Nisan 2020 | İnsan | Türkiye

Manastırlarda kaldığım için karantinaya alışkınım

Röportaj | Onur Baştürk

Adını hep duyuyor, biliyordum. Ama karantina süreciyle birlikte videolarını daha çok uygulamaya, canlı yayınlarını takip etmeye başladım. 

Yoga eğitmeni Çetin Çetintaş’tan bahsediyorum. Sorularıma verdiği bilge yanıtlar hepimizin ruh haline ışık tutup aydınlatacak türden. 

Karantina süreciyle beraber özellikle online yoga derslerine ilgi daha çok arttı. Neden herkes yogaya sardı? Endişe ve kaygıyı azalttığı için olabilir mi? 

 

İnsan hep dışarda bir şey arıyor. Bu süreçte dışarıda bir şey arayamayacak kadar evde, kendi başımızayız. Yoga ise insanı kendine döndürüyor ve kendisiyle olmaktan mutlu hale getiriyor. Bununla beraber içinde bulunduğu an neyse, tam olarak ona dönmesini sağlıyor. Karantina sürecinde insanlar haklı olarak gelecekle ilgili çok fazla kaygıya düşüyor. Ama şunu da unutmamak gerek: Gelecekle ilgili ne kadar kaygılanırsak, şu anımız o kadar flulaşır. Nefes almaya çalıştıkça göğsümüz sıkışır ve nefes alamıyor gibi hissederiz. Sanırım bu konuda birçok kişi yoga ile beklediğinden, umduğundan fazla bir rahatlama yaşadı. Bu yüzden de herkes birbirine önerir oldu. 

 

Bir yandan da bu malum süreçte yoga ve egzersiz eğitmenlerinin değerinin daha çok anlaşıldığını düşünüyorum. Ne dersiniz? 

 

Evet, çünkü insanlar günlük yaşam koşturmacası içinde kendilerini sıkça unutabiliyor. Bunun sonucu olarak da kendileri ile ilgilenmiyorlar. İnsanın kendisiyle gerçek anlamda ilgilenmesi demek yüzüne ya da eline krem sürmesi demek değil. Bedenini sağlıklı tutması, nefesini tüm coşkusuyla alması, zihnini sağlıklı tutması demek! ;

Türk insanı maalesef çok özverili değil. Kendi sağlığı çoğu zaman arka planda kalıyor. Bunun refah seviyesiyle de alakası yok. Kendine verdiği değerle alakası var. Şimdi herkes kendisiyle kaldığına göre değer verilmesi gereken ilk şeyin, yani kendini yeniden keşfetme zamanı.

 

Nefes yogada çok önemli. Virüs de aslında direkt nefese etki ediyor. Bu bağlantıyı düşünürsek, aslında bu süreçte insanların asıl odaklanması gereken şey nefesinin farkına varması olabilir mi?

 

Doğdumuz ilk günden son güne kadar nefes alıyoruz. Nefes almadan ne kadar süre yaşayabileceğimizi veya nefes almakla ilgili bir sıkıntı çektiğimizde yaşamın kalitesinin nasıl düşebileceğini hatırlarsak, nefesin ne kadar büyük bir önemi olduğunu da hatırlarız. Akciğerler yogada ‘Anahata Çakra’ ile ilişkilidir. Bu da sevginin, hoşgörünün, birliğin, anlayışın, iyi insan olmanın dayandığı enerji alanıdır. Bu virüsün tüm dünyada açığa çıkardığı, bugünlerde yaşanılan ve konuşulan konular tam da bunlar değil mi? 

 

Diyelim ki sabah evde 20 dakika yoga yaptım. Ardından akşam bir daha yapsam? Beden için ‘overdose' mu? 

 

Yogada biz ‘Yorulana kadar pratik edebilirsin’ deriz. Bu kimisi için günde 1 saattir, kimisi için 5 saat. 20 dakika ciddi hastalıkları olmayan biri için çok çok kısa bir süre. Sağlıklı bir birey için ideal yoga pratiği 40 dakikanın üzerinde olmalı. Yoga kamplarımızda günde 4-5 saat fiziksel egzersiz yaptırıyoruz. İlk kez katılanlar bile bu tempoya ayak uydurabiliyor, çünkü yoga ciddi bir enerjiyi açığa çıkarıyor. Diğer egzersizlerden farklı olarak yoga pratikleri bittiğinde insan gün içerisinde enerjik oluyor.

 

Sizin bu karantina sürecindeki duygu ikliminiz nasıl? Dahası, karantina sona erdiğinde kendinizde neleri değişmiş bulacağınızı düşünüyorsunuz? 

 

Benim hayatım hep karantinaydı :) 2008’den 2016’ya kadar sırasıyla Çin, Hindistan, Myanmar ve Tayland’da çeşitli manastırlarda kaldığım için internet, telefon hatta elektrik olmadan aylarımı sadece pratiklerle geçirdim. Tek bir kelime konuşmadan, aylarca sekiz metrekarelik odada yaşayarak, sadece pratik salonuna gidip geldiğim günleri düşünürsek bu karantina benim için fazlasıyla bilindik bir süreç. Her zaman yaptığım gibi aynı şekilde pratiklerle günümü geçiriyorum. Beni herhangi bir şekilde etkilediğini söyleyemem.

 

Bu manastırlara herkesi kabul ediyorlar mı? 

 

Kapıları herkese açık. Ama bir kısmı mülakat tadında bir görüşme yapıyor gittiğinizde. Bunun sonucunda ne kadar süre kalabileceğinize karar veriyorlar. 

 

Yoga canlı yayınlarında dikkatimi çeken şeylerden biri de şu oldu: Nefis taytlarınız! Nereden aldınız onları? Ve bir de uzun tırnaklarınız. O tırnaklarla yoga yapmak zor değil mi? 

 

Taytlarımı yabancı markalar hediye olarak gönderiyor. Hepsi de gerçekten birbirinden güzel. Renkli şeyler giymek pratik yaparken keyifli oluyor. Tırnaklarım uzun olduğu kadar sağlam :) Ama kırılmamalarının tek sebebi sağlamlıkları değil tabii ki, beden kontrolümün ve farkındalığımın çok iyi olması. Ellerimi ve parmaklarımı çok iyi kullandığım için herhangi bir zorluk teşkil etmiyor. Hatta benim için bir ‘challenge’ bile diyemem :)

 

Instagram ve Youtube canlı yayınlarında yapmayı düşündüğünüz yenilikler var mı? 

 

Şu an canlı yayınlarda içinde bulunduğumuz döneme iyi gelecek en temel konular üzerinde pratikler yapıyoruz. Süreçle birlikte bazı yenilikler olacak. Özellikle çok meditasyon yaptırmamaya özen gösteriyorum, çünkü süreç çoğu kişide zaten bir iç çatışma ortaya çıkarıyor. 

O yüzden daha somut bir alan olan bedende ve nefeste yoğunlaşıyoruz. Normal hayata döndüğümüzde YogaKioo Cadde ve Beylikdüzü şubelerinde düzenli dersler vermeye devam edeceğim. Bunun dışında eğitimlerimiz başka birçok şehirde de kısa ve uzun soluklu gerçekleşiyor. Hepsi yogakiooturkiye.com adresinden güncel olarak takip edilebilir. 

YOGAYA NASIL BAŞLADI?

 

Yogaya küçük yaşlarda dövüş sporlarıyla ilgilenirken esnemek amacıyla başladım. Lakin yıllar içinde yaptığım pratiklerle yoganın bundan fazlası olduğunu anlamamla birlikte üniversite yıllarında yoga hayatımda başka bir şekilde yer aldı. Benim bulunduğum pratik seviyesine gelmek büyük bir emek ve vakit istiyor. 

Önceliğinizin tam anlamıyla pratik olması gerekiyor. Genç yaşlarda yoga pratiklerini uyguladıkça kendimi “evde” gibi hissediyordum. Hani bazı şeyler vardır ya, yaptığınızda yaşamı iliklerinize kadar hissedersiniz ve kaderinizi gerçekleştiriyor olduğunuza dair zerre şüphe duymazsınız. İşte yoga yolculuğu da benim için böyleydi. 

Bu yolda atmam gereken tüm adımları geleceğe karşı zerre endişe duymadan attım. Bunları yaparken de amacım yoga eğitmeni olmak değildi. 

 

Bir gün manastırdan döndükten sonra bendeki değişimi görenler “O kadar gittin öğrendin, hadi bizlere de öğret” dedi. Derken bir anda kendimi bir sürü kişiye ders verirken buldum. 

Yeni içeriklerden

haberdar olmak için

abone olun!

MAIL

 

info@yuzumagazine.com

 

INSTAGRAM

Yuzu Magazine

@yuzu.mag

Yuzu Botanik

@yuzubotanic

© 2020 by YUZU Magazine

ADRESAvlu Bebek  |  İnşirah Sokağı, No:25/1 Bebek, 34342 Beşiktaş İstanbul