top of page

836 results found with an empty search

  • Seyahat

    Ağustos 2020 | Seyahat | Yunanistan Bir yaz hayali: Parilio Yazı | Onur Baştürk S ınırlar açılsa hemen ertesi gün soluğu Yunan Adaları’nda alacak birçok insan tanıyorum. Bu ayıplanası bir şey değil. Kendi topraklarını sevmemek anlamına da gelmiyor. Çoğu insan için Yunan Adaları’nın temsil ettiği şey aslında şu: Eski ya da özgün olanın aynen korunmuş olması. Hiç değişmemesi. Gittiğiniz koyun ertesi yaz herhangi bir yapılaşmayla bozulmaması… O tahta sandalye. O romantik ve rahatsız etmeyen dozunda salaşlık… Ne bileyim; tüm bunların hepsi denilebilir işte. Bir yandan yeni şeyler de olmuyor değil Yunan Adaları taraflarında. Orijinal ruha sadık kalarak yaratılan yeni ve özgün şeyler. YUZU olarak onların peşindeyiz zaten. Radarımıza giren otellerden biri de Paros’taki Parilio. Sevgili Serdar Kutucu sayesinde (hatırlayınız; Yaz Sayısı’nda CEO’su olduğu yeni topluluk Slow’u konuşmuştuk kendisiyle) keşfettim Parilio’yu. Bu yaz bizzat gidip göremesem ve sadece fotoğraflarına bakıp iç geçirsem de, önümüzdeki yaz kalmayı en çok istediğim oteller listesinin ilk sıralarında yer alıyor Parilio. 33 SÜİTİ VAR Sizi otelin nefis fotoğraflarıyla baş başa bırakmadan önce biraz bilgi vermek isterim… Design Hotels üyesi Parilio, Naoussa Körfezi'ndeki Kolympithres plajıyla Naoussa balıkçı köyü arasında yer alıyor. Otel, adanın her yerinde bulunan blok beyaz mimari stilini kendi organik, sade lüks markasıyla harmanlamış. Aurora, Halo, Uranus süitleri ve özel havuzuyla Sun Suite; Parilio’yu oluşturan ana parçalar. Unutmadan toplam 33 süit var. Parilio restoranıyla da iddialı. Şef Alexandros Tsiotinis, adanın gastronomik mirasını simgeleyen yemekler sunuyor misafirlere. Otelin en dikkat çekici yeri ise iki etkileyici kayanın yer aldığı havuz ve güneşlenme terası. Özellikle gün batımında manzaranın bu noktadan şahane olduğunu söylüyor Parilio’cular… SEYAHAT | Kategorinin diğer yazıları İzlanda’nın Sırları Rota Karadeniz, hedef ‘doğal izolasyon’ Zamanın durduğu şehir: Harar Kyoto’da bir ‘ryokan’da kaldım Karavan tatiline dair merak ettiğiniz her şey Issızlığın ortasındaki 10 inziva oteli Açıl susam açıl: Marakeş Test sonucunu göstererek uçağa bineceğiz Asya’nın mistik kapalı kutusu: Myanmar Tsipouro içmeden o adadan dönmeyin! Issız kanyonun ortasında: Amangiri Mars'a gitmiş kadar oldum! Buenos Aires’te yapmanız gereken 20 seksi şey

  • Seyahat

    January 2024 | Vol 11 TR below an ADVENTURE from CALIFORNIA to the NORTHERN AEGEAN words Alp Tekin pho tos Onur Baştürk There are many villages located at the foothills of the Ida Mountains in the northern Aegean region of Turkey. One of them is Yeşilyurt. And one of the best hotels in Yeşilyurt, a village of Ayvacık, Çanakkale, is Nadas. I get surprised when I enter Nadas, because it’s on a very large land. Moreover, since it is located in the upper part of the village, it is completely surrounded by the forest, and everywhere is green. The hotel, consisting of 11 rooms and 3 villas, has two important creators: The first is the investor of the hotel, Süleyman Uysal. The other is Hande Gündoğar. The real story is how these two people from different worlds came together for Nadas… Hande Gündoğar has been living in Laguna Beach, California in the USA for the last 17 years. Picture Laguna Beach now: To the southwest of the Orange County. A small town with picturesque beaches and long hiking trails, attracting six million visitors every year during the summer season filled with art festivals... Hande Gündoğar, who was running a restaurant here with her husband, comes to Turkey on a summer vacation after the sudden death of her husband. During her holiday, she also stops by the Northern Aegean, to Yesilyurt, to see a friend. She meets many people in the village, except for Süleyman Uysal. A month after returning to the USA, Hande receives a phone call: “Would you work with us at Nadas in Yeşilyurt?” Because everyone keeps telling Süleyman Uysal that Hande is the best for this job. Afterwards, things develop rapidly: Hande’s immediate transition from California to Ida Mountains in the first days of opening up after the pandemic and her starting a new life here. Nadas opens shortly after and quickly stands out among the best hotels in the region. THE TARGET IS ABROAD Uysal and Gündoğar are now eager to take Nadas even further. They aim to both invest in the hotel’s restaurant from a gastronomic point of view and open a branch of Nadas abroad. Frankly, it looks like this part of the Northern Aegean will become more active and productive thanks to these two creative people from different worlds. Kuzey Ege tarafında yer alan Kaz Dağları eteklerine konumlanmış birçok köy var. Onlardan biri de Yeşilyurt. Çanakkale, Ayvacık’a bağlı Yeşilyurt’un en iyi otellerinden biri ise Nadas. Nadas’ın içine girince şaşırıyorum, çünkü çok geniş bir arazisi var. Üstelik köyün yukarısında konumlandığı için etraf tamamen orman, yer gök yeşil! 11 oda ve 3 villadan oluşan otelin iki önemli yaratıcısı var: İlki, otelin yatırımcısı Süleyman Uysal. Diğeri ise Hande Gündoğar. Esas hikâye, farklı dünyalara sahip bu iki insanın Nadas için nasıl bir araya geldiği… Hande Gündoğar son 17 yıldır Amerika’da, Kaliforniya’daki Laguna Beach’te yaşıyor. Hemen Laguna Beach’i gözünüzde canlandırın: Orange County’nin güneybatısı. Pitoresk plajlar ve uzun yürüyüş parkurlarına sahip, sanat festivalleriyle dolu yaz mevsiminde her yıl altı milyon ziyaretçinin akın ettiği küçük bir kasaba… Burada eşiyle beraber bir restoran işleten Hande Gündoğar, eşinin ani ölümü sonrası bir yaz tatilinde Türkiye’ye geliyor. Tatil sırasında arkadaşını görmek için Kuzey Ege’ye de uğruyor, Yeşilyurt’a. Köyde birçok insanla tanışıyor, ama Süleyman Uysal hariç. Amerika’ya döndükten bir ay sonra Hande bir telefon alıyor: “Yeşilyurt’taki Nadas’ta bizimle çalışır mısınız?” Çünkü herkes “Bu iş için en iyisidir” diyerek Hande’yi söylüyor Süleyman Uysal’a. Sonrasında olaylar hızla gelişiyor: Pandemiden sonraki ilk açılma günlerinde Hande’nin Kaliforniya’dan Kaz Dağları’na dikey geçişi ve burada başlayan yeni yaşamı. Kısa süre sonra Nadas açılıyor ve bölgenin iyi otelleri arasında hızla ön plana çıkıyor. HEDEF YURTDIŞI Uysal ve Gündoğar şimdi Nadas’ı daha da ileriye taşıma hevesinde. Hem gastronomik açıdan otelin restoranına yatırım yapmayı hem de yurtdışında Nadas’ın bir şubesini açmayı hedefliyorlar. Doğrusu, farklı dünyalara sahip bu iki yaratıcı insan sayesinde Kuzey Ege’nin bu kısmı daha çok hareketlenip verimli hale gelecek gibi. for more Print VOL XI - 2023 / 24 Out of Stock Add to Cart

  • Seyahat

    February 2024 | Travel TR BELOW PARADERO words Alp Tekin photos Onnis Luque Design hotels are the star of their region. This is an unequivocal rule. The Paredero Hotel, which opened in 2021, has also put another little-known side of Mexico on travelers' radar, the small beach town of Todos Santos, at the far end of the Baja California peninsula below San Diego. Overlooking the Pacific Ocean coast, the Paradero describes itself as more of a landscape project with luxury suites than a hotel. They are right in their assertions. That's because all the suites overlook the meticulously landscaped gardens, where the cactus plays the starring role. Paradero's architectural and landscape design is by the Mexican design studio Polen Arquitectura de Paisaje. Inspired by the ever-changing desert, the Polen team is excited about Paradero: “The wind and the seasons constantly reshape the desert. A single movement of the wind changes the desert. We worked on a wind-inspired design without clean lines to emphasize this movement. The appearance of the desert also changes because of water and rain, albeit rarely. The color, smell, and texture of all the desert flora can change in the blink of an eye. We have used only plants native to the region to highlight this fantastic event. So these plants have grown naturally without additional water or human intervention. This way, hotel guests can experience the desert in its truest form”. Based on the idea of “water and its perceptive senses”, Poland's design team created a stream of water that flows through the hotel, leading guests to a natural oasis. Roads were built from the softest sand in the region to complement this experience and encourage guests to walk barefoot simultaneously. I think it's great! THE DESERT SHOWS ITSELF SLOWLY An idea about the desert exists: “The desert reveals everything little by little to the one who tries to discover it. There is also a special way to get there”. The same path was fallowed in the design of Paradero. Like the desert itself, which is vast and wide but made up of unique areas, the goal was to experience the desert as you walked through Paradero. In fact, the team of Poles designed the most significant part of the hotel's creation process, inspired by their travels in the desert of Baja California: “We walked on old roads, feeling the textures and enjoying each piece. We grew endemic desert species in a special greenhouse for over a year and we planted these young plants alongside many old seedlings that already exist in the area. This allowed us to combine different species at different altitudes to simulate natural growth in the desert”. PUEBLO MAGIC: TODOS SANTOS - With the most favorable climate in Baja Sur and described as a “Pueblo Magic” (magical town), Todos Santos is a haven for artists, artisans, surfers, and travelers seeking adventure, natural beauty, and a healthy lifestyle. - While you are here, visit the world-famous surf spot Playa Los Cerritos and the charming neighboring village of El Pescadero. Tasarım oteller bulunduğu bölgenin yıldızını parlatıyor. Bu her daim şaşmayan bir kural. 2021’de açılan Paredero Otel de Meksika’nın pek bilinmeyen bir başka tarafını, San Diego’nun aşağısında yer alan Baja California Yarımadası'nın en ucundaki küçük sahil kasabası Todos Santos’u gezginlerin radarına soktu. Pasifik Okyanusu kıyısına bakan Paradero kendini otelden çok, lüks süitleri olan bir peyzaj projesi olarak tanımlıyor. Ki bu iddialarında haklılar. Çünkü tüm süitler kaktüsün başrolde olduğu özenle yapılmış bahçelere bakıyor. Paradero’nun mimari ve peyzaj tasarımı Polen Arquitectura de Paisaje isimli Meksikalı tasarım stüdyosuna ait. Sürekli değişim içinde olan çölden ilham alarak tasarımı gerçekleştiren Polen ekibi Paradero’yu anlatırken heyecanlı: “Rüzgâr ve mevsimler çölü durmadan yeniden şekillendirir. Rüzgârın tek bir hareketi çölü dönüştürür. Dolayısıyla bu hareketi vurgulamak için rüzgârdan ilham alan, kesin çizgilerin olmadığı bir tasarım üzerinde çalıştık. Çölün görünümü seyrek de olsa su ve yağmurla da değişir. Tüm çöl florasının rengi, kokusu ve dokusu bir anda farklılaşabilir. Bu fantastik olayı vurgulayabilmek için sadece bölgeye özgü bitkileri kullandık. Böylece bu bitkiler fazladan su ya da insan müdahalesine ihtiyaç duymadan doğal olarak yetişti. Bu sayede otel misafirleri çölü en gerçek haliyle yaşayabiliyor”. Polen’in tasarım ekibi “su ve onun algılayan duyular” fikrinden yola çıkarak otelin içinden akan ve konukları doğal bir vahaya götüren su akışını yaratmışlar. Bu deneyimi tamamlayıcısı olarak da -aynı zamanda konukları çıplak ayakla gezmeye teşvik etmek için- bölgenin en yumuşak kumlarından yollar yapılmış. Bence şahane! ÇÖL KENDİNİ YAVAŞ YAVAŞ GÖSTERİR Çöle dair şöyle bir kanı var: “Çöl, kendisini keşfetmeye çalışanlara her şeyi yavaş yavaş gösterir. Bunun da özel bir yolu vardır”. Paradero’nun tasarımında da bu yol izlenmiş. Uçsuz bucaksız ve geniş olmasına rağmen benzersiz alanlardan oluşan çölün kendisi gibi, Paradero’nun içinde dolaşırken çölü keşfetme deneyimini yaşatılmak istenmiş. Nitekim Polen ekibi otelin yaratım sürecinin en önemli kısmını Baja Kaliforniya çölüne yaptıkları gezilerden ilhamla oluşturmuş: “Antik yollarda yürüdük, dokuları hissettik, her bir parçanın tadını çıkardık. Bir yılı aşkın bir süre özel bir serada çöle özgü endemik türler yetiştirdik ve o genç bitkileri bölgede zaten var olan birçok yaşlı fidenin yanına diktik. Bu bize, çöldeki doğal büyümeyi simüle etmek için farklı yüksekliklerdeki farklı türleri bir araya getirme fırsatı verdi”. PUEBLO MAGIC: TODOS SANTOS - Baja Sur'daki en elverişli iklime sahip olan ve “Pueblo Magic” (büyülü kasaba) olarak nitelenen Todos Santos, macera, doğal güzellik ve sağlıklı bir yaşam tarzı arayan sanatçılar, zanaatkârlar, sörfçüler ve gezginler için sığınak gibi bir yer. - Buraya kadar gelmişken dünyaca ünlü sörf alanı Playa Los Cerritos'u ve büyüleyici komşu köy El Pescadero'yu ziyaret etmekte fayda var. for more Print VOL IX - 2023 Out of Stock Add to Cart

  • Seyahat

    April 2023 | Travel | Vol 9 KISAWA An Eco-Oasis on Benguerra Island Words Laura Cottrell Located 14 kilometers off the coast of Mozambique, Kisawa Sanctuary is a true ecological haven spread across 750 acres, with 22 bungalows. Its commitment to sustainability is more than a promise; it’s backed by innovative practices. During construction, a 3D printer was used to create mortar from local sand and seawater, while cement-free building solutions were prioritized. The use of SureFoot systems, which eliminate the need for concrete foundations, reduced cement consumption by up to 60%. Additionally, Sudpave technology was employed to pave the roads using recycled, non-toxic materials. A ROYAL VISIONARY'S TREASURE The visionary behind Kisawa is Nina Flohr, the daughter of Thomas Flohr, founder of VistaJet, where she served as creative director until 2016. Nina also carries a royal lineage, as a princess of Greece and Denmark. Kisawa, however, is her crowning jewel. Nina not only shaped its ecological ethos but also meticulously curated every design detail. One striking example is her collaboration with the local community from the very beginning of the project. She prioritized hiring women and worked closely with Mozambican artisans to reflect the traditions and culture of the region. To celebrate African craftsmanship, she also sourced objects and accessories from across the continent. From Nupe pottery crafted by a Nigerian tribe to hand-carved Makonde chairs from Tanzania, and antique pieces from Senegal and Ghana, every corner of Kisawa showcases these elegant ethnic elements. CONNECTIONS BETWEEN EARTH, AND LAND The name Kisawa means "unbreakable," reflecting its mission to forge strong connections between the earth, life, and land. This bond is evident from the moment you step into its unique design. And it comes with no compromise on comfort: each bungalow features a private beach, open-air terrace, infinity pool, outdoor lounge, and kitchen. A RESEARCH OUTPOST ON THE OTHER SIDE At the opposite end of the island lies the Bazaruto Center for Scientific Studies (BCSS), Kisawa’s sister project founded by Nina Flohr. It’s the first African ocean observatory dedicated to monitoring multiple ecosystems and climate change. This non-profit facility operates on a zero-waste strategy and is powered by solar energy, embodying yet another of Flohr’s dreams. MUST-DO EXPERIENCES AT KISAWA During your stay at Kisawa, don’t miss these unique experiences: - Take a boat trip to spot dugongs and dolphins. - Visit Crocodile Lake and enjoy a breakfast picnic. - Go birdwatching with a guide to discover over 150 species. - Climb the red sand dunes to watch the sunrise over the Indian Ocean. WHEN AND HOW TO VISIT - Benguerra Island is accessible via direct flights from Johannesburg (JNB), Maputo (MPT), and Kruger Mpumalanga (MQP) airports. - Wondering about the best time to visit Kisawa and Benguerra Island? The warmest months are December, January, February, and March. for more Print VOL IX - 2023 Out of Stock Add to Cart

  • Seyahat

    Mayıs 2020 | Seyahat | Türkiye Rota Karadeniz, hedef ‘doğal izolasyon’ Yazı | İsmail Polat Y az göründü. Planlar yeni trende uygun olarak ‘community’lerde dönmeye başladı bile. Herkes ‘şimdilik’ gözlerden uzak, izole tatilin peşinde. Kalabalıklardan uzak olmak bu yaz herkesin hayali, ama nasıl? İkinci bir emre kadar yurtdışına çıkmak da yasak, o zaman doğal izolasyonun doğal merkezine ışınlanıyoruz. Çamlıhemşin’e… Karadeniz, özellikle Rize’nin Çamlıhemşin’i son yılların gözdesi. Yemyeşil doğa, uzun ve sallantılı yollar, dere sesi ve kendiliğinden sarmalayıp peşinizi bırakmayan tatlı bir huzur. Tüm bunların merkezinde ise bölgenin en güzel oteli var: Nordic Otel! İki yıl önce keşfettiğim ve müthiş anılarla döndüğüm Karadeniz gezimin merkezine oturan oteli çevreleyen nefis yaylalar da unutulmaz. Koronavirüs sonrası izole tatiller gözde olacaksa, burada isteseniz de kalabalıklara karışamak zaten mümkün değil. Nordic Oteli ve Bukla Tur’un sahibi, bölgeyi en iyi bilen uzman rehberlerden Bülent Saraloğlu’na iyi bir Karadeniz turunun tüm detaylarını sordum. BU SEZON 6-7 KİŞİLİK TURLAR DA BAŞLAYACAK Karadeniz son yıllarda çok popüler. Nedir bölgeyi bu denli çekici kılan? Doğa turizmi dünyada hızla artan bir trend. Turizm sektörü yüzde 4 ile 7 arasında büyürken doğa turizmi yüzde 20-30 büyüyor. İnsanlarda doğa ve çevre bilinci arttıkça bu tip butik doğa turlarına olan talep de artıyor. Artık insanlar sadece gezip görmek değil, deneyim de yaşamak istiyor. Doğa ve bu bölgede olan canlı yayla kültürü bu deneyimi fazlasıyla sağlıyor. Nordic Otel de turizm tesislerinden ve kalabalık turist gruplarından uzakta, kendi başına dere ve orman kenarında oldukça izole bir yerde. Bölgedeki nadir butik otellerden biri. Ayrıca en geniş odalara sahip otellerden. Bahçesi, deresi, deredeki havuzu ve bölgedeki yegâne yoga salonuyla insanların oldukça ilgisini çekiyor. Koronavirüs sonrası için hazırlığınız nasıl? Turlarımız zaten 15 kişilik, fakat her turumuzun artık bir de “exclusive” seçeneği olacak. Bu turları en fazla 6-7 kişilik yapacağız. Biraz daha pahalı olacak haliyle. Araçlarımız düzenli olarak dezenfekte edilecek, havalandırma filtreleri sık sık değişecek. Rehber, şöför ve araç değişimi ise mümkün olduğunca yapılmayacak. Personelimiz otelde konaklayacak ve dışardan izole olacak. Yiyecekler dezenfekte edilip depolanacak, yemekler tarafımızdan servis edilecek ve insanların yemeklerle teması olmayacak. İsteyenlere tek kullanımlık servis ekipmanı sunacağız. Odalar 12 saat önceden dezenfekte edilecek. Misafir istemedikçe odaya günlük temizlik için girilmeyecek. Sık kullanılan yerler bolca dezenfekte edilecek. Personel ve misafirlerin düzenli olarak ateşi ölçülecek. POPÜLER OLMASINI İSTEMEDİĞİMİZ YAYLALAR VAR Turların en çekici kısmı yaylalar. Hangileri popüler? Instagramdan sonra Pokut, Gito, Huser ve buzul gölünün olduğu Avusor yaylaları popüler oldu, ama henüz popüler olmayan ve açıkçası çok da popüler olmasını istemediğimiz yaylalar hâlâ var. Mesela? Bal ormanlarıyla ünlü, aynı zamanda Fırtına Vadisi’nin en derin ormanına sahip Maselevat Vadisi. Buradaki Tatskeri Yaylası 1900 metre yüksekliktedir ve çok iyi korunmuştur. Bazı yaylalarda olduğu gibi Tatskeri Yaylası’nda ahşap dışında bir yapıya izin vermiyorlar. Zaten ulaşımı ne kadar zorsa, yayla o kadar bakir kalmış oluyor. Özellikle Ayder’in doğusunda kalan yaylalar bu konuda daha şanslı ya da 2000 metrenin üzerinde kalan yaylalar. Mesela 2400 metre yükseklikteki Koç Düzü Yaylası. Bu yaylanın hemen önünde Adalı Göl var. İçinde yüzen bitki adalarıyla bölgede tek olma özelliğine sahip. Bu yüzen adacıkların üzerine çıkılabiliyor. O gölün hemen üzerinde adını bizim koyduğumuz Cennet Cehennem Tepesi var. 2800 metredeki Lelvan Gölü Geçidi’nden ise Altıparmak, Kaçkar ve Marsis dağlarıyla, yaylaları, hatta denizi görmek bile mümkün. SONBAHARI ÖNERİYORUZ Bölgeyi tam anlamıyla yaşamak için ne zaman gelmeli? Aslında en güzel sezon sonbahar. “Karadeniz sonbaharda çok yağmurlu olur” algısından dolayı maalesef herkes temmuz ve ağustos aylarını tercih ediyor. Ama geçmiş yılların istatistiklerine baktığımızda temmuz ve ağustosun sonbahara göre çok daha fazla yağmurlu olduğunu rahatça söyleyebiliriz. Yani biz sonbaharı şiddetle öneriyoruz. Nasıl bir hizmet ve program sunuyorsunuz? 12 adet farklı turumuz var. Bunların yanında ailelere, arkadaş gruplarına, şirketlere kapalı turlar düzenliyoruz. Turlar grupların isteği doğrultusunda sonsuz seçenekte olabilir. Yürüyüşlü, yürüyüşsüz, kamplı ya da otelli, yayla evi konaklamalı… Karadenizli olmak işinizi kolaylaştırıyor mu? Evet, Karadenizli olmak büyük avantaj. Bukla Tur’un operasyonları bu bölgede oldukça oturmuş durumda. Şöföründen oteline, rehberinden restoranına hizmet aldığımız yerlerden hizmet verdiğimiz alanlara kadar her şey bir düzen içinde. Herkes ne yapacağını biliyor. Karadeniz zor bir bölge. Hem lojistik hem de insanı anlamında. Eğer insanını tanımıyor ve idare etmesini bilmiyorsanız, bu bölgede başarı oranınız çok düşük. ARAPLAR OLMADIĞI İÇİN KARADENİZ GÖZDE OLACAK Bu sezon Nordic Otel cephesinde neler olacak? Bu sezon butik tur ve butik otellerin yıldızı parlayacak. Bu demek değil ki bir patlama bekliyoruz. Ama bir farkındalık oluşacak. İnsanlar bildiği otellere, bildiği insanlarla gitmeyi tercih edecek. Biz de bu süreçte tedbirleri göze sokmak istemiyoruz. Elbette tedbirlerimiz olacak, ama insanların tatilde olduğu hissinden kopmasını da istemiyoruz. Ayları karantinada geçmiş insanlara otelde karantina havası yaratmanın anlamı yok. Gerçekten de Karadeniz özellikle bu yaz Arapların da olmamasından dolayı iç pazarın gözdesi olmaya aday. Tabii en büyük dezavantajımız ulaşım. Uçağa binmek istemeyenler kendi araçlarıyla uzun bir yolculuğu göze alacak. Ama belki yolda olmak, yola çıkmak iyi gelecektir insanlara. Kim bilir Karadeniz sahil yolu belki bir “turistik yol” olacak. OTEL BİNAMIZ ESKİDEN İLKOKULDU Nordic’in mor binasının da ilginç bir hikâyesi var değil mi? Evet, binamız eskiden okulmuş. 1940’lı yıllarda Mollaveyis Köyü İlkokulu olarak köylüler tarafından yapılmış. Hem arazisi hem bina köylüler tarafından bağışlandı. 1980’lere kadar hizmet veren okul, nüfusun gurbete gitmesi ve eğitim yaşındaki çocuğun kalmaması nedeniyle köy muhtarlığına devredilmiş. 2015 yılında Bukla Tur olarak devralıp onardık. Oldukça bakımsız olan, çatısı yıkılan ve metruk durumda olan okulu dış cephesini bozmadan yeniden inşa ettik. İnşa sırasında çıkan masaları, sıraları, ahşapları, dolapları ve kapıları tadilatta ve çevre düzeni sırasında yeniden değerlendirmeye çalıştık. Bu yüzden yer yer okulla ilgili unsurlara rastlamanız mümkün :) Hangi aylar açıksınız? Bugüne kadar nisan-kasım ayları arasında açık tutuyorduk. Sezonun uzaması ve talebin artması nedeniyle bu yıldan itibaren 12 ay açık tutma kararı aldık. Fotoğraflar: 1. Huser Yaylası’ndaki meşhur salıncaklardan biri. 2. Altıparmak Dağı 3. Nordic Otel 4. Huser Yaylası 5. Laz Alpleri 6. Maselevat Vadisi 7. Laz Alpleri 8. Huser Yaylası’ndan aşağıya bisikletiyle inenler. 9. Avusor’a çıkış manzarası. 10. Avusor buzul gölü. SEYAHAT | Kategorinin diğer yazıları İzlanda’nın Sırları Rota Karadeniz, hedef ‘doğal izolasyon’ Zamanın durduğu şehir: Harar Kyoto’da bir ‘ryokan’da kaldım Karavan tatiline dair merak ettiğiniz her şey Issızlığın ortasındaki 10 inziva oteli Açıl susam açıl: Marakeş Test sonucunu göstererek uçağa bineceğiz Asya’nın mistik kapalı kutusu: Myanmar Tsipouro içmeden o adadan dönmeyin! Issız kanyonun ortasında: Amangiri Mars'a gitmiş kadar oldum! Buenos Aires’te yapmanız gereken 20 seksi şey

  • Seyahat

    Temmuz 2021 | Volume IV - Y A Z PORTO FIRA Hikâyesi olan saf bir huzur Yazı | Sinem Işık Fotoğraflar | Giorgos Sfakianakis S antorini’deki Kaldera’nın sarp kayalıklarında yer alıyor Porto Fira Suites. Çok eskiden, hemen yakınında bulunan Saint John Theologos kilisesi için hizmet veren bir ev olan Porto Fira, uzun süredir 13 süiti olan bir otel olarak hizmet veriyor. Bir önceki sayfada Parilio işini gördüğünüz Interior Design Laboratorium tarafından yakın zamanda renove edilen Porto Fira’da, Yunan Adaları’nda sıkça karşılaşılan manastır mimarisi kurallarına uyulmuş. Tabii günümüzün bakış açısıyla... Manastır pasajlarına ve formlarına atıfta bulunan kemerler tasarım projesinin hali hazırda en baskın unsuru. IDL yöneticisi Stamos Hondrodimos, amaçlarının özel bir yaşlandırma sürecinden geçmiş ahşap ve metal gibi ağır malzemelerle saf sadeliği birleştirmek olduğunu söylüyor. Devamı için... Print YUZU MAGAZINE - IV Out of Stock View Details

  • Seyahat

    November 2022 | Travel | France below english Côte d’Azur’un en yenisi: Maybourne Riviera C laridge's, The Connaught, The Berkeley, The Maybourne Beverly Hills gibi efsanevi lüks otellerin sahibi Maybourne Hotel Group’un Côte d’Azur’daki son oteli çarpıcı tasarımıyla dikkat çekiyor. Roquebrune-Cap-Martin'in yukarısındaki kayalık bir yarımada üzerine inşa edilmiş Maybourne Riviera Oteli’nin mimarisi Jean-Michel Wilmotte'ye ait. Otel aynı zamanda gastronomik bir destinasyon olmaya hazırlanıyor. Üç Michelin yıldızlı Mirazur'un efsanevi Mauro Colagreco'su ve geçmiş yıllarda dünyanın En İyi 50 Restoranı listesinde bir numaranın sahibi olmuş şef Jean-Georges Vongerichten sayesinde. Otelin en üst katında yer alan şef Colagreco’nun restoranı Ceto ise yakın zamanda ilk Michelin yıldızını kazandı. The newest of the Côte d'Azur: Maybourne Riviera T he latest hotel of the Maybourne Hotel Group, the owner of legendary luxury hotels such as Claridge's, The Connaught, The Berkeley, The Maybourne Beverly Hills, on the Côte d'Azur draws attention with its striking design. The architecture of the Maybourne Riviera Hotel, built on a rocky peninsula above Roquebrune-Cap-Martin, belongs to Jean-Michel Wilmotte. The hotel is also preparing to become a gastronomic destination. Thanks to the legendary Mauro Colagreco of Mirazur with three Michelin stars and chef Jean-Georges Vongerichten, who has been number one in the list of the world's 50 Best Restaurants in the past years. Chef Colagreco's restaurant, Ceto, located on the top floor of the hotel, recently earned its first Michelin star.

  • Seyahat-113 | Yuzu Magazine

    June 14, 2025 | VOL 15 BENJAMIN HABBEL AETHOS and the FUTURE of TRAVEL words Onur Basturk In an era where hospitality is evolving beyond traditional stays, Benjamin Habbel and Jeff Coe, co-founders of Aethos, are leading this transformation by blending community, technology, and meaningful experiences. With Aethos Hotels and its dedicated app, Habbel is building a global network where like-minded travelers can connect, prioritize well-being, and seek new adventures. “We’re seeing the rise of a new kind of luxury—one that prioritizes meaningful moments over material excess,” says Habbel, who, in this interview, shares the philosophy behind Aethos, its unique approach to hospitality, and what the future holds for travel. WE’RE MORE THAN JUST A HOTEL —WE’RE A TECH-DRIVEN COMMUNITY OF CURIOUS TRAVELERS In a past interview, you mentioned that Europe is rich in culture and incredible experiences, yet few hospitality concepts truly embrace this. Did this gap inspire the creation of Aethos Hotels? Could you share the story behind the brand? Aethos was born out of a deeper need in travel—not just for a place to stay, but for a community that nurtures connection, discovery, and purpose. We’re more than a hotel company—we’re a tech-driven community of curious travelers. Our vision is to create a global members’ club for people seeking more—more connection, more wellness, more adventure. For example, at Aethos Mallorca, we’ve created a barefoot luxury experience that champions well-being and adventure while remaining deeply rooted in the local community. The idea began with a desire to blend meaningful experiences, locally rooted hospitality, and the power of technology to bring like-minded people together across the globe. Aethos has a unique growth strategy—you acquire and transform existing properties across different regions. What do these properties have in common? When selecting a site, do you prioritize the location or the building itself? Both matter equally, but what we truly prioritize is the potential to create sanctuaries that inspire connection and discovery. Each property is chosen for its story—whether it’s the architecture, the history, or the surrounding community— and its ability to integrate seamlessly into our global network. These spaces are more than hotels; they’re places where our members can find their people, experience wellness, and embark on adventures. Who is Aethos designed for? What kind of travelers do you see choosing to stay at Aethos? Our members and guests are curious, open-minded individuals who crave more from their travels. They’re not just looking for a room; they want connection, wellness, adventure, and cultural discovery. Through the Aethos app, we connect a global community spanning 50+ countries, offering everything from one-on-one introductions to small group digital pods that help our members build meaningful relationships wherever they go. WE’RE SEEING THE RISE OF A NEW KIND OF LUXURY —ONE THAT PRIORITIZES MEANINGFUL MOMENTS OVER MATERIAL EXCESS Hospitality is shifting toward brands like Aethos that emphasize ‘community’ and ‘experience.’ How do you see this trend evolving? This trend resonates deeply with us because Aethos is built on these very pillars. People are no longer satisfied with passive travel; they want active engagement. Our app, retreats, and exclusive spaces create an ecosystem where members can connect, grow, and experience more. We’re seeing the rise of a new kind of luxury—one that prioritizes meaningful moments over material excess. Are travelers’ expectations shifting in line with this trend? Do you think hotels are becoming more than just places to stay? Without question. Hotels are becoming platforms for connection, discovery, and personal growth. Aethos properties are designed as sanctuaries where our members can recharge, but also as gateways to transformative experiences—whether it’s a longevity retreat in Ericeira or kiteboarding in Sardinia. Today, hotels must be more than just places to stay—they should spark deeper experiences. Will Aethos remain limited to Europe, or do you have plans to expand globally? While Europe remains our current focus, our global mindset is already evident. Our community spans over 50 countries, and our retreats take members to iconic destinations worldwide, from the Galápagos to Sardinia. We plan to expand beyond Europe with intention—always staying true to our philosophy of connection, authenticity, and discovery. What makes Aethos Hotels unique? What sets you apart from other hospitality brands? What sets Aethos apart is that we’re not just offering a stay—we’re shaping a global lifestyle. But the real differentiator is our community. Through the Aethos app, our members have access to a global network and curated experiences that expand their body, mind, and soul. You first entered the hospitality industry with your Voyat venture. What key lessons did that experience teach you? Voyat taught me the power of technology in shaping guest experiences and fostering loyalty. With Aethos, we’ve taken those lessons further by building a platform that connects members in meaningful ways—through personalized introductions, digital pods, and access to a global network of like-minded travelers. THE FUTURE IS ABOUT HYBRID SPACES THAT BLUR THE LINES BETWEEN WORK, WELLNESS, AND LEISURE. TRAVELERS WILL PRIORITIZE COMMUNITY, SUSTAINABILITY, AND TRANSFORMATIVE EXPERIENCES When choosing a hotel, what matters most to you—its design or its facilities? For me, it’s the overall feeling of the place. Design sets the mood and creates a sense of belonging, but the facilities bring it to life. Whether it’s a serene wellness space, vibrant communal areas, or an adventure hub, what matters is that it all works together to create a space where people feel at ease and inspired. Have any hotels or destinations inspired you during your travels? How have these experiences shaped Aethos? I’m always drawn to places that feel authentic— where the culture, history, and soul of a destination are palpable. These experiences have deeply influenced Aethos’ philosophy of rootedness. Every property stays true to its surroundings while creating spaces for connection, exploration, and personal growth. How does Aethos define luxury? At Aethos, luxury is about intention and balance. It’s the ability to connect deeply—with yourself, others, and the destination. Our retreats and experiences are tailored to expand your body, mind, and soul, while our sustainable practices ensure we give back to the communities and environments we’re part of. Authenticity and personalization are at the core of everything we do. Finally, what are your predictions for the future of hospitality? The future is about hybrid spaces that blur the lines between work, wellness, and leisure. Travelers will prioritize community, sustainability, and transformative experiences. While technology will enhance personalization, human connection will stay at the core. Hospitality brands that embrace this shift—offering more than just a place to stay— will define the next era of the industry. for more Print VOL XV - 2025 970,00₺ Price Add to Cart

  • Seyahat

    Ağustos 2022 | Seyahat | Yunanistan Patmos’ta nerelere gidilmeli Yazı | Onur Baştürk P atmos tavsiyelerimize buyurun… CHORA: Tarihi Saint John’s Manastırı’nın etrafındaki bu şahane köyde önce Vaggelis’e gidip bir akşam yemeği yiyin. Özellikle ‘Beef Ragu’su ve Saganaki’si muhteşem. Daha sonrası için seçenekleriniz hem birbirine çok yakın hem de eğlenceli: Stoa, Thalami, Astivi ve Pougki. Hemen hepsinde gece 01.30’dan sonra müzik hızlanıyor ve içerde dansediliyor. Thalami’nin küçük odası bir tür Gizli Kalsın’a dönüşüyor. Stoa ve Astivi zaten aynı binada. Birinden sıkılınca diğerine bakma şansı var. Astivi labirent gibi, dansetmek ve sosyalleşmek için çok alanı var. Pougki ise gecenin ilerleyen dakikalarında tıklım tıklım oluyor. SKALA: Adanın en büyük köyü. Zaten feribottan indiğinizde göreceğiniz ilk yer Skala. Merkez meydanında yer alan Houston, buranın Lucca’sı gibi. Uzun dönem kalan yabancıların hepsi burada geç kahvaltı yapıyor. Yan tarafındaki The Patmians ise bir başka sosyalleşme mekanı. Burası akşamları da kalabalık oluyor. Geç saatlerde ise Ginger ve Kasbah’a gidin. Özellikle Kasbah gece 03.00’dan sonra başlayan ‘after’ partileriyle ünlü. Kapıda ‘guest list’ bile var. Herkesi içeri almıyorlar. Burada eğlence sabaha dek sürüyor. Skala’nın biraz dışında, Sapsila isimli sakin koyda konuşlanan Benetos ise özellikle Türk turistin favorisi. Susan Matthaiou’nun 97 yazında açtığı bu 14 masalık popüler restoran için rezervasyon şart. KAMPOS: Bu bölgenin en ucunda nefis bir koy var. İsmi, Geranos (Livadi Geranou olarak geçiyor). Geranos adanın en güzel denizine sahip plajlardan biri. Plajın hemen karşısında, üzerinde bir şapelin yer aldığı küçük bir ada var. Bu adaya yüzerek çıkmak çok zevkli. Geranos’ta küçük bir lokanta da mevcut. Giderseniz kabak kızartması ve Alfa birası söyleyin. En güzel ikili! Geranos’un gerisinde yer alan ise Kampos koyunda ise favorimiz iki farklı mekan: İlki bir beach club, Atmos. Daha konforlu ve şık. Diğeri ise Bodrum’daki Sail Loft havasındaki Sea Sun. Kampos’ta önereceğimiz bir başka koy ise Agrio Livadi. Burada da koyla aynı adı taşıyan restoran favorimiz. Kampos’un meydanında ise tatlı bir taverna var: Panagos. Yemekleri leziz, özellikle öğleden sonra yemeğe buraya gelen çok. Kampos tarafından son önerimiz ise Lefkes koyu. Rüzgârlı günlerinde denk gelirseniz denizi çok dalgalı olabilir. Ama gün batımı izlemek için en ideal yerlerden biri. Burada karavandan yapılma küçük bir bar da var. Bohem ve kendi halinde bir yer. GRIKOS: Grikos koyunun favorisi tabii ki Patmos Aktis Oteli. Zarif, sofistike ve fazlalıklardan arınmış sade mimari tasarımıyla dikkat çeken otelin plajında denize girip akşamüstü mutlaka Plefsis tavernasında yemek yiyin. Patmos Aktis’in biraz ilerisinde yer alan Petra koyu ise denizinin güzelliğiyle dikkat çekiyor. Burada da salaş bir bar-restoran var. Petra’nın güney tarafında yer alan Plaki adlı plaj ise nudistlerin favorisi. PSILI AMMOS: Herhalde adanın en ulaşılması zor koylarından biri burası! Aracınız ya da motorunuzla bir yere kadar gidiyorsunuz, sonrası 40 dakikalık bir yürüyüş! Tepeleri aşarak Psili Ammos’a vardığınız zaman sizi bekleyen şey ise nefis bir kumsal, çoğu zaman dalgalı bir deniz ve özellikle köftesiyle patates kızartması müthiş olan şirin bir lokanta. Where to go in Patmos Words | Onur Baştürk C heck out our Patmos recommendations… CHORA: First go to Vaggelis and have dinner in great village around the historic Saint John's Monastery. Especially its 'Beef Ragu' and Saganaki are amazing. For later, your options are close and fun: Stoa, Thalami, Astivi and Pougki. In almost all of them, after 01.30, the music accelerates and people dance inside. Thalami's little room turns into a kind of “Gizli Kalsın”. Stoa and Astivi are already in the same building. When bored with one, there is a chance to look at the other. Astivi is like a maze, it has lots of space to dance and socialize. Pougki, on the other hand, gets crowded later in the night. SKALA: The largest village on the island. Skala is the first place you will see when you get off the ferry. Houston, located in the central square, is like the Lucca of this place. All long-term foreigners have a late breakfast here. The Patmians is another socializing place. This place gets crowded in the evenings too. In the late hours, go to Ginger and Kasbah. Especially Kasbah is famous for its after parties that start after 03.00 at night. There is even a 'guest list' at the door. They don't let everyone in. Here the fun continues until morning. Benetos, located in a quiet bay called Sapsila, a little outside of Skala, is a favorite of Turkish tourists. Reservation is essential for this popular 14-table restaurant, which Susan Matthaiou opened in the summer of '97. KAMPOS: There is a beautiful bay at the far end of this region. Its name of Geranos (also known as Livadi Geranou). Geranos is one of the beaches with the most beautiful sea on the island. Just across the beach is a small island with a chapel on it. It is very enjoyable to swim to this island. There is also a small restaurant in Geranos. Order zucchini fries and Alpha beer if you go. On the other hand, in Kampos Bay, which is behind Geranos, two different places are our favorite: The first is a beach club, Atmos. Comfortable and stylish. The other is Sea Sun, which is in the mood of Sail Loft in Bodrum. Another bay we would recommend in Kampos is Agrio Livadi. Here, the restaurant with the same name as the bay is our favourite. There is a sweet tavern in the square of Kampos: Panagos. The food is delicious, especially in the afternoon, many people come here for dinner. Our last recommendation from Kampos is Lefkes Bay. If you come across on windy days, the sea can be very wavy. But it is one of the most ideal places to watch the sunset. There's also a small bar made from a trailer. A bohemian and self-contained place. GRIKOS: Of course, the favorite of Grikos bay is Patmos Aktis hotel. At the hotel's beach, which stands out with its elegant, sophisticated and simple architectural design free of excesses, take a swim in the beach and have a meal at the Plefsis tavern in the afternoon. Petra Bay, located a little ahead of Patmos Aktis, draws attention with the beauty of its sea. There is also a shabby bar-restaurant here. The beach called Plaki, located on the south side of Petra, is a favorite of nudists. PSILI AMMOS: This is probably one of the most difficult to reach bays of the island! You go to a place with your car or motor, then a 40-minute walk! When you reach Psili Ammos by crossing the hills, what awaits you is a beautiful beach, often a choppy sea, and a cute restaurant, especially with meatballs and french fries.

  • Seyahat

    Kasım 2022 | Travel | Amerika for english Yazı Onur Baştürk New York Hot Spots N ew York demek aynı zamanda yeni yeme-içme noktaları keşfetmek demek. O zaman yuzu’nun (hepsi denenmiş) NY Gastro listesine göz atın. * Portekiz ve Çin mutfağı karışımı restoran bar MACAO. * Zamanında yemek eleştirmenlerinin favorisi olmuş, Rahi ve Adda Indian Canteen'in şefi ve ortağı Chintan Pandya ile restorancı Roni Mazumdar’ın Essex Market içinde geçen yıl açtığı yeni Hint mutfağı restoranı DHAMAKA. * Çin'in Jiangnan bölgesinden gelen malzemelerle menüsü oluşturulmuş, Longjing adlı karidesi dillere destan olan Queens’teki CHELI. * Peru mutfağının Fransız mutfağı ve diğer mutfaklarla melez hali olarak nitelenen yeni ve gözde CONTENTO. * Meksika mutfağının sofistike ve fine-dining hali COSME. * İyi margarita içmekiçin Cosme’nin kardeş mekanı ATLA. * “İnsanların İspanya'da yediklerinin en filtrelenmemiş hali” diye nitelenen, Bask mutfağına övgü niteliğindeki ERNESTO’S. * Akdeniz geleneklerinden ilham alan şef John Fraser’in Türk ve Yunan mutfağına olan hayranlığını dile getirdiği, menüsünde pide ve bolca Türk şarabı barındıran IRIS * İyi kahvaltı için SUNDAY in BROOKLYN. * Klasik Amerikan kahvaltısı ve öğle yemeği için EMPIRE DINER’a. * Parti ortamında İtalyan restoranı için MAMO’ya. * Teras bar için JIMMY’ye, DUMBO HOUSE’a, 1 Hotel’e ve RH ROOFTOP’a. * İyi kokteyl ve ambiyans için MACE ve DANTE’ye. * İtalyan ve Japon mutfağı melezi KİMİKA’ya. * Eklektik menüsüyle öne çıkan, çeşidi bol mezcalli kokteylleriyle baş döndüren Brooklyn’deki FANDI MATA’ya. * Omar’s adlı restoranıyla bilinen Omar Hernandez’in La Goulue adlı Fransız restoranı içinde açtığı OH LA LA! adlı yemekli kulübe. * Ayrıca vazgeçilmeyen klasiklere: Jean Georges restoranı ABC Kitchen’a, İtalyan mutfakları Carbone ve Bar Pitti’ye, Balthazar’a, Red Rooster’a, Butcher’s Daughter’a, Buvette’e. New York also means discovering new eating and drinking spots. Then check out yuzu's (all tried) NY Gastro listing. * A mix of Portuguese and Chinese cuisine restaurant bar MACAO. * DHAMAKA, the new Indian cuisine restaurant opened last year in Essex Market by Chintan Pandya, chef and partner of Rahi and Adda Indian Canteen, and restaurateur Roni Mazumdar, once a favorite of food critics. * CHELI in Queens, whose menu is created with ingredients from the Jiangnan region of China, and the legendary shrimp named Longjing. * The new and popular CONTENTO, which is described as a hybrid of Peruvian cuisine with French cuisine and other cuisines. * COSME is the sophisticated and fine-dining version of Mexican cuisine. * ATLA Cosme's sister venue for good margaritas. * ERNESTO’S, a tribute to Basque cuisine, described as “the most unfiltered version of what people eat in Spain”. * Inspired by Mediterranean traditions, IRIS, where Chef John Fraser expresses his admiration for Turkish and Greek cuisine, includes pide and plenty of Turkish wine in its menu. * SUNDAY in BROOKLYN for good breakfast. * To EMPIRE DINER for classic American breakfast and lunch. * To MAMO for the Italian restaurant in a party setting. * To JIMMY, DUMBO HOUSE, 1 Hotel and RH ROOFTOP for terrace bar. * To MACE and DANTE for good cocktail and ambiance. * To FANDI MATA in Brooklyn, which stands out with its eclectic menu and dazzles with its variety of mezcal cocktails. * Omar Hernandez, known for his restaurant called Omar's, opened in the French restaurant La Goulue, OH LA LA! dining hut. * Also to the indispensable classics: Jean Georges restaurant ABC Kitchen, Italian cuisines Carbone and Bar Pitti, Balthazar, Red Rooster, Butcher's Daughter, Buvette. Çapa 1

  • Seyahat

    June 2024 | Vol 12 TURKISH BELOW STARS HAVE NEVER BEEN SO CLOSE words Laura Cottrell photos Shawn van Eeden, Sonja Kilian, Micheal Turek, Martin Harvey, Denzel Bezuidenhout T o see the stars in a sky where there is no light at all, and to marvel once again at the cycle we are in... One of the places you will feel this most nakedly and deeply is Shipwreck Lodge in the middle of the desert. Located in Namibia, Shipwreck Lodge consists of eight cabins inspired by shipwrecks. Nestled among the sand dunes overlooking the Atlantic Ocean, the cabins look like something out of a Mad Max movie from the outside, but the interiors are very comfortable. The cabins are solar powered and all have showers, so don’t worry! And since the mornings and evenings can be chilly, the cabins have great wood-burning stoves. The lounge and restaurant in the center of the camp is also a surprise. WHAT TO DO HERE? First, immerse yourself in the rugged beauty and desolate landscapes of the desert. Join the Sundowner Tour. Take a sunset stroll to Roaring Dunes, where you can hear the unmistakable sound of the desert. Or explore the shores of the Atlantic Ocean and watch the sun disappear into the waves. Climbing the dunes of the world’s oldest desert is an experience in itself. Be sure to experience the thrill of sliding down the dunes on a sand board. Take a 4x4 tour on the Hoarusib River and experience an adventure. If you’re lucky, you might even see desert-adapted elephants and lions! Be sure to visit the seal colony at Möwe Bay. Day trips are available. There are also mysterious shipwrecks along the coast: The remains of the Suiderkus and Karimona shipwrecks. WHERE EXACTLY? 45 km north of Möwe Bay, between the Hoarusib and Hoanib rivers, in the Skeleton Coast National Park. ADDITIONAL INFORMATION - More than 44 percent of Namibia’s land area is protected. - Shipwreck Lodge is managed by Journeys Namibia, which promotes sustainable ecotourism. Gökyüzündeki yıldızları ışığın hiç olmadığı bir yerde izlemek ve içinde bulunduğumuz döngüye bir kez daha hayran kalmak… Bu hissi en çıplak ve derinden hissedeceğiniz yerlerden biri çölün ortasındaki Shipwreck Lodge. Namibya’da yer alan Shipwreck Lodge, gemi enkazlarından ilham alınarak yapılmış sekiz adet kabinden oluşuyor. Atlantik Okyanusu manzaralı kum tepelerinin arasındaki kabinler, dışardan bakınca Mad Max filmlerinden fırlamış gibi dursa da, iç kısımları gayet konforlu. Güneş enerjisiyle çalışan kabinlerin tümünde duş var, merak etmeyin! Ayrıca sabah ve akşamları serin olduğu için kabinlerde muhteşem odun sobaları mevcut. Kampın merkezinde yer alan lounge alanı ve restoran da ayrıca sürpriz. Öncelikle kendinizi çölün sert güzelliğine, ıssız manzaralarına bırakın. Bunun için “Sundowner” turuna katılın. Çölün kendine özgü sesinin duyulabildiği Roaring Dunes’a doğru gün batımında gezintiye çıkın. Ya da dalgalar arasında kaybolan güneşe bakarken Atlantik Okyanusu kıyısını keşfedin. Dünyanın en eski çölünün kum tepelerine tırmanmak da başlı başına harika bir deneyim. Bir kum tahtası üzerinde kum tepelerinden aşağı kaymanın heyecanını mutlaka yaşayın. Hoarusib nehrinde 4x4’lerle tura çıkıp macera yaşayın. Şanslıysanız çöle adapte olmuş fil ve aslanları da görebilirsiniz! Möwe Körfezi’ndeki fok kolonisini mutlaka görün. Buraya günübirlik geziler düzenleniyor. Ayrıca kıyı şeridini kaplayan gizemli gemi enkazları da burada: Suiderkus ve Karimona batıklarının kalıntıları… Möwe Körfezi’nin 45 km kuzeyinde, Skeleton Coast Ulusal Parkı’ndaki Hoarusib ve Hoanib Nehirleri arasında. - Namibya’da kara yüzeyinin yüzde 44’ünden fazlası korumaya alınmış durumda. - Shipwreck Lodge, sürdürülebilir eko turizmi destekleyen Journeys Namibia tarafından işletiliyor. for more Print VOL XII - 2024 Out of Stock Add to Cart

  • TRAVEL | Yuzu Magazine

    September 2024 | Travel TURKISH BELOW Innovative hotel concept by Benetton brothers 21 HOUSE OF STORIES words Onur Baştürk The most different and innovative hotel concept I came across during L.E/Miami was 21 House of Stories. This Milan-based hotel group describes the world they have created as "an innovative hybrid hospitality concept". "Because,” they say, “we are different from a traditional hotel. It's also a place where people can gather, meet and connect”. Yes, these words are also reminiscent of Soho House. But like SH, 21 House of Stories does not require membership. Moreover, their inclusiveness is quite surprising. They organize public events that focus on social issues such as sustainability, recycling, gender identity, technology, and art. They also provide a space for those who have ideas, projects and stories related to such social issues. The first hotel was opened in Milan Città Studi and the second in Milan Navigli, with plans to expand to other European cities in the near future. The creators of 21 House of Stories are brothers Alessandro and Mauro Benetton. When they first set out, the Benetton brothers considered "21 Ways of Living" for the name of the project, but decided on 21 House of Stories because it better reflected the spirit of community. ROOMS INSPIRED BY STORYTELLING The hotel has different room types. But all the rooms have the element of storytelling at the heart of their design. The rooms are named after narrative archetypes inspired by the storytelling found in every fairy tale. The Creator stands out for its creative design, the Wizard for those with a more visionary mindset, the Outlaw room challenges the norm with its lofted space featuring two dynamic areas, Junior Suite Hero for those looking for something a little more daring. Finally, room 609: the SuperHero, with an amazing 100 square meter terrace. Thanks to its unique design, SuperHero can also be used for parties and events. PANORAMIC TERRACES AND A RECOMMENDATION The most striking area of 21 House of Stories in Navigli are the panoramic terraces on the seventh and eighth floors, with 360-degree views of the city skyline. These terraces are home to the I Mirador cocktail bar. Inspired by Italian piazzas and the Iberian "mirador" (meaning "viewpoint"), the architectural design of I Mirador is all about the view. Inspired by the Italian tradition of spending Sundays with loved ones, Domenica is the dining and cocktail area of 21 House. Domenica offers a selection of traditional dishes reinterpreted in a modern way. Inspired by the concept of an Italian grandmother's recipe book, the menu is both sophisticated and casual. The kitchen, led by young chefs Diego Pioli and Alessio Roberto Albiero, is naturally guided by the seasons. Recommendation: Try the paccheri ai tre pomodori. Benetton kardeşlerin yenilikçi otel konsepti 21 HOUSE OF STORIES L.E/Miami günleri sırasında tanıştığım en farklı ve yenilikçi otel konsepti 21 House of Stories’di. Milano merkezli bu otel grubu yarattığı dünyayı, “yenilikçi bir hibrit konukseverlik konsepti” olarak tanımlıyor. “Çünkü” diyorlar, “Biz geleneksel bir otelden farklıyız. Burası aynı zamanda insanların bir araya gelmesi, tanışması ve bağlantı kurması için yaratılmış bir alan”. Evet, ilk bakışta bu sözler Soho House’u anımsatıyor. Ama SH gibi üyelik istemiyor 21 House of Stories. Üstelik kapsayıcılıkları hayli şaşırtıcı. Sürdürülebilirlik, geri dönüşüm, cinsiyet kimliği, teknoloji ve sanat gibi sosyal temalara odaklanan, herkese açık ortak etkinlikler yapıyorlar. Ayrıca bunun gibi sosyal konularda fikri, projesi ve hikâyesi olanlara alan sağlıyorlar. İlki Milano Città Studi'de, ikincisi ise Milano Navigli’de açılan otel yakın zamanda Avrupa’nın başka şehirlerine de açılmayı hedefliyor. 21 House of Stories’in yaratıcıları ise Alessandro ve Mauro Benetton kardeşler. Benetton kardeşler ilk yola çıktıklarında projenin ismi için “21 Way of Living”i düşünmüş, ama topluluk ruhunu daha iyi yansıtacağı gerekçesiyle 21 House of Stories isminde karar kılmışlar. ODALAR HİKÂYE ANLATICILIĞINDAN İLHAM ALIYOR Otelin farklı oda modelleri var. Ama tüm odalar hikâye anlatma unsurunu doğrudan tasarımın kalbine yerleştiriyor. Odalar, her masalda bulunan hikâye anlatıcılığından lham alarak anlatı arketiplerinin isimlerini taşıyor. Yaratıcı tasarımıyla öne çıkan The Creator, daha vizyoner düşünce yapısına sahip olanlar için Wizard, iki dinamik alana sahip çatı katı Outlaw, biraz daha cesur bir şeyler arayanlar için Junior Suite Hero ve son olarak room 609. Burası ‘SuperHero’ olarak da adlandırılan, 100 metrekarelik harika bir terasa sahip beklenmedik bir süit. SuperHero benzersiz tasarımı sayesinde parti ve etkinlikler için de kullanılabiliyor. PANORAMİK TERASLAR VE BİR TAVSİYE Navigli’deki 21 House of Stories’in en dikkat çekici alanı yedinci ve sekizinci katlarda yer alan, şehrin siluetini 360 derece gören panoramik teraslar. Bu teraslarda kokteyl bar I Mirador’u bulacaksınız. İtalyan piazzalarından ve Iber ‘mirador’larından (“seyir noktası” anlamında) ilham alan I Mirador’un mimari tasarımı tamamen manzara odaklı. İtalyanlar’ın pazar günlerini sevdikleriyle birlikte geçirme geleneğinden ilham alan Domenica ise 21 House’un yemek ve kokteyl alanı. Domenica'da, modern bir şekilde yeniden yorumlanmış geleneksel yemeklerden oluşan bir seçki sunuluyor. İtalyan bir anneannenin tarif kitabı konseptinden etkilenen menü ise hem sofistike hem rahat. Genç şefler Diego Pioli ve Alessio Roberto Albiero tarafından yönetilen mutfağa elbette mevsimler rehberlik ediyor. Tavsiye: Paccheri ai tre pomodori’yi mutlaka deneyin…

  • Seyahat

    January 2023 | Travel CASA TO Opened in La Punta Zicatela on the Pacific coast of Mexico's rising region of Oaxaca, Casa TO is a hidden oasis with unusual architecture. The hotel project, designed by Ludwig Godefroy Architecture, presents the traditional and the avant-garde together. It stands out with its simplicity and use of concrete, clay, steel, wood. Casa TO, a reinterpretation of an Oaxacan temple, has two historical inspirations. The first is the Basilica Cistern in Istanbul. The other is Hornsey Wood Reservoir in Finsbury Park, London, built in the 19th century. Meksika’nın yükselen bölgesi Oaxaca’nın Pasifik kıyısındaki La Punta Zicatela bölgesinde açılan Casa TO, alışılmadık mimariye sahip gizli bir vaha. Ludwig Godefroy Mimarlık’ın tasarımını yaptığı otel projesi, geleneksel ve avangardı bir arada sunuyor. Beton, kil, çelik, ahşap kullanımı ve sadeliğiyle ön plana çıkıyor. Bir Oaxacan tapınağının yeniden yorumlanması olan Casa TO’nun iki tarihi ilhamı var. İlki, 6. yüzyıldan kalma İstanbul’daki Yerebatan Sarnıcı. Diğeri ise 19. yüzyılda inşa edilen Londra Finsbury Park'taki Hornsey Wood Reservoir.

  • Seyahat-110 | Yuzu Magazine

    April 2025 | TRAVEL Coming Soon: COOLROOMS ARRIVE in PORTUGAL words Onur Baştürk photos CoolRooms Palacio de Villapanés (Seville) CoolRooms Hotels, renowned for transforming historic gems into luxury escapes, is expanding its international portfolio with two sensational new openings in Portugal. This exciting expansion marks a new chapter for the brand, already celebrated for its award-winning properties in Spain (for instance, the Palacio de Villapanes in Seville, as seen in photos). With meticulous restoration and a refined hospitality concept that merges history, design, and exclusivity, CoolRooms Hotels elevates every travel experience to an art form. COOLROOMS PALACIO DUARTE - Porto Imagine stepping into an 18th-century Baroque marvel nestled in the heart of Porto. Once known as Palacio do Belmonte, the soon-to-be CoolRooms Palacio Duarte is undergoing a meticulous restoration to reclaim its former glory. Set between Porto’s storied parishes—Cedofeita, Miragaia, S. Nicolau, Sé, Santo Ildefonso, and Victória—this grand manor house boasts an iconic two-story façade, a striking mansard roof, and finely sculpted granite that whispers tales of a bygone era. Scheduled to open in Q3 2025, Palacio Duarte isn’t just a hotel—it’s a living, breathing testament to the elegance of the past, seamlessly infused with modern design and comfort. COOLROOMS PALACIO DO PATRIARCADO - Lisbon Across the Tagus River in Lisbon, luxury takes on a new meaning at the CoolRooms Palacio do Patriarcado. This 18th-century architectural gem, once the heart of Lisbon’s Patriarchate and a venue graced by Pope John Paul II in 1982, has been reimagined into a 56-room haven of opulence. Located in one of Lisbon’s most exclusive districts—neighboring the Goethe Institute and the German Embassy—this palace is set to welcome guests in Q4 2025. More than just a place to stay, Palacio do Patriarcado offers an immersive cultural experience, complete with a terrace restaurant, bar, dedicated event spaces, a swimming pool, and a state-of-the-art fitness center.

  • Seyahat

    June 2023 | Travel | Vol 10 TR BELOW KALESMA Not a hotel, like a village Words Onur Baştürk Photos Salva Lopez There is a Mykonos saying I just learned: “When a couple gets married, they build a village”. In a word, they take the first step of a village that will grow and develop through generations. K-Studio, responsible for the architecture of Kalesma opened in 2021, started off with this idea also. “Kalesma is not a hotel, it is a village”, they say: “We designed a village of whitewashed studios and villas which is parametrically arranged around a central area as if pixelating the landscape, inspired by the honesty of the islanders, and embracing the raw beauty of the arid rocky land and the navy blue sea”. MEDITATIVE SUNSET PLATFORM K-Studio, which is also the architect of Mykonos’ new airport, adopts a holistic approach in its work and attaches great importance to the heritage of craftsmanship. An interesting detail from the hotel as an example: The circular structure used to turn wheat into flour was preserved near the traditional stone ‘aloni’ and redesigned as a meditative platform for watching the sunset. By the way, let me remind you: It is a wonderful experience to watch both the sunrise and the sunset from Kalesma located in Ornos! The interior design of Kalesma belongs to Vangelis Bonios. Bonios’ style is based on creating sophisticated, modern and timeless spaces using raw materials. One of the important features of Kalesma is that the rooms have a special heated infinity pool. This is a feature that no other hotel in Mykonos offers. Yeni öğrendiğim bir Mykonos deyişi var, “Bir çift evlendiğinde bir köy kurmuş olur” diye. Yani aslında nesilden nesile büyüyüp gelişecek bir köyün ilk adımını atıyorlar. 2021’de açılan Kalesma’nın mimarisini üstlenen K-Studio da bu fikirden yola çıkmış. “Kalesma bir otel değil, köy” diyorlar: “Kurak kayalık arazinin ve lacivert denizin ham güzelliğini kucaklayan, ada halkının dürüstlüğünden ilham alan, merkezi bir alanın etrafında, sanki manzarayı pikselleştiriyormuş gibi parametrik olarak düzenlenmiş beyaz badanalı stüdyolar ve villalardan oluşan bir köy tasarladık”. MEDİTATİF GÜNBATIMI PLATFORMU Aynı zamanda Mykonos’un yeni havalimanının da mimarı olan K-Studio, çalışmalarında bütünsel bir yaklaşım benimsiyor ve zanaatkârlık mirasına çok önem veriyor. Mesela otelden ilginç bir detay: Buğdayın un haline getirilmesi için kullanılan dairesel yapı, geleneksel bir taş olan ‘aloni'nin yakınında muhafaza edilmiş ve gün batımı izlenebilecek meditatif bir platform olarak yeniden tasarlanmış. Yeri gelmişken hatırlatayım: Ornos’da konumlanan Kalesma’dan hem gündoğumu hem günbatımı izlemek şahane bir deneyim! Kalesma'nın iç mekan tasarımı ise Vangelis Bonios'a ait. Bonios'un stili, ham malzemeler kullanarak sofistike, modern ve zamansız mekanlar yaratmak üzerine kurulu. Kalesma’nın önemli özelliklerinden biri de odaların özel ısıtmalı sonsuzluk havuzuna sahip oluşu. Bu Mykonos’taki hiçbir otelde olmayan bir özellik.

bottom of page