Mayıs 2020 | İnsan | Türkiye

Hareketli, yanık tenli, insan canlısı bir çocuk büyüttük Akyaka’da

Yazı | Onur Baştürk

Fotoğraflar | Erdem Şirin & Tolga Yılmaz

Bazı mekanlar bulundukları yere ruh verir, orayı daha da büyütüp geliştirir. Akyaka’daki No22 Riders'Inn öyle mekanlardan biri… 

 

Mekanın yaratıcısı Doruk Tirman’la hem Riders’ın bugünlere gelişini hem de bu yaza dair neler planladığını konuştuk. Ve konuşurken farkettim ki, yaz gecelerini ve Riders’taki o canlı performansları çoook özlemişim!

 

Şimdi filmi başa saralım… Akyaka'ya ilk kez ne zaman geldin Doruk? 

 

Akyaka aslında benim için Gökova. Gökova ile tanışıklığım, bu coğrafyaya hayranlığım ise 25 yıl önce ailemle çıktığım tatillerde başladı. 15 yaşında Sakar tepesindeki seyir terasından ovanın ve körfezin muhteşem görüntüsüne bakarken bile bir gün burada hayatımın bir bölümünü geçireceğimi hissetmiştim!

İlk Gökova tecrübem bu olsa da, esas hikayem 2006 yılında kitesurf yapmak için Akyaka'ya gelişimle başlıyor. Ve o zaman bu coğrafyadaki hikâyenin sadece kitesurf olmadığını keşfettim. 2006-2011 yılları arasındaki tatillerimin çoğunluğu bu bölgeyi keşfederek, kite yaparak, motora binerek, bisiklet sürerek, denizin, ağacın, toprağın rüzgârın izini sürerek geçti. Bu süreçte de Gökova’ya olan hayranlığım aşka dönüştü. Zaten hayran olmadığın bir şeye ya da birisine aşık olmanın çok mümkün olmadığını düşünüyorum! 

 

Katılıyorum! Peki No22 Riders’Inn ve kite okulunun hikâyesi nedir?

 

2012’de doğdu işte o aşkın meyvesi: No22 Riders'Inn... Tatlı, hareketli, yanık tenli, insan canlısı bir çocuk büyütmeye başladık o günden beri Gökova'nın başkenti Akyaka'da. Kite okulu ise aslında bu sporu bana aşılayan, öğreten ve öğretmemi sağlayan başta Yavuz Aksakal (Kite Akademi) ve harika bir ekibin içerisine düşmemle başladı... Bu yanık tenli çocuklar yılın yedi ayı rüzgarla, ağaçla, toprak ve denizle iç içe büyüyor. Onları ve Gökova’yı gerçekten çok seviyorum! 

 

15 YIL ÖNCE BİR AVUÇ İNSANKEN… 

 

Riders'ı açtıktan sonra olaylar nasıl gelişti? Akyaka bir anda nasıl popüler oldu böyle? 

 

Tüm bu zaman dilimine baktığımda şunlar geçiyor gözümün önünden: 

En başta, kare barımızın etrafında Türkiye’nin ilk ve ikinci jenerasyon kite sörfçüleriyle (ki 50-60 kişidir sanırım) gülüşerek, spordan, hayattan, dünyadan laflayarak başladığımız hikâye. Bu süreçte kocaman bir komüniteye dönüşüldü…

Kite sahilinde 15 yıl önce bir avuç insanken şimdi bu spora gönül veren arkadaşlarımız, bize destek olan sponsorlar, belediye, valilik, federasyon sayesinde Akyaka dünyanın en önemli kite spotlarından biri haline geldi.

 

No22 Riders'Inn ise bu spotta aynı sporu seven, eğlenmeyi bilen insanların bahçesi, atmosferi oldu... Tabii bizim çocuklar popülerleştikçe aslında kitesurf ile ilgisi olmayan insanlara da ilham oldular. Sadece geçen sene Kite Academy olarak 1000’den fazla insana kitesurf öğrettik, ki Akyaka kite plajında birbirinden iyi 6-7 okul var.

 

Riders'ın en büyük özelliği nedir sence? Rahatlık mı? İnsanların "topluluk" ruhuna sahip olması mı? 

 

Onur aslında hissetmişsin, ki bu çanak soruyu soruyorsun bana:) Evet doğru tespit, rahatlık. Az önce söylediğim gibi No22 Riders Inn'i olabildiğince ‘insan canlısı'  büyütmeye çalışıyoruz. Emin ol çalışanlarımızı bile bu karakterde insanlardan seçiyoruz. Her markanın bir ruhu, karakteri olduğuna inanıyorum. Bu ruhu üfleyense o markanın içerisinde barındırdığı insan öğesi. Burada vaktini geçiren insanların da en çok sevdikleri özelliğin bu olduğunu düşünüyorum. İyi bir enerjinin parçası olmayı hangimiz istemeyiz?

BİR ZAMANLAR BEYAZ YAKALIYDIM!

 

Hayalinde böyle bir iş var mıydı peki? Yoksa bir anda mı düştü aklına?

 

Komik ama, her ne kadar şu anki yaşam tarzımın dışında olsa da bir zamanlar ben de beyaz yakalıydım! Konunun son tahlilde geldiği yeri çok hayal ettiğimi söyleyemem. Bildiğim birkaç şey vardı. O izleri takip ettim diyelim. Doğada olmak, spor yapabilmek, daha çok insanla tanışmak ve hepsinden bir şey öğrenmek en zevk aldığım şeyler. Akyaka'yı senenin 7-8 ayını geçirdiğim yer haline getirme hikâyesi de böyle gelişti. Yani önce tanıdım, sonra da oyun bahçemi bulduğumu anladım. Bunu anlamak uzun sürmedi, ama harekete geçmek için acele etmedim.

 

Kite senin için ne ifade ediyor? Her gün kite yapabiliyor musun Akyaka'dayken? 

 

Kite bir spor disiplini olmasının yanında bir hayat tarzı. Böyle algılanmasını arzuluyorum... Akyaka hikâyemin majör 2-3 sebebinden biri benim için. Son iki senedir ne yazık ki nispeten daha az vakit ayırabildim. Ama bu sezon eskiye dönmekle alakalı hain planlarım var! 

 

RAHATSIZ EDEN KISMI TÜKETİLMESİ 

 

Kite'da benim en hasetle baktığım suyun üzerinde havalanıp bir de takla atanlar. Onun bir adı var mıydı? O seviyeye gelmek kolay mı zor mu?

 

Hasete gerek yok :) Hemen takla attıramasak da çok kısa sürede kendini suyun birkaç metre üzerinde süzülürken bulabilirsin. Hadi bunu bu sezon becerelim beraber! Kitesurf genel kanının aksine öğrenme süresi kısa, sadece eğitim süresince alışılması ve geçilmesi gereken bazı eşikleri olan bir spor. Bu eşikleri atlamak ve keyif alacağın noktaya gelmekse pek çok diğer disiplinden çok daha kısa... O hareketin ise bir ismi var, 'inverted' tricklerden biri o. O seviyeye gelmek için suda biraz mesai yapmak gerekiyor evet, ama bu sanırım her ne yapıyorsak geçerli değil mi? 

 

Akyaka'nın popüler oluşundan rahatsız mısın? Başka yerde bir şey yapma gibi bir düşüncen var mı? 

 

En zoru soru! Hayatın her alanında tüketmeden nasıl popüler olunur sorusu beni en zorlayan sorulardan biri... Akyaka (Gökova) dönemsel olarak popüler olmaktan çok uzak bence... Çok kalıcı gerçekleri barındırıyor içinde; ağacı, taşı, toprağı, en önemlisi rüzgârı... Bu anlamda Akyaka’nın popüler olmasından rahatsız değilim, beni rahatsız eden kısmı tüketilmesi. Geri dönüşü nesillerce mümkün olmayan doğal güzelliklerin hırpalanması, talan edilmesi... No22 Riders’Inn atmosferinin ise her yerde karşılık bulacağına inancım var. Bunu birçok yerde yaptığımız organizasyonlarda doğrulama fırsatım oldu. Şu an spesifik bir yer olmasa da kafamda yurtdışından birkaç opsiyon var. 

‘TEK MASA’ KONSEPTİ YARATTIK

 

Bu sezon ne gibi değişiklikler var? Bildiğim kadarıyla dış tarafı hayli yeniledin...

 

Bu yaz için ise özellikle dış ortam üzerinde çalıştık. Havuz tarafı ve büyük bahçemizde gündüz konforlu vakit geçirilecek, gölgelendirilmiş geniş alanlar yarattık.  Çevreyi ve peyzajı tamamen yeniledik. Bu noktada sevgili mimarım Zeren Sağlamer’le frekanslarımızın tutması işimi oldukça kolay ve keyifli bir hale getirdi. Ayrıca lezzetli bir yemek menüsü eşliğinde, uzun ve güzel sohbetler yapacağımızı hayal ettiğim bir 'tek masa' konsepti yarattık. İçinde bulunduğumuz süreçte en çok özlediğimiz bu gibi anlar sanırım.

 

Canlı performanslar yine olacak mı?

 

Tabii ki... Hep konuştuğumuz yeni normal döneminde bu performansları hangi şartlarda yapabileceğimizi zaman gösterecek. Sürecin hepimiz için normale döndüğü durumda ise RidersInn Stage kaldığı yerden performanslarına devam edecek. İlk planda şu var: Daha erken saatlerde akustik sahnelere yönelebiliriz. 

 

SARMAŞ DOLAŞ ANLARI DAHA AZ GÖRÜRÜZ

 

Yeni normale geçeceğimiz bu yaz insanlar nasıl sosyalleşecek? Gerçekten sosyal mesafenin korunacağına inanıyor musun?

 

Bu soru sanırım tüm sektörün kafasında büyük bir soru işareti. Keza benim de! Bu süreçte insanların eski sosyal alışkanlıklarından bir parça uzak duracağını düşünüyorum. Mesela gece hayatındaki o sarmaş dolaş anları daha az göreceğimizden eminim. Riders olarak üzerimize düşen, gerekli önlemleri almak ve misafirlere gerekli uyarıları yapmak. 

 

Açılış partisini online yaptın. “Bu dönem bitsin dijitali unutmak istiyorum” diyor musun yoksa dijitale artık daha çok mu ağırlık vereceksin?

 

Dijitali biz unutsak, ne yapar eder hatırlatır kendini! Günümüzde ve gelecekte dijitalden kaçmak Covid-19'dan kaçmaktan daha zor. 2020 açılışını online'a taşımamızın sebebi tabii ki Covid. Diğer taraftan #ridersinnstage’in tüm performanslarını canlı olarak yayınlamak 2020 planlarım içerisindeydi. Bu anlamda altyapı hazırlığını önceden yaptığımız için 1500 kişinin online olduğu, üç ayrı performansın yapıldığı, 35 dostumun konuşmacı olarak katıldığı 3.5 saatlik online bir açılışın altından kalkabildik. 

 

Arda Önen’le beraber yeni bir oluşum içindesin. Neler yapacaksınız? Biraz anlatsana… 

 

Bu proje aslında kendi çizgilerimizin ötesine geçme projesi. Riders 22 ve Sail Loft’un kabuğunun dışında, ama benzer bir ruhla olduğumuz zamanları insanlarla paylaşmanın bir yolu. İnsandan, doğadan ve yolda olmaktan beslenecek. Yurtiçi ve dışında tasarlanmış seyahat rotalarını içeren; spor, macera ve doğayı, sevdiğimiz yol arkadaşlarımızla harmanladığımız geziler hazırlayacağız. Rota ve aktiviteler konusunda uzun süredir çalışıyoruz Arda’yla. 

Yeni içeriklerden

haberdar olmak için

abone olun!

MAIL

 

info@yuzumagazine.com

 

INSTAGRAM

Yuzu Magazine

@yuzu.mag

Yuzu Botanik

@yuzubotanic

© 2020 by YUZU Magazine

ADRESAvlu Bebek  |  İnşirah Sokağı, No:25/1 Bebek, 34342 Beşiktaş İstanbul