1karpatmutfak_edited.jpg

Mayıs 2020 | İnsan | Türkiye

En yeni seksi şef: Karpat Deviren

Yazı | Onur Baştürk

Aslında şehir plancısı. Ama “Sultans Of The Dance” gösterisinin en parlak dönemlerine denk gelmiş sıkı bir modern dans kariyeri de var. Sonrası çorap söküğü: Danstan hemen sonra MSA’da alınan atölye eğitimleri, Bodrum’a taşınıp “Tatlıcı” adlı profiterol dükkânı açma ve Casa dell’Arte Oteli’nin sahiplerinden Ahu Serter’le tanıştıktan sonra bu kez otelciliğe doğru evrilen yeni bir kariyer daha… 

 

Karpat Deviren gibi insanlara bayılıyorum! Hayatı sadece tek bir çizgide yaşamayan, yetenekleri doğrultusunda kendine yeni alanlar yaratabilen ve hikâyesini farklı deneyimlerle daha da ileriye götürmeyi başaran…

 

Karpat’ı en son bıraktığımda Emre Çelik’le beraber Bodrum ve Lizbon’daki Casa dell’Arte Otelleri’nin işletmesinden sorumluydu. Mutfağa bu denli ilgisi olduğunu ise karantina döneminde, “Karpat Mutfakta” adlı instagram hesabından öğrendim. Ve şimdiden kendisine “en seksi şef” kategorisinde ödülünü verdim bile! Gerisi onun ağzından… 

 

NEDEN SADECE TEK BİR İŞ YAPALIM Kİ? 

 

Modern dans, Bodrum'da profiterol dükkânı, sonra Casa dell’Arte Oteli. Ve şimdi mutfağa geri dönüş… Kariyerin artık buradan mı ilerleyecek? 

 

Aslında mutfaktan hiç çıkmadım. Kendimi bildim bileli bir şekilde mutfaktayım ve orada olmaktan keyif alıyorum. Emre (Çelik) ile birlikte başladığımız Bodrum maceramız beşinci yılında. Sevdiği şeyleri yapan, yaptığı şeyleri seven adamlarız. Bunu insanlarla paylaşmak ve tepkileri izlemek çok keyifli. 

 

Profesyonel olarak dansettiğim yıllarda da böyleydi. Şimdilerde yemek yaparken de aynı mutluluk ve heyecanı yaşıyorum. Hedeflerim ve istediklerime bakarak; kariyerimin tek bir çizgide değil, iç içe geçmiş, kesişen çizgiler ağında ilerleyeceğini biliyorum artık. 

 

Neden sadece bir işi, bir yerde yapalım ki? Bodrum ve Lizbon’da Casa dell’Arte otellerini işletmek, Florida’ya gidip Casa Hermanas’ın restoran kurulumuna katılmak, Bodrum’da Tatlıcı Bodrum’un ortağı olup aynı zamanda “Karpat Mutfakta” projesini yürütmek… Belki deli işi, ama deniyoruz. Daha yolda sürprizler de var!

KAHVALTI CÖMERT, ÖĞLE SAATİ ÇÖZÜM ODAKLI

 

Herkes karantina sürecinde şef yanını daha çok keşfetti. Kimi ekmek yapmaya doyamadı kimi de sağlıklı yemek yapmaya. Sen en çok hangi yemekleri yaptın? 

Daha doğrusu senin mutfak tarzın ne? 

 

İnsanın kendi kendini besleyebilmesi aslında çok temel bir yeti. Birçok insan hayat temposunda vakit bulamadığı için bu yönüyle bu dönem tanıştı. Yarın yine yapmayacak belki ama, en azından bu sektörde olana, yemek yapana saygısı ve takdirinde bir değişim olacak. 

 

Benim mutfak tarzım; iyi planlanmış haftalık bir alışveriş ve onun düzenli menüsüyle “Elde ne malzeme var, bununla ne yapabilirim?” arasında gidip geliyor! Tembel bir adam değilim ama evden çıkmadan, elimdeki malzeme ile ne yapabilirim diye diye reçeteler gelişti:)

Bu süreçte kahvaltıda cömert, öğle saatinde çözüm odaklı, akşam ise “Aman fazla ağır olmasın” eğilimli yemeklere gittim. Çekimler için yapılan ekmekler, hamur işleri ve tatlıların karşılığı ise her gün bir saat spor!

 

Mutfakta saatlerce vakit geçirebilir misin? Mesela kaç tane yemek yapabilirsin arka arkaya? 

 

Bu sorunun yanıtını psikopat gibi algılanmadan nasıl verebilirim?:) Mutfakta yemek yapmak terapi gibi. Kendimi kaybediyorum bazen. Ödümü patlatmak istersen ben yemek yaparken gelip, “Naber?” demen yeterli. Hoplarım muhtemelen! Dalıp gidiyorum mutfakta. Öyle bir rekor denemesi yapmadım, ama bir girişte 3-4 zeytinyağlı ve ana yemek yapıp çıkarım genelde. 

 

ZORLAYINCA FELAKETİN ÖLÇEĞİ BÜYÜYOR

 

Mutfakta hiç sıkıldığın olmadı mı?

 

Oldu elbette. Çok iyi fikir gibi gelen denemelerin hüsranla sonuçlananları can sıkıyor. Uğraşıp duruyorsun ve sonu bulamaçla biten bir deneme moralini bozuyor insanın. Bir de çok az olsa bile, “Bugün mutfakta olmamalıyım” dediğim zamanlar var. İnat etmeyip çıkıp bir yürümeyi, üstümden o enerjiyi atıp geri dönmeyi öğrendim. Zorlayınca felaketin ölçeği büyüyor! Sanırım hayatın her noktasında bu böyle. Bazen, “Hayır şimdi değil” diyebilmek lazım. 

 

EĞER TAT REFERANSIM YOKSA… 

 

Senin bile zorlandığın bir yemek söyle bize?

 

Sadece bir tane değil de şöyle anlatayım: Daha önce yemediğim bir yemek benim için hazırlaması en zor yemek! Tarifi birebir dahi uygulasam bende bir tat referansı olan bir yemek değilse kafamda hep bir soru oluyor: Bundan daha lezzetlisi nasıl olurdu? Başak burcuna huzur yok yani! İlla bir tane dersen, bir yılbaşı Beef Wellington yaptım arkadaşlarıma. Hâlâ dışı nasıl daha gevrek, içi nasıl daha sulu olurdu diyorum:))

 

Peki her gün olsa yerim dediğin bir yemek? 

 

Hiç düşünmeden: Yoğurtlu, etli yaprak sarma. Yurtdışında çok vakit geçirmekle de ilgisi var sanırım. Gittiğimde hem yoğurt özlerim hem de etli sarma! Ne zaman uzun bir yurtdışı turnesi ya da seyahatinden gelsem, annemleri ziyaretimde beni bekler. Anneminki bir başka oluyor...

HECHA İÇİN YAPTIĞIMIZ EKMEK VİDEOSU REKOR KIRDI

 

Hecha Türkiye hesabıyla da ortak çalışman var. Neden Hecha? 

 

Mutfakta, taze ve kaliteli ürün kadar kullandığın ekipman da çıkardığın yemeğin kalitesini ve aldığın zevki belirliyor. Keskin bir bıçak, ısıyı iyi ileten bir tencere ve tava. Hecha döküm tencere ve tavalar bence bu alanda Türkiye’de üretilen en kaliteli ürünler. Üstelik iyi bakıldıklarında yıllarca kullanılabiliyor. 

 

Neden Hecha ile ortak çalışma yaptık sorusuna gelince… Emre ile beraber, işletmesini yaptığımız Casa dell’Arte otellerinin sahiplerinden Ahu Serter, aynı zamanda Hecha markasının da sahibi. Karantina döneminde evde yaptığım yemeklerin tariflerini paylaşmaya başladım. Ahu bunları görünce “Hecha IGTV için de bir video çeker misiniz?” dedi. Hecha döküm tencerede, yoğurmadan ve yorulmadan yapılan bir ekmek videosu çekip paylaştık. Video neredeyse 100 bin görüntülenmeye ulaşıp rekor kırınca “Başka neler yapabiliriz?” dedik. Emre ile çekimlere devam ediyoruz. Birlikte bir ‘Hecha Elçi’liği üzerine çalışıyoruz. Mutfakta olmaktan keyif alan, gusto sahibi ve Hecha ürünleri ile yaptıklarını paylaşmayı sevenlerin buluşacağı bir platform hayalimiz var…

Fotoğraflar: 

 

1. Karpat Deviren’in mutfağından. 

2. Hecha döküm tava ve tencere

3. Alinea şefi Grant Achatz

4. Tablo gibi pastalarıyla ünlü Julie Jones. 

Hangi şefleri takip ediyorsun? Kimlerden ilham alıyorsun? 

 

Ülkemizde müthiş işler yapan şefler var. Hepsini hayranlıkla izliyorum. Dünyadan bana ilham verenler isimler ise şöyle: 

 

1. Alinea şefi Grant Achatz. Her yönüyle başlı başına ilham kaynağı benim için. 

2. French Laundry’nin şefi Thomas Keller bir ekol. 

3. Karim Bourgi. Patisserie konusunda beğendiğim bir şef. 

4. Amaury Guichon. Kendisi son çikolata bükücü! 

5. Julie Jones. Resim gibi turtalarını izlemekten çok keyif alıyorum. 

6. Tortik Annushka School ekibinin dünyanın en havalı kek ve pastalarını yaptıklarını düşünüyorum.

 

Sağlıklı yemek tutkunu olanlar için kolay hazırlanacak bir tarif versen? 

 

Wok’ta sebzeli makarna tarifi verebilirim. Sıcak suyu kaynatıp tam buğday penneyi ekliyoruz. Pişme süresi 8-9 dakika. Kızgın bir wok tavada 1 kaşık zeytinyağıyla önce ince doğranmış soğan, ardından 2 diş kıyılmış sarımsak, sonra istediğiniz doğranmış sebzeleri (sırasıyla havuç, kereviz, karnabahar, sonra daha yumuşak olan kabak, domates) birer kaşık su ilave ederek soteliyoruz. Wok ile yüksek ısıda pişirirken su ekleyince yağ koymaya gerek kalmıyor. Baharat ve sos olarak isteğe göre çok az soya sosu veya pekmez eklenebilir. Makarna al dente, yani dişe dokunur kıvama gelince süzüp wok’a ekliyoruz. Birkaç tur birlikte çeviriyoruz. Bu kadar. 

Yeni içeriklerden

haberdar olmak için

abone olun!

MAIL

 

info@yuzumagazine.com

 

INSTAGRAM

Yuzu Magazine

@yuzu.mag

Yuzu Botanik

@yuzubotanic

© 2020 by YUZU Magazine

ADRESAvlu Bebek  |  İnşirah Sokağı, No:25/1 Bebek, 34342 Beşiktaş İstanbul