Mayıs 2020 | İnsan | Türkiye

Transhuman evrimine hazır mısınız

Derleyen | Ufuk Baştürk

BBC ve HBO ortak yapımı İngiliz dizisi Years and Years’ın bir bölümünde ergenliğini yaşayan Bethany bir gün ailesine açılır. “Bu bedende mutlu değilim” der. Ailesi bu sözleri über bir anlayışla karşılar, “Seni her halinle seviyoruz canım, kızımız ya da oğlumuz olarak, her türlü” diyerek… Bethany şaşırır, “Ben cinsiyet değiştirmekten bahsetmiyorum ki, transhuman olmaktan bahsediyorum” diye. Bu kez şaşırma sırası ailededir! Önce bunun ne anlama geldiğini kavrayamazlar. Bethany açıklayınca da dehşete düşerler: “Bedeninden kurtulup sonsuz bir data oluyorsun. Her türlü bilgiye erişebiliyorsun. Bedeninden dolayı kısıtlanmaların ortadan kalkıyor”.

 

Nitekim dizinin ilerleyen bölümlerinde Bethany’nin “transhuman” olma maceralarına tanık oluruz. Çünkü Years and Years önümüzdeki 15 yılda olması muhtemel olayları gözümüzün önüne sererken en çok da bu konu üzerinde durur. Evet, bir tür Johnny Depp’in oynadığı Transcendence filminde olduğu gibi…

 

Peki gerçekten kendi türümüzün evriminin ötesinde yaşamayı hayal ediyor musunuz? Dünyada bir türün başka bir türe evrimleşmesi yüzyıllar boyu süren biyolojik süreç ve doğal seçilimle olurken tüm bunları bir anda atlamak acaba nasıl olurdu?

O zaman insanlığın yüzyıllar boyu sürecek evrimini on ya da birkaç yılda sağlayacak Transhuman, yani Transhümanizm akımına hoş geldiniz! Bu hareket, tıpkı dizide bahsedildiği gibi, insanlığı çığır açan teknolojilerle daha fazlasına dönüştürmeye kararlı!

 

İYİ DE TRANSHUMAN NEDİR? 

 

Aslında insan vücudunu teknoloji aracılığıyla geliştirmek neredeyse insanlık kadar eski bir fikir. Aletleri kullanmaya başlayıp ateşi kontrol etmeye başladığımızda ilk biyolojik engelimizi ortadan kaldırmıştık. Evrim kurtlara bir dizi sivri diş, çitalara eşsiz bir hız verdi ama insanlığa da en sofistike zekâyı! O zamandan beri insanlık bunu kullanarak yaşam boyu karşılaştığı birçok biyolojik eksikliği tamamladı.

 

Transhümanizm ise sadece çevremizdeki eksiklikleri karşılayacak şekilde değil; kendi biyolojimizi teknolojiyle değiştirip geliştirmekten bahsediyor. 

 

Örnek verelim: Şu anda miyop veya astigmatı gözlük ve lenslerle düzeltiyoruz. Ya da dişlerimizi diş telleriyle… 

 

Transhümanizm eksikliği olan bir gözü tamamen değiştirmekten yana! 

Dahası da var: Bedenimizin algılayamadığı birçok duyuyu tamamen algılayabileceğimiz şekilde geliştirmek istiyor Transhümanizm.

Dolayısıyla Transhümanizm aslında vücudumuzun herhangi bir bölümünü iyileştirmekle ilgilenmiyor. Esas derdi, onu mevcut işlevinden daha fazlasını mümkün kılacak şekilde mükemmele ulaştırmak… 

 

YAPAY BİR GÖZ NEDEN GÖREMESİN? 

 

Nöroplastisite, Transhümanizmi mümkün kılacak alanlardan biri. Normalde beyindeki nöronlar bilgiyle, travmayla, işlev bozukluğuyla ve uyaranlarla yeni bağlantılar kurabilme özelliğine sahip. Bu da beynin yeniden yapılandırılması için bir kapı aralığının her daim var olduğu anlamına geliyor. 

 

Yeni bir yetenek öğrenmek, bir bilgiyi ya da insanları hatırlamak, bilinçli bir şekilde düşünmemize gerek kalmadan bedenimizle karmaşık hareketleri yapabilmek bu yüzden çok da zor değil!

 

Nasıl mı? Şöyle: 

Nöroplastisite’nin öncülerinden nörobilimci Paul Bach-y-Rita, gözlerimizle değil aslında beyinlerimizle gördüğümüzü söyler. Duyularımızın birçok yönden değiştirilebilir olduğunu da! Mesela körlüğe karşı yaptığı öncü bir araştırmayla kişinin diliyle ‘görebilmesini’’ sağlamıştır (Bu noktada bakınız: BrainPort teknolojisi).

Görme, duyma, dokunma, koklama ya da herhangi bir duyuyu anlamanın anahtarı, dış uyaranları beynin işlediği elektrik sinyallerine çevirebilmek. 

Unutmayın; beynimiz çevremizdeki dünyanın duyusal algısını anlayabileceğimiz şekilde işliyor. Aslında elektrik sinyalleri sinir sistemimizde dolaşırken birbirlerinden herhangi bir farkları yok. Sadece beynin onları nasıl işlediğine (yorumladığına) bağlı olarak değişkenlik gösteriyorlar. İşte bu durum mevcut algılayıcılarımızın teknolojiyle yeniden yapılandırılması için bir açık kapı!

 

Işığın gözümüze girerek kornea ve retinamızı uyardığını ve nihayetinde optik sinir sisteminin bu uyaranla beraber sıfır değerinden 1'e döndüğünü biliyoruz. Peki bu durumda yapay bir göz, kızılötesi ve ultraviyole ışıkları içeren daha geniş spektrumları neden göremesin?

 

Eğer göz beynimiz için bir video kamera ise neden değiştirilmesin? Beyin başlangıçta farklı sinyalleri nasıl yorumlayacağını bilemeyecek, ama yorumlamanın da bir yolunu bulacak.

Herhangi bir ışığı yorumlayabildiği gibi yeni ışığın dalga boyunu ‘görmeyi’ de çözecek! 
Böyle bir şeyi düşünmek hali hazırda sensör değiştirmenin birçok örneği olduğundan ötürü hiç de zor değil. 

 

GELECEĞİN TRANSHÜMANİZMİ ŞU AN BAŞLADI BİLE

 

Bugün Transhümanistler çeşitli gruplardan oluşuyor. En önemli iki örnekten biri, DIY olarak bilinen ‘”Biyolojik Hackerlar”. Diğeri ise Amerikan Savunma Bakanlığı. 

 

Bir biyohacker bu hareket için vücudunu ortaya koyacak kadar istekli. Elbette bir tıbbi onay ya da yardım beklemeden… Tıpkı dizideki Bethany gibi. ‘Biyohacking’ kendi kendinize implant edebileceğiniz ve işyerinize geldiğinizde basit elektronik kilitleri açmanıza yarayan bir RFID etiketi ya da derinizin altına yerleştirip manyetik alanları belirlemenize yardımcı olabilecek ufacık bir mıknatıs bile olabilir!

 

İkinci grup Amerikan Savunma Bakanlığı demiştik… Dünya üzerindeki birçok ordunun Transhümanizm öncüsü olmaya can atması şaşırtıcı değil. Amerikan Savunma ve İleri Teknoloji Ajansı da (DARPA), şimdilerde Transhümanist teknolojileriyle askerlerin bir kertenkele gibi düz duvara tutunmasını sağlayan ‘yetenekler’ üzerinde çalışıyor! 

 

Önümüzdeki yıllarda bilgisayar teknolojilerinin giderek daha küçük boyutlara indirgenmesiyle yapay zekâya bağlı beyin implantlarının yapılması da mümkün olacak. Nitekim DARPA hali hazırda bunun araştırmasına da çoktan başladı. 

 

TRANSHUMAN NE KADAR İNSAN?

 

Kuşkusuz Transhümanizme dair çalışmalar birçok felsefecinin boğuştuğu o kaçınılmaz soruya yöneltiyor bizi: İnsan olmanın anlamı nedir? Evrimin bir sonucu olarak beynimiz ve beynimizin ürettiği teknolojik gelişmeler bizi biyolojik sınırlarımızın ötesine götürdü. 

 

Bu durumda yapay bir göz tüm bunlardan farklı mı? Değil. Ya da bir geyiği çıplak ellerle öldürmektense yeni bir okla öldürdüğümüzde daha mı az insan oluyoruz? Tüm bunlara kim karar verecek?

 

Dahası, gözlemci ve ekonomistler Transhümanist hareketin zenginlerle yoksullar arasındaki uçurumu daha da büyütebileceğine dikkat çekiyor.

Çünkü Transhümanist teknolojiler tahmin edilebileceği gibi pahalı olacak. Bu da demek olacak ki; zenginler dünyanın geri kalanından daha ilerde olacak ve geriye kalanlar için basit sağlık hizmetlerine ulaşmak bile çok zor olacak.

 

Peki Transhuman evrimine nasıl hazırlanmalı? Yapılması gerekenlerin başında şu var: Bu teknolojiler ilerledikçe insanlığın ırk olarak nereye gideceğiyle ilgili görüşlerin açık bir şekilde tartışılması… Çünkü bu teknolojiler hızlı bir şekilde geliştiriliyor. Dolayısıyla Transhümanizm’in bizi nereye götüreceğine yine bizlerin karar vermesi gerekiyor. Eğer bunu yapamazsak Transhuman geleceği çok da istediğimiz bir gelecek olmayabilir!

Yeni içeriklerden

haberdar olmak için

abone olun!

MAIL

 

info@yuzumagazine.com

 

INSTAGRAM

Yuzu Magazine

@yuzu.mag

Yuzu Botanik

@yuzubotanic

© 2020 by YUZU Magazine

ADRESAvlu Bebek  |  İnşirah Sokağı, No:25/1 Bebek, 34342 Beşiktaş İstanbul