isterim ki, o bölgede günlerdir dönümlerce ormanlık arazinin yanışına, o ormanlarda yaşayan canlıların çığlıklarına şahit olduk. Psikolojik ve fiziksel olarak yıpratıcıydı. Tek düşünebildiğimiz bir ağaç bir can fazla kurtarabilmekti.
 

Ruhsal olarak iyice kötü hissediyorduk ve bir organizasyon ile tekrar müdahale için şansımızı denedik, ancak aynı nedenle aşağı inmek zorunda kaldık. Ve şu cümleyi kurduk muhatap olduğumuz görevliye, “Tamam biz inelim, ancak buraya bir hava desteği gönderin”.

 

Görevlinin “Bu orman yanacak” cümlesini müdahale imkanının olmadığını belirterek ifade ettiğini düşünüyorum. Ancak bizim sitemimiz saatlerdir havadan ya da karadan müdahalenin olmamasıydı. 10 saat bulunduğum Delikliyol Koyu’nda küçücük bir kıvılcımdan kocaman bir orman gözlerimizin önünde yalnızlığa terkedilmişcesine yanıyordu. Keşke karadan ya da havadan küçük bir müdahalede bulunulsaydı da daha fazla ağaç, daha fazla canlı kurtarabilseydik yakarışıydı bizimki…

 

Mücadele arzumuzu anlatabilmek adına belirtiyorum ki, biz gönüllü ekiplerin elimizde yangın söndürme tüpleri, sırtımızda su bidonları, kazma, kürek, tırmıklarla dahi müdahale ettiğimiz bölgeler oldu.

 

Görevli ekipler mevzuat gereği olsa gerek, can güvenliğini öncelik alarak hareket ediyor. Tabii ki görevli personelin can güvenliğimizi tehlikeye atmak istemedikleri için bizi o bölgeden indirdiklerini düşünüyorum. Onların yetkileri aldıkları emirler kadar. Emir geldiği anda yanan ormanın içine bizimle birlikte gireceklerinden şüphem yok.

 

“BU FELAKETE HAZIRLIKLI DEĞİLMİŞİZ”

 

Hepimiz uçak müdahalesi diye çığlık atıp durduk. Şimdi geriye dönüp baktığında, sahada bir insan olarak, uçak dışında senin gördüğün başka ne eksiklikler vardı?

Hava müdahalesi tabii ki bambaşka bir önem taşıyor. Yeterli hava müdahalesi olsaydı şu an bunları konuşuyor olmayabilirdik. Ancak bir diğer en büyük eksik koordinasyon eksikliği. Cumhuriyet tarihinin en büyük yangınından bahsediyoruz ve bu felakete hazırlıklı değilmişiz!

Yangınlar doğa konusundaki kolektif bilinci, ortak hareket etme duygusunu yeniden uyandırdı gibi geliyor bana, ne dersin?

 

Katılıyorum, ama şimdilik öyle. Birçok şey gibi bu yaşananlar da unutulacak.
Bundan sonrasında iklim krizinin kendini daha sık hatırlatacağı gerçeğini unutmamak lazım. Biz doğa konusundaki kolektif bilince dikkat çekmek adına özellikle Z kuşağını projelere dahil ederek elimizden geldiğince çalışmalar yapmaya özen gösteriyoruz. 
Bu bilincin gelecek kuşaklara aktarılması şart.

 

“MÜCADELEYE SAYGISIZLIK ETMİŞ OLUR”

 

Sahada gönüllülerin çalışmasından da şikayetçi olundu sonradan. Ne diyorsun buna?

Öncelikle yangın bölgelerinde bulunan gönüllüler yalnızca müdahale alanlarında değil, koordinasyon, lojistik ve bağışlara kadar hep birlikte destek ve mücadele içindeydi. Yangın bölgelerinde sivil desteğin önemi çok büyük ve bunun aksini hiç kimse iddia edemez. Ederse bu büyük milli birlik ve mücadeleye saygısızlık etmiş olur.

Ormanlık alanlardaki çöpler bir başka iç acıtan sorunumuz. Biz toplasak da, çöp atmamayı öğrenemeyen bir kesim var karşımızda. Bir kısırdöngü sanki. Ne dersin?

Çok üzüldüğüm bir konu bu. Kullandığımız ürünlerin çöplerini bir çöp kovası bulana kadar arabamızın içinde, elimizde ya da cebimizde, yeri geldiğinde bir poşet içerisinde istifleyerek çöpleri herhangi bir yere değil de, çöp kovalarına atma alışkanlığına sahip olmak çok önemli.

Belediyelerin de ara sokak, cadde, işlek ya da işlek olmayan bölgeleri ayırt etmeksizin daha fazla çöp konteyneri ya da çöp kovası temin etmesi gerektiğini, gerekirse cezai işlem uygulamalarıyla bunun bir nebze önüne geçilebileceğini düşünüyorum.

“FENOMEN OLAYIM DİYE YOLA ÇIKMADIM”

 

Yangın videolarınla beraber takipçi sayın arttı. Kendini "fenomen" gibi de hissediyor musun?

 

Fenomen olmak gibi bir gaye ile bu yola çıkmış olmasam da, içinde bulunduğumuz bu kötü zamanlarda, yaşadığımız tüm olumsuzluklarda bir nebze de olsa umut ve mutluluk hissettiğim yegane şey; bu milletin ülkesi, toprakları ve yaşayan her bir canlısı için sımsıkı birlik olmasıdır. Benim gibi gönüllü bir vatandaşın sahalardaki mücadele paylaşımı, ülkeme bir ses, bir umut olduysa ne mutlu.


Ülkemin yaşananlara verdikleri önem sebebiyle kitlelere ulaşarak, beraber bir çok insana dokunmak, sorularına yanıt olmak, onların uzaktan gözleri, kulakları, sesleri olmanın yaşattığı güzel duygunun adı `fenomen’ ise bununla sevinç ve onur duyarım.