top of page
0C5A8319.JPG

January 2023 | People

Be original by Panerai vol l

HAKAN YILDIZ

Yazı & Fotoğraflar | Onur Baştürk

Sabah 06.00’da Beykoz Konakları’ndaki evinden kalkıp Sidney’deki Bondi Beach’in mikro bir versiyonu olan Riva Surf House’da sörf yapmaya gidiyor. Bir saat kadar dalgalarla boğuştuktan sonra soluğu şirketi Haker Group’un Levent’teki ofisinde alıyor. Creed, Juliette Has A Gun, Memo, Frederic Malle, Amouage ve Diptyque gibi birçok global parfüm markasının Türkiye temsilciliğini yaptığı ofisinde bir yandan işlerle ilgileniyor bir yandan da hayalini kurduğu yeni deneyimler, hobiler için planlama yapıyor. Çünkü onun hayat tarzının olmazsa olmazlarından biri yeni deneyimler yaşamak ve zamanı her daim iyi değerlendirmek. Kendisi gibi düşünenler için de yakın zamanda bir web sitesi açtı: www.bucketlist.com.tr

 

Hobilerini işe dönüştüren başarılı iş insanı Hakan Yıldız’dan bahsediyorum. Hakan’la sörf yaptığı Riva’da buluştuk ve Karadeniz’in hırçın dalgaları eşliğinde hayat tarzını, şimdiye kadar gerçekleştirdiği çılgın deneyimleri konuştuk. Özellikle sörfe olan tutkusundan ve katil balinalarla yüzme deneyiminden çok etkilendim.

 

“SÖRF, TABİATIN BİZE VERDİĞİ BEDAVA SÜRÜŞ KEYFİ”

Seni bildim bileli ekstrem sporlara meraklısın. En son bıraktığımda kite yapıyordun, şimdi dalga sörfü. Sörfe geçişin nasıl oldu?

 

Genel anlamda sporu, özellikle doğada yapılan sporları seviyorum. Ama yaptığım sporlara ekstrem demek doğru gelmiyor. Snowboard, kitesurf veya dalga sörfü yapabilirsiniz, ama bunu ekstreme taşımak aldığınız riskle doğru orantılı. Mesela 1 ya da 2 metrelik bir dalgada sörf yapmanın riski çok yoktur, ama 6 metrelik bir dalgada yapıyorsanız risk yüksektir. Yani yaptığınız gerçek anlamda ekstrem spor olur. Aynı şekilde dağda kayak ve snowboard yapabilirsiniz, ama ulaşımı sadece helikopterle olan bir dağdan kayak ya da snowboard yapıp uçurumun kıyısından paraşüt açıyorsanız o zaman benim gözümde ciddi bir ekstrem sporcusunuz!

Yapmaktan keyif aldığım her spor ise mevsimine göre değişiyor. Yazın kitesurf yapıyorum. Akyaka, Urla ve Gökçeada’da. Ama İstanbul’da dört mevsim dalga sörfü yapabiliyorum. O yüzden kitesurf’den dalga sörfüne geçişten ziyade, bulunduğum coğrafya ve mevsim hangi spora elverişliyse onu yapmayı tercih ediyorum.

Dalga sörfünü ise küçüklüğümden beri yapmak istiyordum. Sabah kalkıp elinde sörf board’u ile denize giden biri, arabası ve çantasıyla işe giden birine göre daha kaliteli bir hayat yaşıyor gibi hissediyordum.

Sörfü ilk nerede yapmaya başladın?

 

Türkiye’nin bu spor için elverişli olduğunu yaklaşık üç yıl önce keşfettim. Önce Kocaeli’nin Babalı köyündeki Danube Surf House’da, Tolga Hadımoğlu hocamdan ve yetiştirdiği öğrencilerden sörf dersi aldım. Hemen hemen birçok haftasonunu orada geçirdim. Bir kış ayında ise Sri Lanka’da sörf kampına gittim. Daha sonra İstanbul Riva ve Şile’de dalga sörfü yapılacak sahiller keşfettim. Meğer Karadeniz bu spor için bir cennetmiş! Riva Surf House’da Samet Mutlugün sörfümü geliştirmem için ciddi destek oldu. Evime yakın mesafede olduğundan dolayı fırsat buldukça, dalga durumuna göre, sabah 6 gibi Riva’ya gidip erkenden suda olmayı tercih ediyorum. Sonrası duş ve ofis!

 

Seni sörfe çeken ne oldu?

Öncelikle saatlerce suda zaman harcayıp aynı zamanda çok güzel bir manzaranın tadını çıkarıyorum. Bireysel bir spor olsa da; suda dalgaları izleyip bir sonraki alacağınız dalgayı heyecanla beklerken, gelişiminize yardımcı olan birçok tanımadığınız sörfçüyle bağ kuruyorsunuz. Ayrıca sörf hem eğlenceli hem de sağlık, mental sağlık ve atletizm açısından son derece faydalı bir spor.

Sörf öğrenmek kolay mı zor mu? Ne kadar sürüyor eğitimi?

 

Bir teorim var. Eğer yeni bir hobiye başlamak istiyorsanız, aralıksız sekiz saatlik eğitimden sonra hayatınıza motor kullanmaktan kitesurf’e kadar birçok spor veya hobiyi temel seviyede ekleyebilirsiniz. En azından benim için bu şekilde oldu. Ama aynı şeyi dalga sörfü için söyleyemiyorum! Aldığınız keyfe karşı harcamanız gereken emek bir o kadar fazla.

Dalga sörfü eğitimi son derece basit aslında. Temel bilgileri öğrenmeniz maksimum 1 ya da 2 saat. Ama asıl hikaye öğrendiğiniz temel bilgiyi suda uygulamak! Bu nedenle eğitim hiç bitmiyor. Bir dalga diğeriyle aynı olmuyor. Dalga yakalamak çok ayrı bir beceri. Diyelim yakaladınız, dalgada kayabilmek bambaşka bir beceri. Yani tüm bu süreci tamamlamak zamanınızı alıyor.

“KATİL BALİNALAR BİZDEN KORKUP YÖN DEĞİŞTİRİYORDU”

 

Norveç’te katil balinalarla yüzme deneyimi de yaşadın. Tam bir hafta sürdü diye biliyorum. O deneyimi anlatır mısın?

 

Bir gün arkadaşlarımla yemekteydim. Deneyimlerden ve herkesin ‘bucketlist’inde neler olduğundan bahsediyorduk. Arkadaşım, katil balinalarla yüzmek gibi bir hayali olduğunu söyledi. Ben de bu deneyim için en doğru adresin neresi olduğunu söyledim. Yaklaşık bir yıl önceden rezervasyonunu yaptığımız katil balinalar ve kambur balinalarla yüzme deneyimi için kasım 2019’da Norveç’e doğru yola çıktık. Bu muhteşem canlıları kendi tabiatlarında görme fikri bizi çok heyecanlandırmıştı. Bir araştırma teknesinden yolcu ağırlayabilen bir tekneye çevrilen 1958 yapımı Kinfish teknesinin ufak kamarasında 3 kişi, tam 1 hafta deniz üzerinde konakladık.

Norveç’te kasım ayında hava sabah 8 gibi aydınlanıp 15.30 gibi kararır. Hava genellikle gündüz 9 derece civarında olup suyun sıcaklığı da 8 derece gibidir. Kısacası buz gibi! Büyük deniz canlılarıyla ilgili belgeseli olan Patrick Dykstra rehberliğinde her sabah saat 7’de DrySuit adı verilen soğuk suya dayanıklı giysilerimizi giyiyor, botlara atlayıp katil balinaların yüzme rotasını bulmak için yola çıkıyorduk. Koca okyanusta bu canlıları bulmak için teknemiz diğer balıkçı tekneleriyle iletişime geçip hangi bölgelerde görüldükleri hakkında bilgi ediniyordu. Yemek bulabildikleri için balıkçı teknelerinin çok da uzağında olmuyorlardı.

Yüzme rotalarını bulduğumuzda, onları rahatsız etmeyecek şekilde yüzdükleri yönün biraz önünde durup elimizde sualtı kameralarıyla sessiz bir şekilde suya giriyorduk. Çoğu kez katil balina dediğimiz Orca sürülerinin suda hemen altımızdan ve yakınımızdan geçmesine tanık olduk. Bize bir şey yaptılar mı? Tabii ki hayır! Yaklaşık 8 metre uzunluğunda ve 5 ton ağırlındaki bu canlılar sizin suda tam olarak nerede olduğunuzun aslında çok farkındalar. Bizim onlardan korkmamızın yanı sıra onlar da bizden korkuyordu. Hatta birçok kez suya girmemizin ardından yönlerini değiştirip kaçtıklarına tanık olduk.

Yani tehlike değiller mi?

 

Kulağa başta korkunç gelse de aslında katil balinalar bir yunus türü. Bu balinaların insana saldırganlığı hemen hemen hiç yok. Aynı şeyi kambur balinalar için de söyleyebiliriz. Zaten hiçbir canlı bir tehdit altında değilse kendi besin zinciri dışındaki bir canlıya zarar vermek istemez. Maalesef bunu sadece insanlar yapıyor.

 

“DENEYİMLER BİZİMLE KALIR, EŞYALAR GİBİ DEĞİLDİR”

 

Sonunda tüm bu ekstrem deneyimleri herkese yaşatabileceğin bir de web sitesi kurdun: Bucketlist. Nereden aklına geldi bu proje? Şu an sitede hangi deneyimleri vaat ediyorsun insanlara?

Hem okul hem de iş için son 20 yıldır birçok ülkede yaşadım ve farklı sektörlerde çalıştım. Bu sayede toplumların davranışlarını, tüketim alışkanlıklarını, yaşam tarzlarının ülkeden ülkeye ve kültürden kültüre ne kadar çok farklılık gösterdiğini farkettim. Gelişmiş toplumların yaşamak ve zenginlik kavramıyla, gelişmekte olan ülkelerin bu kavramlarının farklılıklarını inceledim.

 

Çoğumuzun günlük rutinleri birbirine benziyor aslında. Sabah kalkıyoruz, çok keyifli olmayan haberleri izleyip keyif almadığımız trafikte, azınlık hariç, keyif almadığımız bir işe gidip, akşam yine trafikte eve gelip yemeğimizi yiyip televizyon programlarını izleyerek geçiriyoruz. Bu döngünün içerisinde mutlu olabilmek adına bize geçici mutluluk veren yemek alışkanlıkları, alışveriş alışkanlıkları ve hayat tarzları ediniyoruz. Aslında bakış açımızı biraz değiştirirsek tüm hayatımızın ne kadar değişeceğini görebiliriz. Bunu söylüyorum, çünkü benzer süreçten kendim geçtim ve aradaki farkı biliyorum.

 

Dostlarınızla keyifli bir ortamda bulunduğunuzda inceleyin. İnsanlar birbirlerine yaşadıkları anıları anlatırken mutlu olur, gittikleri bir yerden bahsederken veya birlikte yaşadıkları bir deneyimi konuşurken… Çünkü yaşadığımız deneyimler hep bizimle kalır, eşyalar gibi değildir. Çok sevdiğiniz bir telefonun heyecanını alana kadar ya da aldıktan sonra 1 saat yaşarsınız. Daha sonra ilk heyecanınız kaybolur. Yaşadığınız bir deneyimi ise ömür boyu hatırlarsınız ve her bulunduğunuz ortamda anlatırsınız. Çünkü o size kalıcı bir mutluluk vermiştir. Bu fikirden yola çıktım: Neden yaşadığımız deneyimleri ve anıları biriktirmeye başlamıyoruz? Özellikle bunu sevdiklerimizle birlikte paylaşarak yapmıyoruz?

“AKTİF SPOR YAPTIĞIM İÇİN HAFİF SAAT TERCİHİM”

 

Doğada zaman daha mı yavaş akıyor yoksa zamanı hissetmiyor musun?

 

Yavaş akıyor. Ama bu güzel bir haber. Çünkü oturup çevrenizi izlemeye, incelemeye veya kendinizi dinlemeye olanak sağlıyor.

 

Zamanı yakalamak için hızlı hareket edip yıprananlardan mısın yoksa zamanın akışıyla uyumlu musun?

 

Zamanla akmak fikri daha doğru, ama evet ciddi derecede aktif olmaya çalışıyorum. Gün içerisinde birçok şeye zaman ayırabilmek için yemek düzenim ve uykuma son derece dikkat ediyorum. Uyku demişken altı saatten fazla uyumamaya gayret ediyorum. Hobilerime, aileme, işime gerekli zamanı ayırabilmek için.

Sörf çekimi sırasında kullandığın Panerai’nin Submersible model saatleri balıklama dalmadığın sürece suya dayanıklı. Nasıl bir duyguydu sörf sırasında saat kullanmak?

Açıkçası sörf yaparken benim için iki kriter var. İlki şu: Saati bilmek isterim. Çünkü gün içinde yapmam gereken birçok şey var. Eğer kolumda saat olmazsa çok rahat üç saatimi suda geçirebilirim. O yüzden saat olmazsa olmazım. İkinci kriter, aktif spor yaptığım için hafif saat kullanmak benim için önemli. Her iki açıdan da beni son derece memnun etti açıkçası.

bottom of page