dsc_0279_edited.jpg

Aralık 2020 | Art | Türkiye

Beş maske beş ayrı dünya

Baksı Müzesi’nde, 20 sanatçı ve tasarımcının katıldığı “Maske / Çağrışımlar” sergisinden Yuzu’nun seçtiği 5 favori iş. Eser sahiplerinin anlatımıyla…

 

(Sergi 15 mayısa kadar açık olacak)

Enis Karavil

“2020.313”

Geçmiş ve geleceğin kontrastını yansıtan bu maske, Apple’ın “Voice Control” sistemiyle geliştirildi. Maskeyi takan kişi konuşurken, senkronize bir şekilde metni ekrandan okumak mümkün.

Beyza Boynudelik

“MERHABA YABANCI”

 

Bugünün dünyasında “öteki”ni izleyen kentli birey, neredeyse tüm tanıklıklarını ekranın ardından, oluşturduğu avatarı ve idealize ettiği kimliğiyle, maskeli bir şekilde gerçekleştiriyor. “Gerçek” maskeler takmak zorunda kaldığımız 2020 yılında ise en çok ihtiyaç duyduğumuz şey ise aslında kendimizle, fauna ve florayla yeniden tanışmak, temas etmek… 2020 tarihli bu işim dahil son dönemde ürettiğim çoğu iş bu “temas” meselesi ve sosyolojik açıdan taktığımız sembolik maskeyi çıkarmak üzerine şekillendi.

Aykut Erol

“LOVE MASK”

İki gerçek var hayatta. Aşk ve ölüm. Yaşanan aşkın hissettirdiği de tam böyle bir şey. Beyinlere hükmeden sadece ve sadece kalptir. Nefes alışlar, kokular, sesler ve sonunda ruhlar iç içe geçmiş, sanki iki vücutta tek bir kalbin atışı duyulur. İki kişidirler ama tek ruh vardır. Aşkın kokusu oksijen etkisi yaratır damarlarında.

Simay Bülbül

“FANUSTAKİ ÇOCUKLUK”

 

Bahçede, sokakta, okulda oyun oynayacakları en değerli dönemi cam fanus olarak evlerin, duvarların arasında geçirip hayatlarının odak noktası oyuncak yerine maske olan çocuklar için tasarladım bu eseri. Bu nedenle cam pleksi üzerine siyah beyaz bir çocuk resmi baskısı üzerine logodan bir maske ürettim. Bunların hepsi cam bir fanus içinde sergileniyor.

Kerem Ariş & Merve Parnas Ariş (Uniqka Design House)

“ÖZ”

Herkese aynı maske giydirilmiş. Gözler kapalı, görmek imkansız. Ağız kapalı, konuşmaya izin yok. Kulaklar örtülü, duymak mümkün değil. Beyin örülmüş, sıkıştırılmış; düşünmek yasak. Her distopyada olduğu gibi çeşitlilik değil, tek düzelik hakim. Sorgulama değil, itaat bekleniyor. İnsan düşünen değil, güdülen bir hayvana dönüşmek üzere. Ufacık boşluklardan hava almaya çalışıyor. Az da olsa hala görüyor, duyuyor, düşünüyor, hatırlıyor. Maske sadece geçici bir kabuk. Maskeleneni gizler ama var olanı değiştirmez. Maskenin gizlediği, bastırdığı öz; benliğini muhafaza eder. Bu öz bir noktada maskeden kurtulur. Ve distopya sona erer… Kısaca: Maskeyi kavramsal olarak, geçici bir örtü olma özelliğiyle ele aldık. İnsanların baskı altında yaşadığı bir distopyada bile maskenin insan benliğini yok etmeye yeterli olmayacağını, umudun daima var olması gerektiğini ifade etmek istedik.

0