top of page

828 results found with an empty search

  • TASARIM-1

    April 2024 | Design & Interiors english below Innovative Zen adaptation MONK words Alp Tekin photos Emre Dörter M odern bir Japon ve Asya mutfağı restoranı olan Monk’un fotoğraflarına bakınca huzurlu ve sakin bir duyguya kapılmamak elde değil. Çünkü Bursa’da yer alan Monk’un tasarımını üstlenen Wangan ekibi, Zen felsefesinden ilham alarak tasarım kodlarını oluşturmuş. Kendi içinde dinamik ve kompleks detay örgülere sahip olan tasarımda ahşap, doğal taş, pişmiş toprak ve metal olmak üzere dört temel elementin işlenmiş malzemeleri kullanılmış. Az sayıda malzemeyle özgün katmanların yaratıldığı projede, Zen felsefesinin sadelik, doğallık ve sakinlik değerlerine doğrudan gönderme yapılıyor. Doğal malzeme seçkilerine ağırlık verilen tasarımın ana hatları ve gizli detaylarında ise Zen bahçelerinin çizgisel yapısından esinlenilmiş. Restoranın atmosferine uygun olarak tasarlanan, el yapımı Japon kâğıtlar üzerine yapılmış, Asya felsefesinde gücü ve başarıyı temsil eden Koi balığı desenleri ise öne çıkan bir başka detay. Farklı kotlar üzerine tasarlanan 180 kişilik restoran; sushi barı, genel oturma alanları ve terastan oluşuyor. Monk’un hareketli mobilyaları da Wangan tarafından projeye özel olarak tasarlanmış. Projede katkıda bulunan diğer isimleri ise şöyle sıralayabiliriz: Desen tasarımı Designmixer ve sanatçılar Aysun Bozoklu ile Melike Şanlı. W hen we looked at the photos of Monk, a modern Japanese and Asian cuisine restaurant, this is what we felt: Peace and calm. Because the Wangan team that designed Monk in Bursa, Turkey, created the design codes inspired by Zen philosophy. The design, which has dynamic and complex patterns of details in itself, uses processed materials of four basic elements: wood, natural stone, terracotta and metal. In the project, where unique layers are created with a small number of materials, direct reference is made to the values of simplicity, naturalness and serenity of Zen philosophy. The contours and hidden details of the design, which emphasizes the selection of natural materials, are inspired by the linear structure of Zen gardens. Another striking detail is the Koi fish pattern, which represents the strength and success of Asian philosophy, printed on handmade Japanese paper designed to match the atmosphere of the restaurant. Designed on multiple levels, the 180-seat restaurant consists of a sushi bar, general seating and a terrace. Monk's movable furniture was also specially designed by Wangan for the project. Other names that contributed to the project include Design mixers and artists Aysun Bozoklu and Melike Sanli.

  • TASARIM-1

    Şubat 2022 | Tasarım | Türkiye for english click here Usdesign’dan dinamik bir ofis tasarımı Yazı | Alp Tekin İ ç mimar ve tasarımcı Alp Usluduran’ın mimarlık ofisi Usdesign’ın son projelerinden biri YNS yaşam teknolojileri. Bu ofis projesi için oluşturdukları bakışı açısını şöyle anlatıyor Alp Usluduran: “Ofis tasarımlarında kurguladığımız enerjik ve samimi tasarım dille çalışma ortamlarını daha eğlenceli hale getirmeyi hedefliyoruz. YNS, hastanelere tedarik ettiği test kitleri ve teknolojik ekipmanlarla sağlık sektöründe önemli rol oynayan bir şirket. Ofisin kurumsal kimliğini oluştururken sağlıklı olmak ve sağlıklı hissetmek gibi tanımları ele alarak yola çıktık. Mekanda doğayı anımsatacak renklere, doğal malzemelere, doğayı yansıtacak organik ve yumuşak formlara yer verdik”. MEKANDAKİ BÜYÜKLÜK ALGISI Toplam 125 metrekarelik YNS ofisini tasarlarken kalıplaşmış iç mimari planlamalardan uzaklaşmak istemiş Alp Usluduran. Bu nedenle ofisin mekan sirkülasyonunu oluştururken 55 derecelik açılar ve ofisin tasarım dilinin temelini oluşturan organik formlarla mekan hissiyatını büyütmeyi yeğlemiş. Mekandaki mimari sirkülasyona göre konumlandırılan sabit mobilyalar da bu geometrik dile hizmet eden yönlendiriciler. Özellikle mobilyalarda kullanılan tasarım dili de mekandaki büyüklük algısını artıran temel öğeler olmuş. YEŞİLİN TONLARI “Ofisin yeşil tonlarındaki renkleri hem şirketin hizmet verdiği sağlık sektörüne vurgu yapıyor hem de doğayı çağrıştırıyor” diyor Usluduran. “Temizlik ve sağlığı vurgulayan beyaz rengin yoğunlukta olduğu bir atmosferi ise özellikle planladık. Mekana dinamizm ve canlılık sağlamak amacıyla, özellikle ön plana çıkması istenen alanları somon renginin farklı bir tonu ile vurguladık. Doğallığı hissettirmek için ise mobilya tasarımları masif meşe ağacı ile harmanlandı. Mekan içerisinde bolca kullanılan tropik bitkilerle mekana enerji ve canlılık vermeyi hedefledik” A dynamic office design from Usdesign Words | Alp Tekin O ne of the latest projects of Usdesign, the architectural office of interior architect and designer Alp Usluduran, is YNS living technologies. Alp Usluduran explains the perspective they created for this office project as follows: “We aim to make working environments more enjoyable with the energetic and friendly design language we have built in office designs. YNS is a company that plays an important role in the health sector with the test kits and technological equipment it supplies to hospitals. While creating the corporate identity of the office, we started out by considering definitions such as being healthy and feeling healthy. We have included colors, natural materials, and organic and soft forms that will reflect nature in the space.” While designing the 125 square meter YNS office, Alp Usluduran wanted to move away from stereotyped interior design plans. For this reason, while creating the space circulation of the office, it preferred to enlarge the sense of space with 55-degree angles and organic forms that form the basis of the office's design language. Fixed furniture positioned according to the architectural circulation in the space are also routers that serve this geometric language. The design language used especially in furniture has also been the main element that increases the perception of size in the space. Çapa 4

  • ART

    Mayıs 2021 | Art | Türkiye OLİMPOS SERGİLERİ-2 Ruh hallerinin peyzajına davetlisiniz Yazı | Onur Baştürk K abataş-Karaköy arasında trafik felç. Bu yüzden “Olimpos Sergileri-2: Peyzaj”ın sergilenme mekanı olan Zülfaris Sinagogu’na doğru hızlı adımlarla yürüyorum. Halimden memnunum, bir de kaldırımda zırt pırt karşıma çıkan şu motosikletliler olmasa! Vietnam’daki motosiklet trafiği gibi, sağımdan solumdan aniden ve gayet hızlı motosikletliler geçiyor. Çünkü trafikte ilerleyemeyen kendini kaldırıma atıyor. Orası da yola dahil ya! Buraya kadar her şey tipik İstanbul kaosu, maalesef alıştık. Zülfaris Sinagogu’ndan içeri girer girmez ise tüm dünyam anında değişiyor. BU ESER TANIDIK Beni karşılayan eser İsmail Yılmaz’a ait o nefis fotoğraf. “Nü peyzaj” diyorum ben bu fotoğrafa. Şu an tamamen kendim uydurdum bu tanımı! Bu fotoğrafın bir benzerine Yuzu’nun Vol3 edisyonunu hazırladığımız günlerden beri aşinayım. Çünkü dergide Yılmaz’ın o eserine yer vermiştik. O günden beri aklımda: O savunmasız bembeyaz bedenin yeşillikler arasında yatışı. Sanki sonsuz ve huzurlu bir uykuda. Doğayla bir, doğayla bütün. O serinin devamı var Zülfaris’in içinde. Önce onlara bakıyorum. Hepsi farklı bir doğal ortamda çekilmiş. Tüm seriyi satın alıp çıkmak istiyorum, öyle bir iştahla! Hemen ortadaki aynalı, kemerli, kubbeli mini tapınak yerleştirmesi dikkatimi çekiyor. Bir an onu da sergiye dahil bir eser sanıyorum. Ama bu FIELDS tarafından tasarlanmış. Bu tasarım yerleştirmelerin mekan içinde devamı ve bir anlamı var. Mesela Elif Çatlıoğlu’nun “Hayalperestin Uyanışı” tabloları aynı tarz bir yerleştirmenin içinde. Bir tür “günah çıkarma odası” gibi… Taner Ceylan’la sergi çıkışı karşılaştığımda, FIELDS’ın yaptığı bu yerleştirmeleri özellikle istediğinden bahsediyor. Tapınak hissini daha çok verebilmek için… FAVORİM: ÖTEKİ KIYI Sinagogun üst katındaki eserler arasında favorim Gurur Birsin’in “Öteki Kıyı”sı. Öyle etkileyici ki, uzun süre eserin önünde kalakalıyorum. Denizden çırılçıplak çıkmış figür, soğuk renkler ve kıyının öteki tarafında bir harabe. Hem sonu hem de başlangıcı aynı anda temsil ediyormuş gibi geldi “Öteki Kıyı” bana. “Son” diye anlamlandırdığım harabeler. Yani “geçmiş”. Çıplak figürün kıyıya bakması ve öylece durması ise yeni bir başlangıç. Hatta belki paralel evrendeki başlangıç. Dediğim gibi, üzerine satırlar döşenmekten bıkmayacağım bir iş Gurur Birsin’in “Öteki Kıyı”sı. “BU GENÇ KADIN BAŞKA BİR KOZMOSTAN BAKIYOR” Ve en alt kattayım… Burada da üst kattaki aynalı kubbenin bir devamı var. Metalden yapılmış olanı. Onun üzerine eserler yerleştirilmiş. Zaten tüm sergide eserler kadar mekanın kendisine, mekanın kendisi kadar tüm eserlerin zekice ve ustaca yerleştirilmiş olmasına hayran kaldım. Sıradanlığın kıyısından geçilmemiş. Sıradanlığın ve de pespayeliğin fena halde kıyılarında gezindiğimiz bugünlerde bu serginin tümü ayrıca iyi geldi. Emeği geçen herkese bir ‘sergi gezgini’ olarak teşekkür etmeliyim… Alt kattaki favorimi de söyleyeyim: Yağız Gülseven’in “Sağanak Yağış”ıyla Ayşenur Şentürk’ün “Zihin Köşesi” adlı işi. Şentürk’ün bir işi daha var sergide. O da yuvarlak bir delikten gözünüzü yerleştirerek görebildiğiniz, karanlık bir odanın içinde sergileniyor tek başına. Şentürk’ün işleri için Taner Ceylan serginin kitabında şöyle diyor: “Bu denli genç ve narin bir varlıktan bu kadar yaşlı, muazzam kasvetli ve ışıltılı tuhaf resimler gelince gerçekten çok şaşırdım. Hemen anladım ki bu genç kadın başka bir kozmostan bakıyor, başka bir şeylere şahitlik edip başka durumları betimliyor.” Ceylan haklı, Şentürk’ün işlerindeki tuhaf ışıltının bağımlısı oldum görür görmez. TİPİK PEYZAJ TABLOLARI BEKLEMEYİN Son olarak Taner Ceylan’ın, yine serginin kitabında kaleme aldığı yazısından bir kuple gelsin: “Pekala ruhların ve ruh hallerinin de birer peyzajı söz konusu olabilir. Güzelliğin olduğu kadar çirkinliğin, nefretin olduğu kadar sevgi ve aşkın peyzajından söz edilebilir”. Ceylan’ın bu cümlesi önemli. Çünkü serginin teması “peyzaj” olunca izleyici tipik peyzaj tabloları bekleyip manasız hayal kırıklığına uğrayabilir. O yüzden Ceylan “peyzaj”ı daha çok bir metafor olarak kullandığını belirtip kibarca uyarmış izlemeye geleni. Ve alışılmadık olanı yapmaya çalışmış. İkinci “son olarak” sözüm şu: Sergi 11 hazirana kadar devam ediyor. Zülfaris Sinagogu’nu Google’da aramayın. Çünkü konum yanlış çıkıyor. Zülfaris Karaköy Derneği diye arayın, doğru çıkıyor. Benim gibi dolanıp durmayın Karaköy’de, üzülürüm.

  • ART-136 | Yuzu Magazine

    September 16, 2025 | Art & Culture TR BELOW in SYNC with the FUTURE This September, Istanbul turns up the volume. From 17–21 September 2025, Noise_Media Art takes over Yapı Kredi bomontiada, bringing together artists, musicians, and technologists for five days of digital experimentation and after-dark energy. Born with an egalitarian, forward-thinking spirit, Noise has quickly claimed its place among the world’s most exciting media art festivals. The 2025 edition pushes further—immersive installations, cutting-edge digital works, and performances that blur the line between club and gallery. The music program, OI_Music, reads like a pulse check on the global electronic scene: modular rave futurist Cleo Leigh, dubstep heavyweight Loefah, Grammy-winning grime voice Flowdan, alongside Istanbul’s own disruptors—GLVRE, Semi, Fosil, Maui. On the art side, Russia’s acclaimed collective AES+F stages the Turkey premiere of TURANDOT 2070, a cinematic digital opera that fuses Puccini with AI-driven futures. Add to this a cross-section of galleries—from Anna Laudel and Zilberman to Paris, Zurich, and Berlin names—and you have a festival that’s less about borders, more about flows. Noise_Media Art isn’t just an event; it’s a signal. A reminder that Istanbul belongs at the center of the conversation when art, technology, and culture converge. GELECEKLE SENKRON: Noise_Media Art Eylül’de İstanbul sesini yükseltiyor. 17–21 Eylül 2025 tarihlerinde Noise_Media Art, Yapı Kredi bomontiada’yı devralıyor ve sanatçıları, müzisyenleri, teknoloji dünyasını beş gün süren dijital bir deneyim ve gece hayatıyla buluşturuyor. Egaliter ve ileriye bakan bir ruhla doğan Noise, kısa sürede dünyanın en heyecan verici medya sanat festivallerinden biri oldu. 2025 edisyonu ise çıtayı daha da yukarı taşıyor: Immersif enstalasyonlar, sınırları zorlayan dijital işler ve kulüp ile galeriyi birbirine yaklaştıran performanslar. Müzik bölümünde OI_Music, küresel elektronik sahnenin nabzını tutuyor: Modüler rave geleceğini kuran Cleo Leigh, dubstep efsanesi Loefah, Grammy ödüllü grime vokali Flowdan ve İstanbul’un sahneyi sarsan isimleri—GLVRE, Semi, Fosil, Maui… Sanat tarafında ise Rus kolektif AES+F, Puccini’yi yapay zekâ ile harmanlayan dijital opera TURANDOT 2070’in Türkiye prömiyerini gerçekleştiriyor. Yanı sıra Anna Laudel ve Zilberman gibi Türkiye’nin önde gelen galerilerinden Paris, Zürih ve Berlin temsilcilerine kadar uzanan katılımcılar, sınırların değil akışların belirlediği bir festival kurguluyor. noise.ist | @noise_media_art

  • DESIGN & INTERIORS | Yuzu Magazine

    Deceember 27, 2025 | PRODUCT DESIGN MINIPOD: a SOFTER WAY to WORK Designed by Defne Koz and Marco Susani for Koleksiyon, Minipod has been awarded the Compasso d’Oro 2025, one of the most established honours in international design. Announced at Expo 2025 Osaka and presented in Milan, the award also places Minipod in the permanent collection of the ADI Design Museum. SOFT WORK HABITAT Minipod is part of Koleksiyon’s ongoing exploration of the Soft Work Habitat—a design approach that challenges rigid, modernist work environments in favour of more adaptable, human-centred spaces. Inspired by David Sim’s Soft Citythinking, the concept translates urban softness into the scale of everyday work. A NEW KIND OF WORK POD Responding to post-pandemic shifts in working culture, Minipod moves beyond the conventional desk-and-chair setup. Compact and sculptural, it creates a semi-enclosed thinking capsule suitable for open offices, homes, and shared workspaces—offering focus without isolation. Height-adjustable for seated or standing use, it integrates wired and wireless power solutions, acoustic support, and a gently embracing backrest that balances privacy with openness. Steel elements are softened through fabric upholstery, introducing warmth into professional settings. DESIGNED TO ADAPT More than a functional object, Minipod responds to how people actually work today—across different postures, rhythms, and degrees of concentration. It invites movement, focus, and pause, creating moments of calm within collective environments. Conceived not simply as office furniture but as a living object, Minipod addresses contemporary needs for flexibility, concentration, and emotional comfort. Its Compasso d’Oro recognition reflects a broader shift toward design that prioritises human experience and cultural relevance over fixed typologies.

  • TASARIM-1

    October 2023 | Design & Interiors english below The concept of Le Flaneur and marries wabi-sabi words Alp Tekin photos Nick Smith B ergman Design House kurucusu ve kreatif direktörü Marie Soliman, tasarladığı bu Londra evi için şöyle diyor: “Bu ev gerçekten Le Flaneur konseptini benimsiyor ve benim gerçek tutkum ve inancım olan wabi-sabi ile birleşiyor: Kusurlu, geçici ve tamamlanmamış şeylerle alışılmamış, mütevazı olanın güzelliği”. Soliman, “Özgün bir tasarım hikâyesi yaratan iyi antika parçaların peşinde koşmanın arkasında o kadar çok tarih, eğlence ve güzellik var ki! Renkleri seviyorum, risk almayı seven biriyim, her zaman meraklıyım ve hikâye anlatmayı seviyorum” diyor. Evde dikkati çeken unsurlardan biri de Joseph Klibanksy’nin, Auguste Rodin'in ünlü “Le Penseur” heykeline saygı duruşu niteliğinde yaptığı “The Thinker” adlı “düşünen astronot” eseri. Sanatçı bu heykeliyle 21. yüzyıl insanlarının 1880’deki insanlara göre nasıl değiştiğini göstermek istemiş. Evin Londra Regent's Park’a bakan güzel manzaralarına alçı pervazlar, balıksırtı zeminler, mermer şömineler ve Zhuang Hong Yi'nin büyülü aydınlatma enstalasyonu eşlik ediyor. Soliman, “Bu daire, Kensington Bahçeleri'nin etkileyici manzarasına sahip koruma altındaki bir binada yer alıyor. Bu nedenle binanın dokusuna dokunmadan açıklık hissi yaratmanın yollarını arayıp bulduk” diyor. Bu nedenle evde dikkatlice yerleştirilmiş ayna paneller ve lüks şivron döşeme, antikalar, koleksiyonluk 20. yüzyıl mobilyaları ve sanat eserleri için mükemmel bir sade arka plan sağlanmış. B ergman Design House founder and creative director Marie Soliman says the following about this London house she designed: “This home truly embraces the concept of Le Flaneur and marries wabi-sabi, which is my true passion and belief: the beauty of things imperfect, impermanent, and incomplete; the beauty of things unconventional and humble”. “There is so much history, fun and beauty behind hunting the good antique pieces that create a very original design story! I love color, I am a risk taker, and curious all the time, and I love telling stories” says Soliman. One of the striking elements in the house is Joseph Klibanksy's "thinking astronaut" work called "The Thinker", which is a homage to Auguste Rodin's famous sculpture "Le Penseur". With this sculpture, the artist wanted to show how the people of the 21st century have changed compared to the people of 1880. The home's beautiful views overlooking London's Regent's Park are accompanied by plaster mouldings, herringbone floors, marble fireplaces and a magical lighting installation by Zhuang Hong Yi. “This apartment is located in a listed building with impressive views over Kensington Gardens,” Soliman said. “For this reason, we looked for ways to create a feeling of openness without touching the fabric of the building”. “It is a listed building with impressive views over Kensington Gardens, so we devised ways to create a feeling of openness without touching the fabric of the building,” says Marie Soliman. Carefully placed mirror paneling and luxurious chevron flooring provide the perfect pared-back backdrop for antiques, collectable 20th century furniture and artworks. As Bergman Design House is also known for being product designers in London, bespoke furniture and color schemes subtly echo the existing shapes and tones in the owners’ collection. The design plays to the strengths of the architecture and treasured objects.

  • TASARIM-1

    Kasım 2021 | Tasarım | Türkiye LEVENT EVİ Yazı | Alp Tekin İ stanbul Levent’te konumlanan ve 2022’de tamamlanması planlanan Levent Evi; Mahmut Kefeli, İrem Başer ve Kerem Erçin’in mimari ofisi escapefromsofa tarafından bu yıl içinde tasarlanmış. Kompakt bir cepheyle sokaktan giriş alan Levent House, geniş açıklıklara sahip bir arka cepheye sahip. 900 metrekare açık ve 250 metrekare kapalı alanı olan projede, ev sahiplerinin birlikte vakit geçirmelerine imkan veren ortak yaşam alanları zemin katta yer alıyor. Salon ve mutfağı açık plan şemasında tasarlanan Levent Evi, geniş açıklıkları sayesinde terasa ve kot farkını nitelikli biçimde yorumlayan bahçeye açılarak mekansal sürekliliği de vurguluyor. Bodrum katta kurgulanan çalışma odası ise bir yandan bahçeye göz kırpıyor bir yandan da kendi sakin atmosferiyle ayrı bir mekan niteliğinde… YALIN GEOMETRİK FORMLAR Proje genelinde yalın geometrik formlar kimi zaman keskin kimi zaman dairesel yüzeylerle birbirine eklemlenmiş. Söz konusu formlar bej renk paletiyle tamamlanıp ortaya çıkarılmış. Beraber kullanılan ahşap ve doğal taşlarla ise estetik kompozisyonlar yaratılmış. Tüm bu detaylar minimal bir yaklaşımın benimsendiği mobilya kullanımıyla desteklenmiş.

  • ART

    August 2023 | Art & Culture Heraklitos’un izinde bir Leros sergisi words Selin Akın G alerist ve Perasma olarak gerçekleştirdiğimiz “Time is a Child” isimli karma sergimiz; Leros’un geçmişiyle bugün adada var olan yaşam biçiminin harmanlanmış yapısını ilgi çekici bulmamızla ortaya çıktı. Zamanın bir çocuk gibi umursamaz akışı , kaçınılmaz olarak Leros’un ritmiyle paralel düşünmemize neden oldu. Davet ettiğimiz sanatçıların sergi için önerdiği eserler, adayı tanımamızla, sanatçılarla diyaloğumuzla eş zamanlı gelişti. ETERNITY AND A DAY Bize Leros’ta zaman farklı akıyor gibi geldi: Bu sergiyi düzenlediğimiz için mi yoksa burada zaman gerçekten kendine has bir şekilde aktığı için mi? Orasını bilmek pek mümkün değil. Zamanın kendi akışında sürdüğü bu adada Alice Guittard, Ayça Telgeren, Burcu Yağcıoğlu, Elif Uras, Evgenia Vereli, Kostis Velonis, Lara Ögel, Malvina Panagiotidi, Maria Joannou, Martin Creed, Merve İşeri, Nazım Ünal Yılmaz, Nil Yalter, Nuri Kuzucan, Rashid al Khalifa, Savvas Laz, Serkan Özkaya, Serra Duran, Silva Bingaz, Stefania Strouza, William Kentridge, Yeşim Akdeniz ve Yusuf Sevinçli’den oluşan, toplamda 22 sanatçının bir araya gelerek oluşturduğu birliktelik, bir yelken okulunun dönüştürülmesiyle gerçekleşti. Serginin ilhamı ise Teodoros Angelopulos yönetmenliğindeki “Eternity and a Day” filmi ve Heraklitos’un “Zaman, sahilde beş taş oy nayan bir çocuktur” cümlesiydi. Ada sakinlerinin günün her saatinde rutin yüzme program için kullandığı Koulouki koyunda yer alan yelken okulu, sabah saatlerinde adanın ihtiyar heyetinin, ilerleyen saatlerde ise işinden öğle tatili için çıkan gençlerin uğrak yeri oluyor. Ada yaşamında usulca kendine yer edinen “Time is a Child” sergisi, ziyaret edenlerin meraklı bakışları ve ders almaya gelen çocukların keyifli sorularıyla sanki hep oradaymış gibi bir hisle devam etti. Her bir sanatçının zamanla olan iletişimini bambaşka kanallardan aktardığı sergide; kimisi çocukluğundaki zamanın akışına kimisi zamanın döngüselliğine, kimisi de zamanın enerjisine değindiği eserlerle birbirine eşlik etti. Türkiye, Yunanistan, İngiltere, Fransa ve Güney Afrika’dan sanatçıların bir araya geldiği bu sergide, 22 sanatçının her birinin zamanı kendi zihinlerinde ve duygu durumlarında nasıl yorumladıklarını deneyimleme fırsatı bulduk. A Leros exhibition in the footsteps of Heraclitus O ur group exhibition, "Time is a Child," which we held as Galerist and Perasma, arose from our interest in the blended structure of Leros' past and the lifestyle that exists on the island today. The erratic flow of time, like a child, compelled us to think in synchronization with the rhythm of Leros. The works proposed by the artists we invited for the exhibition evolved concurrently with our exploration of the island and our dialogues with the artists. ETERNITY AND A DAY We had the impression that time moved differently on Leros: Was this because we organized the exhibition here, or because time moves in its own way here? That is impossible to know. The exhibition was inspired by the Theodore Angelopoulos film "Eternity and a Day" and Heraclitus's aphorism, "Time is a child playing five stones on the beach." The sailing school in Koulouki Bay, which is used by the island's residents for routine swimming programs at all hours of the day, is frequented in the morning by the island's elders and in the following hours by young people who leave their jobs for lunch. The "Time is a Child" exhibition, which had gradually gained a place in island life, continued with the curious gazes of visitors and the pleasant questions of the children who came to take lessons, as if it had always been there. Each artist conveyed their communication with time through completely different topics in the exhibition; some touched on the flow of time in their childhood, others on the circularity of time, and still others on the energy of time. In this exhibition, which brought together artists from Turkiye, Greece, England, France, and South Africa, we were able to see how each of the 22 artists interpreted time in their own minds and moods.

  • ART

    Mayıs 2021 | Art | Dünya Frieze New York’un dönüşü Yazı | Onur Baştürk P andemiyle beraber sanat fuarları dijitale kaymış, varlıklarını orada sürdürmeye çalışmıştı. Hatta bir noktadan sonra çok keskin söylemler havada uçuşuyordu, “Bundan sonra sanat da tamamen dijitalde, fiziki fuarları unutun!” Evet doğru, dijital alan sanatın yeni gösterim biçimlerinden biri olmuştu. Ama ne yazık ki fiziki fuarların yerini dijital tam olarak tutamadı. Frieze New York’un fiziki olarak dönüşünün yarattığı heyecan bunun kanıtı. Nitekim, 5 mayısta başlayan ve 9 mayıs pazar gününe dek sürecek olan Frieze New York’un biletleri başlamadan tükenmişti bile. YENİ MEKAN YENİ HEYECAN Frieze NY’un bu seneki mekanı da yeni. Pek çok kişinin geçtiğimiz yıllarda yapılan fuarlarda feribotla ulaştığı Randalls Adası'ndaki eski alandan, Manhattan'ın Batı Yakası'ndaki Hudson Yards'da yer alan sanat merkezi The Shed'e taşındı ünlü sanat fuarı. CAO FEI VE KAWS KARŞILIYOR The Shed’e gelen fuar katılımcısını karşılayan iş ise “The Looking Glass”. Dijital sanat aplikasyonu Acute Art’ın sanat yönetmeni Daniel Birnbaum ve The Shed’in baş küratörü Emma Enderby’nin küratörlüğünü yaptığı The Looking Glass, binayı çevreleyen kamusal alanda sunulan artırılmış gerçeklik çalışmalarından oluşan büyük bir sergi. Bu serginin ilk bölümünde Precious Okoyomon, Cao Fei ve KAWS’ın eserlerinin prömiyeri yapılıyor. Acute Art, bu sergisini 2 temmuzda The Shed ve High Line’da ek çalışmalarla genişleterek Frieze sonrası da sürdürmeyi hedefliyor. HERKES BUNUN FARKINDA Elbette herkes Frieze NY’un her zamankinden daha çok “lokal” olacağının farkında. Çünkü seyahat kısıtlamaları halen ülkeler arasında devam ediyor. Bu da birçok ziyaretçi ve alıcıyı fuardan uzak tutacak. İşte bu nedenle 160 galerinin katıldığı fiziki fuara eşzamanlı olarak dijitalde yine “Frieze Viewing Room” eşlik edecek. Fiziki fuara erişemeyen koleksiyoner ve sanatseverler buradan eserleri görebilecek. Öte yandan tüm sanatçı ve galeri sahipleri Frieze NY’un yeniden şehrin içine dönmüş olmasına olumlu bakıyor. Chelsea ve Los Angeles'ta galerileri olan, hemen her Frieze fuarına katılan Tanya Bonakdar, New York Times’a verdiği demeçte koleksiyonerlerin fuar için heyecanlandığını, insanların en azından ABD içinde bu fuar için seyahat etmeye hevesli olduğunu söylüyor. TEST YA DA AŞI İSTİYORLAR Bu arada Frieze NY önlemlerini almış durumda. Herkesin bileti belli saatlerde geçerli. İçerde oyalanmak yok. Ayrıca içeriye negatif test ya da aşı olduğunu gösteren belgeyle giriliyor. Haziran başında düzenlenecek Contemporary İstanbul için de benzer önlemler var. Ama bizde negatif test isteneceğini sanmıyorum. Aşı deseniz, ondan umudu kestik zaten! Kısacası, Frieze NY’a katılacak herkes umutlu. Hem sanatçı hem de galeri sahipleri insanlarla yeniden -maskeli de olsa- etkileşim kurmak için heyecanlı. Uzun süre virüsle boğuşan ve bugünlerde yeniden açılan NY’lu için de durum aynı. Unutmadan: Frieze New York 2021 konuşma programlarından en önemlisi “Vision & Justice” serisi. The Shed ve Frieze Viewing Room'da gerçekleşecek konuşma serisi, Vizyon ve Adalet Projesi'nin çalışmalarını onurlandırmayı hedefliyor. Vizyon ve Adalet Projesi, Amerika Birleşik Devletleri'nde ırk ve vatandaşlık arasındaki ilişkiyi anlamada sanatın temel rolünü incelemeye adanmış bir proje. Credits 1. Cao Fei 2. Kathleen Ryan / François Ghebaly Gallery 3. Olafur Eliasson / Tanya Bonakdar Gallery 4. Alessandro Pessoli / Anton Kern Gallery 5. The Shed’ Bloomberg Building 6. Frieze NY 2021

  • ART

    Nisan 2020 | Art | İtalya İtalya’daki müzeden salgına bakınca… Yazı | Alp Tekin H içbir şey eskisi gibi olmayacak. Herkesin dilindeki cümle bu. Peki ya sanat? Şu anda sanat ne durumda? İlerde ona ne olacak? Frieze.com yazarlarından Pablo Larios’un, İtalya’nın Torino şehrindeki ünlü Castello di Rivoli müzesinin müdürüyle yaptığı telefon görüşmesi bu sorulara yanıt olacak nitelikte. İşte, Avrupa’nın en donanımlı kurumunun başındaki müdür Carolyn Christov-Bakargiev ile yapılan görüşmeden bir alıntı: PL: Salgının müzeye ne gibi etkileri oldu? CC-B: Müze 5 Mart'ta kapandı. Başlangıçta bu virüs hakkında düşündüğüm hiçbir şeyin virüsün şu anki hali ile bir alakası yok. Bu virüs son derece bulaşıcı. Hasta izninde olan, bazılarında grip belirtileri olan altı müze çalışanım var. Ancak Covid-19 için test edilmediler. Bilet, satışlar, kitap, hediyelik eşya ve rehberli tur satışlarında büyük kaybımız var. Ne yazık ki bu telafisi olmayan yüz binlerce avro demek oluyor. Protokoller sadece gerekli personelin bulundurulmasına izin veriyor. Koleksiyonun korunduğundan ve kredi ile ilgili çalışmalardan emin olmak zorundayım. Bu nedenle mevcut durumda temel güvenlik, koruma, bina güvenliği ve bir idari çalışanım var. PL: Bu durumun uzun vadeli sanatsal etkileri neler olabilir? CC-B: Oldukça farkında olduğumuz tek şey şu: Önümüzdeki mali ve ekonomik kriz. Sanat dünyası, bir yanda 450 milyon dolara sahte Leonardo eserlerini satın alan son derece zengin koleksiyonculardan, diğer yanda ise hem sanatçı olup hem de şu andaki durumdan dolayı sanatla ilgilenemeyen genç sanatçılardan ibaret… Ve bu ikisi arasındaki her şeyden! Bu durum kritik, çünkü sanatçılar için bir sosyal koruma yok. Neyse ki İtalya, ekonominin tamamen çökmesini önlemek için son derece güçlü bir finansal paketi yürürlüğe koydu. Bu paketle işçilerin maaşlarının %80'i ödeniyor. Yani bu, benim personellerim gibi müze personellerini de kapsayan bir çeşit ücretli izin. PL: Şehir şu anda nasıl hissediyor? CC-B: Geceleri şehrin insanlardan yoksun sadece evsizlerle dolu haline bakınca -çünkü evsizlerin karantinaya alınacak bir evi yok- Torino şehri, Giorgio De Chirico'nun göreceği şekilde görünüyor. Giorgio De Chirico, 1910'da, Torino'da on gün geçirdikten sonra kemerli takların metafizik resimlerini yapmıştı. Ve bu gerçekten metafizik bir durum: Şehirde lambaların ışıkları var, yanıyor, ama dışarıda kimse yok, kimse yürümüyor! Not: Ünlü müzenin Digital Cosmos sergisi başta olmak üzere birçok sergisi online olarak görülebilir. ART | Kategorinin diğer yazıları ‘Resimlerin kendi içinde tedirgin olmasını önemsiyorum’ Mahremiyeti sorgulamak daha erotik Yuzu & nom-studios sunar ‘LOOP’ sergisi Kemal Özen "Gam'zede" Online Sergi Hangi yetişkin bir ‘Gam’zede’ değil ki artık? Ali Elmacı’nın atölye günleri notları May Parlar "Collective Solitude" Online Sergi Lara Kamhi’yle paradokslar ve izolasyon üzerine... BASE’in yeni dijital projesi yakında Sessiz Odanın Çığlığı İtalya’daki müzeden salgına bakınca… Yıldızı daha da parlayacak: Salman Toor Online açılış yapan İstanbullu sergi

  • TASARIM-1

    November 2022 | Design & Interiors | VOL VIII MIAMI BEACH HOUSE Yazı / writer | Onur Baştürk Fotoğraflar / Photos | Tim Williams M iami’deki bu evin mimarisi Art Deco’nun son aşaması olarak tarif edilen, 1930’la 1945 yılları arasında hüküm sürmüş “Streamline Moderne” anlayışının şık bir ürünü. Evin içini yeniden tasarlayan Sanayi 313 ekibi ise kendini tek bir estetik ya da akımla kısıtlamamış. Sanayi 313’ün sahibi tasarımcı Enis Karavil, ev sahiplerinin Miami Beach’in tarihi dokusuna ve modern yaşamın kolaylıklarına atıfta bulunan bir tasarım istediğini söylüyor: “Benim için yaşanmışlık çok önemliydi. Evin dokusuna uyum sağlayacak tasarımların yanı sıra yüksek tavanların büyüsüyle kuvvetli bir kontrast yaratabileceğine inandığım tasarımlara yer verdim. Ailenin değişik kültürlerden gelen yapısına ithafen, dünyanın farklı kıta ve dönemlerinden seçilmiş aksesuarları Miami’nin renk ve havasını taşıyan bu yapıya yerleştirdim. Evin ışığı yerleştirme sırasında büyük rol oynadı. Doğal ışığın aydınlatma tasarımıyla dengelenmesi de önem taşıyan unsurların başındaydı”. MAKSİMALİST DETAYLARDA MİNİMAL VURGU Evi tasarlarken homojen bir hikâye kurgulamadığını söyleyen Karavil, farklı detay ve unsurlarla şaşırtmak istediğinden bahsediyor: “Eski dönemlerin günümüzle çatışması beni heyecanlandırıyor. İçinde geleneksel izler taşıyan modern bir tavrı benimsiyorum. Bu nedenle kontrast yaratan elementleri beraber kullandım. Maksimalist detaylarda minimalist bir abartıyı vurguladım. Büyük ebatlı, maskülen tasarımlara yer verdim. İnce, feminen ve sıcak dokunuşlarla detayları tamamladım. Ahşap, mermer, bronz ve cam gibi malzemeleri ön plana çıkarırken sade renkleri tercih ettim. Farklı yıllara ait antika ve aksesuarlara ise modern mobilyalar eşlik etti”. Enis Karavil, evin her bölümünün aynı rahatlıkta kullanılabilmesi için mobilyaların estetiği kadar fonksiyonel olmasına da dikkat etmiş. Stili güzel ama kullanışsız parçalara yer vermemiş. T he architecture of this house in Miami is a stylish product of the “Streamline Moderne” approach, which is described as the last stage of Art Deco, which was popular between 1930 and 1945. The Sanayi 313 team, which redesigned the interior of the house, did not limit itself to a single aesthetic or trend. Enis Karavil, the designer of Sanayi 313, says that the homeowners wanted a design that refers to the historical texture of Miami Beach and the conveniences of modern life: “Experience was very important to me. In addition to designs that will adapt to the texture of the house, I have included designs that I believe can form a strong contrast with the magic of high ceilings. I placed accessories selected from different continents and periods of the world in this structure, which carries the color and atmosphere of Miami, in reference to the family’s origin from different cultures. The light of the house played a big role in the placement. Balancing the natural light with the lighting design was also one of the most important elements”. MINIMUM HIGHLIGHT IN MAXIMALIST DETAILS Saying that he did not construct a homogeneous story while designing the house, Karavil mentions that he wants to surprise with different details and elements: “The clash of ancient times with the present excites me. I adopt a modern attitude with traditional traces. I adopt a modern attitude with traditional traces. I also emphasized a minimalist exaggeration in maximalist details. I included large-sized, masculine designs. I completed the details with subtle, feminine, and warm touches. I preferred simple colors while highlighting materials such as wood, marble, bronze, and glass. Antiques and accessories from different years were accompanied by modern furniture.” Enis Karavil has paid attention to the functionality as well as aesthetics of the furniture so that every part of the house can be used with the same comfort. Tamamı için... | For more... Print VOL VIII - 2022 / 23 Out of Stock View Details No product

  • Yuzu Magazine

    Aralık 2020 | Şartlar ve Koşullar | Türkiye Gizlilik ve Güvenlik Politikası Çerez (Cookie) Politikası Mesafeli Satış Sözleşmesi Gizlilik ve Güvenlik Politikası 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“Kanun”) uyarınca, kişisel verileriniz; veri sorumlusu olarak Yuzu Magazine tarafından aşağıda açıklanan kapsamda işlenebilecektir. Kişisel verilerinizin işlenmesine ilişkin detaylı bilgilere www.yuzumagazine.com adresinde yer alan Yuzu Magazine Kişisel Verilerin Korunması ve İşlenmesi Politikası’ndan ulaşabilirsiniz. a - Kişisel Verilerinizin Hangi Amaçla İşleneceği Toplanan kişisel verileriniz, ziyaretiniz kapsamında Yuzu Magazine'in ve Yuzu Magazine ile iş ilişkisi içerisinde olan ilgili kişilerin hukuki teknik, ticari ve iş güvenliğinin temin edilmesi amacıyla Kanun’un 5. ve 6. maddelerinde belirtilen kişisel veri işleme şartları ve amaçları dahilinde işlenecektir. b - İşlenen Kişisel Verilerinizin Kimlere ve Hangi Amaçla Aktarılabileceği Toplanan kişisel verileriniz; yukarıda belirtilen amacın gerçekleştirilmesi kapsamında, yurt içinde veya yurt dışındaki iş ortaklarımıza, tedarikçilerimize ve ayrıca kanunen yetkili kamu kurumları ve özel kişilere Kanun’un 8. ve 9. maddelerinde belirtilen kişisel veri işleme şartları ve amaçları çerçevesinde aktarılabilecektir. c - Kişisel Verinizin Toplanma Yöntemi ve Hukuki Sebebi Kişisel verileriniz, bina, tesis ve yerleşkemizi ziyaretiniz esnasında Yuzu Magazine tarafından fiziki yöntemler ile Kanun’un 5. ve 6. maddelerinde belirtilen kişisel veri işleme şartlarına dayalı olarak toplanmaktadır. Toplanan kişisel verileriniz, Aydınlatma Metni’nin (a) ve (b) maddelerinde belirtilen amaçlarla işlenebilmekte ve aktarılabilmektedir. ç - Kişisel Veri Sahibinin Kanun’un 11. maddesinde Sayılan Hakları Kişisel veri sahibi olarak Kanun’un 11. maddesi uyarınca aşağıdaki haklara sahip olduğunuzu bildiririz: – Kişisel verilerinizin işlenip işlenmediğini öğrenme, – Kişisel verileriniz işlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme, – Kişisel verilerinizin işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme, – Yurt içinde veya yurt dışında kişisel verilerinizin aktarıldığı üçüncü kişileri bilme, – Kişisel verilerinizin eksik veya yanlış işlenmiş olması hâlinde bunların düzeltilmesini isteme ve bu kapsamda yapılan işlemin kişisel verilerinizin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme, – Kanun’a ve ilgili diğer kanun hükümlerine uygun olarak işlenmiş olmasına rağmen, işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması hâlinde kişisel verilerin silinmesini veya yok edilmesini isteme ve bu kapsamda yapılan işlemin kişisel verilerinizin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme, – İşlenen verilerin münhasıran otomatik sistemler vasıtasıyla analiz edilmesi suretiyle aleyhinize bir sonucun ortaya çıkması durumunda buna itiraz etme, – Kişisel verilerinizin kanuna aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zarara uğramanız hâlinde zararın giderilmesini talep etme. Yukarıda sıralanan haklarınıza yönelik başvurularınızı, info@yuzumagazine.com adresinden talep edebileceğiniz Yuzu Magazine Kişisel Veri Sahibi Başvuru Formu’nu doldurarak bizlere iletebilirsiniz. Talebinizin niteliğine göre en kısa sürede ve en geç otuz gün içinde başvurularınız ücretsiz olarak sonuçlandırılacaktır; ancak işlemin ayrıca bir maliyet gerektirmesi halinde Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından belirlenecek tarifeye göre tarafınızdan ücret talep edilebilecektir. Çerez (Cookie) Politikası Çerez (cookie) politikamız, Gizlilik politikamızın bir parçasını oluşturur. Diğer birçok internet sitesinde olduğu gibi içerik ve reklamları kişiselleştirmek, sosyal medya özellikleri sağlamak, trafiği analiz edebilmek ve web sitemizi (kısaca “Yuzu Magazine” olarak anılacaktır) nasıl kullandığınızı anlayabilmek için çerezler kullanıyoruz. Its Istanbul’da bulunduğunuz süre boyunca “Cookie” olarak da adlandırılan çerezlerin ve buna benzer unsurların tarayıcınıza yerleştirilmesi söz konusu olabilir. Çerez (Cookie) ayarlarını değiştirmeden Yuzu Magazine’i kullanmaya devam ederek çerez kullanımına izin vermektesiniz. Çerez (Cookie) Nedir? Çerezler, mobil uygulamayı ve/veya web sitesini ziyaret ettiğiniz zaman bilgisayarınıza tercihlerinizi kaydeden küçük metin dosyalarıdır. Çerezler, herhangi bir kişisel ya da özel bilgi içermezler, bilgisayarınıza zarar vermezler. Ayrıca çerezleri dilediğiniz gibi kontrol edebilir veya silebilirsiniz. Hangi Tür Çerezleri Kullanıyoruz? Yuzu Magazine’de “Oturum Çerezleri” ve “Kalıcı Çerezler” olarak iki tür çerez kullanıyoruz. Oturum çerezleri, Yuzu Magazine’de dolaşırken geçici hafızada yer alan ancak internet tarayıcınızı kapattığınızda silinen çerezlerdir. Kalıcı çerezler ise belli bir tarihle ya da süreyle sınırlanmış olan bu tarih ya da süre sonunda kendiliğinden silinen veya tarafınızdan silinene kadar sabit diskinizde kalan çerezlerdir. Yuzu Magazine’de Üçüncü Şahıslar Hangi Çerezleri Kullanmaktadır? Yukarıda yer alan çerezlerimize ek olarak üçüncü şahıs tedarikçi ve reklam ağları, sosyal medya platformları, hizmet sağlayıcıları ile diğer iş ortaklarımız, sizin Yuzu Magazine’i ve diğer internet sitelerini önceki ziyaretlerinize dayalı olarak reklam sunmak da dahil olmak üzere size daha iyi ve daha kişiselleştirilmiş hizmet sağlanması amacıyla tarayıcınıza çerez yerleştirebilirler. Üçüncü şahıslara ve kullandıkları çerezlere ilişkin bilgiler aşağıdaki gibidir: * Google Analytics* Kalıcı, oturum ve üçüncü şahıs çerez türlerinin kullanılması aracılığıyla Its Istanbul’un trafiği izlenerek ve raporlanarak kullanıcı deneyiminin daha iyi analiz edilmesi sağlanır. Daha fazla bilgi için: http://www.google.com/policies/privacy/ Bu çerezlerden vazgeçmek için: https://tools.google.com/dlpage/gaoptout * Diğer Reklam Platformları* Kalıcı, oturum ve üçüncü şahıs çerez türleri kullanılarak çevrimiçi deneyiminizi iyileştirmek için internet üzerinde geçirdiğiniz zaman ve alışkanlıklarınız analiz ederek reklamların ilgi alanlarınıza göre gösterilmesi sağlanır. (Yukarıda verilen 3. şahıslara ait linkler aracılığıyla ulaşacağınız içeriklerin güvenilirliğine ilişkin sorumluluğumuz bulunmamaktadır.) Yuzu Magazine’de Çerezler Hangi Amaçlarla Kullanılmaktadır? Yuzu Magazine’de Çerezler, genel olarak size daha iyi ve daha kişiselleştirilmiş hizmet sağlamak ve Yuzu Magazine’de geliştirmemize yardımcı olması amacıyla kullanılıyor olup; bu Çerezler sayesinde daha ayrıntılı olarak aşağıdaki hedefler gerçekleştirilmektedir: – Kullanıcının sepetinde hangi ürünlerin olduğunu hatırlatmak, – Mobil uygulamayı ve/veya web sitesini ziyaret edenleri tanımak, – Reklamlar için hedeflenen kitleye erişilerek sizin kendi ilgi alanlarınıza uygun reklamlar görmenizi ve aynı reklamları tekrar tekrar görmemenizi sağlamak, – İçerik ve reklamları sizin için kişiselleştirmek, – Sosyal medya özellikleri sağlamak, – Yuzu Magazine’in trafiğini analiz etmek, – Yuzu Magazine’i nasıl kullandığınızı anlamak, – Mobil uygulamaya ve/veya web sitesine giriş yaptıktan sonra ayarları muhafaza etmek, Çerezler Nasıl Yönetilebilir veya Silinebilir? Çerezleri, tarayıcınız buna imkan sunuyorsa tarayıcı ayarlarını düzenleyerek yönetebilirsiniz. Bu şekilde tüm çerezleri reddedebilir, sabit diskinize bir çerez kaydedilmeden önce uyarılabilir, sadece belirlediğiniz internet sitelerinin çerezlerini kabul edebilir, önceden kabul ettiğiniz çerezleri devre dışı bırakabilir ya da silebilirsiniz. Yuzu Magazine’de yer alan üçüncü şahısların çerezlerinden eğer imkan sunuyorlarsa ilgili üçüncü şahsın internet sitesini ziyaret ederek vazgeçebilirsiniz. Yuzu Magazine’de yer alan çerezleri reddetmeniz durumunda Yuzu Magazine’de yer alan özellik ve fonksiyonların bir kısmını kullanamayabilirsiniz. Yuzu Magazine'e farklı tarayıcılardan ve/veya cihazlardan erişiyorsanız, bu tarayıcı ve cihazların her birinin çerez ayarlarının seçiminize uygunluğunu kontrol etmelisiniz. Çerez politikamızı, size herhangi bir bildirimde bulunmaksızın güncelleyebiliriz. Bu nedenle çerez politikamızı belirli aralıklarla yeniden gözden geçirmenizi öneririz. Mesafeli Satış Sözleşmesi MADDE 1 – TARAFLAR SATICI Ünvanı : YUZU Medya Yayıncılık Ticaret Limited Şirketi Adresi : Bebek Mah. İnşirah Cad. No: 25 İç Kapı No: 1 Beşiktaş/ İSTANBUL Eposta adresi : info@yuzumagazine.com ALICI Müşteri olarak www.yuzumagazine.com alışveriş sitesinden (bundan böyle “İnternet Sitesi” olarak anılacaktır) işbu sözleşme kapsamında alım yapan kişiyi ifade eder. ALICI yönünden, alış formunda verilen adres ve iletişim bilgileri esas alınır. MADDE 2 – KONU İşbu sözleşmenin konusu, ALICI’nın SATICI’ya ait İnternet Sitesi’nden elektronik ortamda siparişini yaptığı aşağıda nitelikleri ve satış fiyatı belirtilen ürünün satışı ve teslimi ile ilgili olarak 6502 sayılı Tüketicilerin Korunması Hakkındaki Kanun ve Mesafeli Sözleşmeler Uygulama Esas ve Usulleri Hakkında Yönetmelik hükümleri gereğince tarafların hak ve yükümlülüklerinin saptanmasıdır. MADDE 3 – SÖZLEŞME KONUSU ÜRÜN Malın/Ürünün/Hizmetin türü, miktarı, marka/modeli, rengi, adedi, satış bedeli, ödeme şekli, siparişin sonlandığı andaki bilgilerden oluşmaktadır MADDE 4 – GENEL HÜKÜMLER 4.1. ALICI, İnternet Sitesi’nde sözleşme konusu ürünün temel nitelikleri, tüm vergiler dahil satış fiyatı ve ödeme şekli ile teslimata ve bunun masraflarının ALICI tarafından karşılanacağına, teslimatın gerçekleştirileceği süreye ve SATICI’nın tam ticari unvanı, açık adresi ve iletişim bilgilerine ilişkin ön bilgileri okuyup bilgi sahibi olduğunu ve elektronik ortamda gerekli teyidi verdiğini beyan eder. ALICI; bu sözleşmeyi elektronik ortamda teyit etmekle, mesafeli sözleşmelerin akdinden önce, Satıcı tarafından Tüketici’ye verilmesi gereken adres, siparişi verilen ürünlere ait temel özellikler, ürünlerin vergiler dahil fiyatı, ödeme ve teslimat bilgilerini de doğru ve eksiksiz olarak edindiğini teyid etmiş olur. 4.2. Sözleşme konusu ürün, yasal 30 günlük süreyi aşmamak koşulu ile her bir ürün için ALICI’nın yerleşim yerinin uzaklığına bağlı olarak internet sitesinde ön bilgiler içinde açıklanan süre içinde ALICI veya gösterdiği adresteki kişi/kuruluşa teslim edilir. Madde 3’te gösterilen teslimata ilişkin her türlü kargo ücreti ALICI tarafından karşılanacak olup siparişine ilişkin faturasına “Gönderim Ücreti” adı altında yansıtılacaktır. 4.3. Sözleşme konusu ürün, ALICI’dan başka bir kişi/kuruluşa teslim edilecek ise, teslim edilecek kişi/kuruluşun teslimatı kabul etmemesinden SATICI sorumlu tutulamaz. 4.4. Kargo firmasının, ürünü ALICI’ya teslimi aşamasında karşılaşacağı her türlü sorun nedeniyle, siparişi verilen ürünün ALICI’ya teslim edilememesinden dolayı SATICI sorumlu tutulamaz. 4.5. SATICI, sözleşme konusu ürünün sağlam, eksiksiz, siparişte belirtilen niteliklere uygun ve varsa garanti belgeleri ve kullanım kılavuzları ile teslim edilmesinden sorumludur. 4.6. SATICI, haklı bir sebebe dayanmak şartıyla, sözleşmeden doğan ifa yükümlülüğünün süresi dolmadan ALICI’ya eşit kalite ve fiyatta farklı bir ürün tedarik edebilir. 4.7. SATICI, sipariş konusu ürün veya hizmetin yerine getirilmesinin imkansızlaşması halinde sözleşme konusu yükümlülüklerini yerine getiremezse, bu durumu, sözleşmeden doğan ifa yükümlülüğünün süresi dolmadan tüketiciye bildirir ve ALICI’ya eşit kalite ve fiyatta farklı bir ürün tedarik edebilir. 4.8. Sözleşme konusu ürünün teslimatı için işbu sözleşmenin imzalı nüshasının SATICI’ya ulaştırılmış olması ve bedelinin ALICI’nın tercih ettiği ödeme şekli ile ödenmiş olması şarttır. Herhangi bir nedenle ürün bedeli ödenmez veya banka kayıtlarında iptal edilir ise, SATICI ürünün teslimi yükümlülüğünden kurtulmuş kabul edilir. 4.9. ALICI alışveriş esnasında sisteme tanımladığı kredi kartı bilgilerinin doğru olduğunu, bu kredi kartının kullanımından dolayı kaynaklanacak her türlü hukuki ve cezai yasal sorumluluğunun kendisinde olduğunu kabul ve taahhüt eder. Ürünün tesliminden sonra ALICI’ya ait kredi kartının ALICI’nın kusurundan kaynaklanmayan bir şekilde yetkisiz kişilerce haksız veya hukuka aykırı olarak kullanılması nedeni ile ilgili banka veya finans kuruluşun ürün bedelini SATICI’ya ödememesi halinde, ALICI’nın kendisine teslim edilmiş olması kaydıyla ürünün 3 gün içinde SATICI’ya gönderilmesi zorunludur. Bu takdirde nakliye giderleri ALICI’ya aittir. Eğer ALICI ürünü geri göndermezse kredi kartından herhangi bir nedenle ürün bedelinin alınmaması veya ürün bedelinin kredi kartına iade edilmesi durumlarında ürün bedelinin hiçbir ihtara gerek kalmaksızın SATICI banka hesaplarına havale edileceğini kabul ve taahhüt eder. 4.10. SATICI mücbir sebepler veya nakliyeyi engelleyen hava muhalefeti, ulaşımın kesilmesi gibi olağanüstü durumlar nedeni ile sözleşme konusu ürünü süresi içinde teslim edemez ise, durumu ALICI’ya bildirmekle yükümlüdür. Bu takdirde ALICI siparişin iptal edilmesini, sözleşme konusu ürünün varsa emsali ile değiştirilmesini, ve/veya teslimat süresinin engelleyici durumun ortadan kalkmasına kadar ertelenmesi haklarından birini kullanabilir. ALICI’nın siparişi iptal etmesi halinde ödediği tutar 10 gün içinde kendisine nakden ve defaten ödenir. 4.11. ALICI’nın kredi kartı ile yaptığı ödemelerde ise, ürün tutarı, siparişin ALICI tarafından iptal edilmesinden sonra 7 gün içerisinde ilgili bankaya iade edilir. Bu tutarın bankaya iadesinden sonra ALICI hesaplarına yansıması tamamen banka işlem süreci ile ilgili olduğundan, ALICI, olası gecikmeler için SATICI’nın herhangi bir şekilde müdahalede bulunmasının mümkün olamayacağını ve SATICI tarafından kredi kartına iade edilen tutarın banka tarafından ALICI hesabına yansıtılmasının ortalama 2 ile 3 haftayı bulabileceğini şimdiden kabul etmektedir. 4.12. SATICI teknik nedenlerden kaynaklanan fiyat, ürün ve her türlü güncelleme hatalarından sorumlu değildir. MADDE 5 – CAYMA HAKKI ALICI, sözleşme konusu ürünün kendisine veya gösterdiği adresteki kişi/kuruluşa tesliminden itibaren 14 gün içinde hiçbir sebep göstermek zorunda olmaksızın cayma hakkına sahiptir. Ancak, yılbaşı, bayramlar, anneler günü gibi belirli günlere yönelik ALICI’ya özel olarak hazırlanan, satışa sunulan ve/veya ithal edilen ürünlerde, kampanya ve promosyon ürünlerinde ürünün iadesi alınamamakta; ALICI bu şartları kabul ederek alışverişini gerçekleştirmektedir. Cayma hakkının kullanılması için 14 günlük süre içinde SATICI’ya faks veya eposta ile bildirimde bulunulması ve ürünün 6. madde hükümleri çerçevesinde kullanılmamış olması şarttır. Bu hakkın kullanılması halinde, a) 3. kişiye veya ALICI’ya teslim edilen ürünün faturası, (İade edilmek istenen ürünün faturası kurumsal ise, iade ederken kurumun düzenlemiş olduğu iade faturası ile birlikte gönderilmesi gerekmektedir. Faturası kurumlar adına düzenlenen sipariş iadeleri İADE FATURASI kesilmediği takdirde tamamlanamayacaktır) b) İade formu, c) 4 günlük süre içerisinde iade edilecek ürünlerin kutusu, ambalajı, varsa standart aksesuarları ile birlikte eksiksiz ve hasarsız olarak teslim edilmesi gerekmektedir. Bu belgelerin SATICI’ya ulaşmasını takip eden 10 gün içinde ürün bedeli ALICI’ya iade edilir. Cayma hakkı nedeniyle iade edilen ürünün kargo bedeli yurtiçi siparişlerinde SATICI tarafından yurtdışı siparişlerinde ALICI tarafından karşılanacaktır. SATICI ürün satarken ALICI'dan tahsil ettiği kargo ücretini iade etmez. Ürün SATICI’ya iade edilirken, ürünün teslimi sırasında ALICI’ya ibraz edilmiş olan orijinal faturanın da (muhasebe kayıtlarımızda tutarlılığı sağlamak amacıyla) iade edilmesi gerekmekte olup faturanın ürünle birlikte ya da en geç ürünün gönderilmesinden itibaren 5 gün içerisinde SATICI’ya gönderilmemesi durumunda iade işlemi gerçekleştirilmeyecek, ürün aynı şekilde karşı ödemeli olarak ALICI’ya geri gönderilecektir. Ürünle beraber iade edilecek olan faturanın üzerine de “iade faturasıdır” ibaresi yazılıp ALICI tarafından imzalanacaktır. MADDE 6 – CAYMA HAKKI KULLANILAMAYACAK ÜRÜNLER Niteliği itibarıyla; tek kullanımlık ürünler, kopyalanabilir yazılım ve programlar, hızlı bozulan veya son kullanım tarihi geçme ihtimali olan ürünlerin iadesi kabul edilmemektedir. Aşağıdaki ürünlerin iade edilebilmesi, ürünün ambalajının açılmamış, bozulmamış ve ürünün kullanılmamış ve denenmemiş olması şartına bağlıdır. Her türlü Kozmetik Ürün İç Giyim Ürünleri Her Türlü Kişisel Bakım Ürünü Her türlü yazılım ve programlar DVD, VCD, CD ve kasetler Dergi ve Gazeteler Konser ve Etkinlik Biletleri Bilgisayar ve kırtasiye sarf malzemeleri (toner, kartuş, şerit v.b) MADDE 7 – BORÇLUNUN TEMERRÜDÜ ALICI’nın temerrüde düşmesi halinde, ALICI, borcun gecikmeli ifasından dolayı SATICI’nın oluşan zarar ve ziyanını ödemeyi kabul eder. ALICI’nın temerrüdünün SATICI’nın kusurundan kaynaklandığı hallerde ALICI herhangi bir zarar ve ziyan talebini karşılamak mecburiyetinde olmayacaktır. MADDE 8 – KİŞİSEL BİLGİLER / TİCARİ İLETİŞİM / PAYLAŞIM / GİZLİLİK: ALICI, alışveriş bilgisi, isim, soyisim, cep telefon numaraları, doğum tarihi, yaşadığı şehir, cinsiyet, gibi kişisel bilgilerinin ve elektonik programlar nedeniyle ulaşılabilen lokasyon bilgisinin, kişisel olmayan bilgilerinin mal ve hizmetlerini tanıtmak, imajını arttırmak , ürün ,hizmet ve iletişimini geliştirmek, Üyelerini tanımak, denetim, veri analizi, araştırma, trendleri anlama, pazarlama ve reklam hizmetlerinde de kullanılmak üzere toplanmasına, veri kayıt sisteminde muhafaza edilmesine, sayılan amaçlarla “Program Ortakları”, GSM Operatörleri / Sosyal Paylaşım Siteleri / Kargo şirketleri gibi ifa yardımcıları ile paylaşılmasına ve işlenmesine izin verir. Üye aksini belirtmedikçe, üyeliği sonlandığında da, bu madde kapsamında sayılan benzeri amaçlar doğrultusunda, mevcut verilerinin muhafaza edilmesini, paylaşılmasını, işlenmesini kabul eder. Üye, veri paylaşım tercihlerini değiştirmek isterse bu talebini programların iletişim kanallarından bildirebilir. SATICI, kümüle (toplu) Kullanıcı bilgilerini ad-soyad bilgilerini içermeyecek şekilde iş ortakları (yatırımcıları dahil), basın gibi üçüncü şahıslar ile paylaşabilir. MADDE 8 – YETKİLİ MAHKEME İşbu Ön Bilgilendirmenin uygulanmasında, Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca ilan edilen değere kadar ALICI’nın mal veya hizmeti satın aldığı ve ikametgahının bulunduğu yerdeki Tüketici Hakem Heyetleri ile Tüketici Mahkemeleri yetkilidir. SATICI şikâyet ve itirazları konusunda başvurularını, T.C. Sanayi Ve Ticaret Bakanlığı tarafından her yıl Aralık ayında belirlenen parasal sınırlar dâhilinde mal veya hizmeti satın aldığı veya ikametgâhının bulunduğu yerdeki tüketici sorunları hakem heyetine veya tüketici mahkemesine yapabilir. Parasal sınıra ilişkin bilgiler aşağıdadır: 28/05/2014 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere; a) 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'nun 68 inci maddesi gereği Değeri iki bin Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda ilçe tüketici hakem heyetlerine, üç bin Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine, büyükşehir statüsünde bulunan illerde ise iki bin Türk Lirası ile üç bin Türk Lirası arasındaki uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine başvuru zorunludur.Bu değerlerin üzerindeki uyuşmazlıklar için tüketici hakem heyetlerine başvuru yapılamaz. b) Belirtilen değer üzerinde olan uyuşmazlıklarda Tüketici Mahkemesinde, Tüketici Mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ise Tüketici Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemelerine başvurunun yapılması gerekmektedir. İşbu önbilgilendirme ticari amaçla yapılmaktadır. Lütfen Dikkat: Kargo tutanağını imzalamadan önce kargo paketinizin taşımadan dolayı hasarlı olup olmadığını lütfen kontrol ediniz. Kargo paketinizde herhangi bir nedenle hasar var ise teslimatla ilgili hiç bir belgeyi imzalamadan kargo yetkilisine tutanak tutulması için kargonuzu iade ediniz. Size tarafımızdan yeni ürünleriniz derhal gönderilecektir. Kargo paketi hasarlı olan ürünlerin teslim alınması durumunda içindeki ürünlerin hasarından veya eksikliğinden SATICI sorumlu değildir. neni sergi pdf Çapa 1 Çapa 2 Çapa 4

  • YUZU BODRUM | Yuzu Magazine | İstanbul

    Seyahat + Stil + İnsan + Art + Botanik The best places to eat and drink for Yuzu Community

  • PEOPLE | Yuzu Magazine

    July 2024 | People | Vol 13 TR BELOW THE SECRET OF MEDITERRANEAN GARDENS words Onur Baştürk photos Alexander Warren-Gash If I asked you what is the essence of Mediterranean life, what would you say? Comfort, for example? The long summers? Or the magnificent sea? Actually, it comes down to one thing: the outdoor lifestyle. That is the essence of being Mediterranean. It's what Mashamba Garden & Terrace Design in Mallorca is all about, designing unique gardens and outdoor living spaces. Now let's listen to what Jennifer and Alexander Warren-Gash, founders of Mashamba, have to say about creating a Mediterranean garden... Mashamba Design was born in Mallorca. But I think there's a prequel. Alexander's love for nature and the years he spent in Africa and Costa Rica. How did it all start, Alexander? You are absolutely right! Costa Rica is synonymous with nature, but my love for the outdoors really began in Africa. I spent much of my childhood there. My father is perhaps one of the last great British eccentrics. In the office he was a highly respected ambassador. But out of the office he was traipsing through the jungle with a butterfly net. His passion for discovering new species of butterflies took him to many remote and exotic locations. I was lucky enough to accompany him on these adventures, going on my first expedition to Cameroon when I was 12 years old. And while my father was largely oblivious to anything that wasn't a butterfly, I was acutely aware of the beauty of nature all around me - including the lions, elephants and buffalo! Jennifer, how did you two meet? What is your division of labor in Mashamba? Alexander and I met on a blind date in Costa Rica and we've been inseparable ever since. We started working together at Mashamba when we moved to Mallorca. While Alexander is in charge of the gardens, I focus on creating magical outdoor living spaces. Curating outdoor art and designing terraces, outdoor kitchens and pool areas is my specialty. Sometimes Alexander and I work on the same projects, but my work also includes urban homes or penthouse roof terraces. What is your idea of a Mediterranean garden? The first plants most people think of are bougainvillea, lavender and olives. What about cacti and succulents that require less water? We are blessed in the Mediterranean with so many fantastic and diverse plants. Cacti and succulents are a great sustainable option, but really any native Mediterranean plant is drought tolerant by default. We like to mix cacti and succulents with native and other drought-tolerant plants to create arid gardens that require minimal watering. Beautiful flowering plants such as gaura, delosperna, echium, and bulbinella create lush and green eco-friendly gardens. But really, for us, the idea of a Mediterranean garden goes beyond the plants; it's a place you want to spend time in. You say that "outdoor living is the essence of Mediterranean living". Indeed it is. So what are your favorite plants in Mediterranean gardens? Funnily enough, plants are not the first thing we look at when we design. Although they are an important part of the garden, they are almost an afterthought. For us, the key to a good design is determining the flow of the space and incorporating all of the client's wants and needs. We ask questions like, where's the best place for a hidden seating area? How do we connect it to the house and the rest of the garden? What's the best vantage point for the mountain view and how can we take our clients there? It's only after the flow is decided that we start thinking about how plants fit into the design. Having said that, I have a few favorites that make it into most of our gardens. Gaura with its white or pink flowers. Rosemary clipped into clouds or hanging down walls, and Olives. Our own garden is full of these three because they are beautiful, easy to care for and require little water. Do you design gardens according to your clients' wishes or do you, like Mashamba, follow a particular style? Every garden we create is our best effort to interpret the client's dream. We consider the seasons they'll be visiting, their favorite plants and colors. How they'll use the garden and what features they'd like to include, such as an outdoor kitchen, petanque court, water fountain or even a large sculpture. Most of our clients choose Mashamba because they already know our style. Something we are well known for is our aromatic lawns. We mix ornamental grasses like Stipa and Pennisetum with perennial flowers like Gaura and Perovskia to create layers of color, texture and scent. Our designs can range from modern to wildly romantic to classic Mediterranean, but there's something distinctively Mashamba about them all. We like to call it relaxed elegance. What is the garden design you have done in the last few years that you liked the most? I do have a favorite garden, but it would be unprofessional of me to say which one! What I can say is that my favorite gardens inspire you to get outside to both explore and enjoy and to disconnect and be present. What gets you outside can be something as simple as a bench set up to take in the view. Or it can be something more magical, like a dining table set in the dappled light of an old carob tree. Another favorite aspect of our gardens is that they appeal to the senses. The sound of swaying grasses, the scent of jasmine, brushing against a soft-leafed plant, a riot of color, picking and eating an orange. What are the 5 essential plants for a good garden design? Most of our designs include a feature olive tree, old and gnarled, and plants like rosemary, agave and gaura. We also believe that every Mediterranean garden should have citrus, and we include at least one lemon tree in all of our gardens. What is the secret to a healthy garden? The real secret to a healthy garden is both soil preparation and appropriate watering. With these two ingredients - and assuming the plant selection is suitable for the climate - the garden will most likely thrive. The difference between planting in quality topsoil and existing soil can be enormous. We always recommend prioritizing spending on soil preparation over buying larger plants. A smaller plant in top soil will quickly outgrow a larger plant in poor soil. Alexander, is it hard to design cloud gardens? Designing cloud gardens is easy. The hard part is having the patience to wait for the cloud formations to take effect. The classic cloud garden consists of a single plant species formed into large organic shapes - much like a cloud. Our Mediterranean version differs from the classic design because we use a mix of species to create cloud banks with different textures and colors. We typically use two to three shrubs, such as rosemary, teucrium and lentiscus, and plant each variety in groups of three to five. With lots of pruning, they form a cloud garden in about a year. One of the great things about a cloud garden is that they are evergreen all year round. S ize Akdenizli yaşamın esas özünü sorsam nasıl bir yanıt verirdiniz? Mesela rahatlık mı? Uzun yazlar mı? Yoksa muhteşem deniz mi? Aslında tüm bunların hepsi tek bir şeye bağlanıyor: Açık hava yaşam tarzına. Akdenizli olmanın esas özü bu. Mallorca’daki Mashamba Garden & Terrace Design da işte bu fikirden hareket ederek benzersiz bahçe ve açık hava yaşam alanları tasarlıyor. Şimdi Mashamba’nın kurucuları Jennifer ve Alexander Warren-Gash’ın Akdenizli bahçe tasarımına dair söylediklerine kulak verelim… Mashamba Design’ın ortaya çıktığı yer Mallorca. Ama bir de öncesi var. Alexander’ın doğaya duyduğu sevgi, Afrika ve Kosta Rika’da geçirdiği yıllar. Her şey nasıl başladı Alexander? Çok haklısınız! Kosta Rika doğa ile eşanlamlıdır. Ama benim doğaya olan aşkım aslında Afrika'da başladı. Çocukluğumun büyük bir kısmını orada geçirdim. Babam belki de son büyük İngiliz eksantriklerinden biriydi. Çok saygı duyulan bir büyükelçiydi. Ama ofisinin dışında elinde bir kelebek ağıyla ormanda gezinirdi. Yeni kelebek türleri keşfetme tutkusu onu birçok uzak ve egzotik yere götürdü. Bu maceralarda ona eşlik edecek kadar şanslıydım. 12 yaşındayken Kamerun'a ilk keşif gezime gittim. Babam kelebek olmayan her şeyden büyük ölçüde habersizken, ben etrafımdaki doğanın son derece farkındaydım! Jennifer, Alexander’la nasıl bir araya geldiniz? Mashamba’daki iş bölümünüz nasıl? Alexander’la Kosta Rika'da bir ‘blind date’de tanıştık ve o zamandan beri ayrılmaz bir ikiliyiz. Mallorca'ya taşındıktan sonra Mashamba'da birlikte çalışmaya başladık. Alexander bahçelerden sorumlu, ben muhteşem açık hava alanları yaratmaya odaklanıyorum. Teraslar, açık hava mutfakları ve havuz alanları tasarlamak uzmanlık alanım. Bazen Alexander’la aynı proje üzerinde çalışıyoruz. Ancak benim işim aynı zamanda şehirdeki evleri ya da çatı katı teraslarını da içeriyor. Bir Akdeniz bahçesine dair vizyonunuz nedir? Çoğu kişinin aklına ilk gelen bitkiler begonvil, lavanta ve zeytin oluyor. Mesela daha az su gerektiren kaktüs ve sukulentlerle aranız nasıl? Akdeniz'de çok sayıda harika bitkiyle kutsanmış durumdayız. Kaktüs ve sukulentler en sürdürülebilir seçenek. Çünkü kuraklığa karşı daha toleranslılar. Minimum sulama gerektiren kuru bahçeler oluşturmak için kaktüs ve sukulentleri lokal ve yine kuraklığa dayanıklı bitkilerle karıştırmayı seviyoruz. Mesela Gaura, Delosperna, Echium ve Bulbinella gibi güzel çiçekli bitkiler… Ama bizim için Akdeniz bahçesi fikri bitkilerin de ötesinde, içinde vakit geçirmek isteyeceğiniz bir yer. “Açık hava yaşamı Akdeniz tarzı yaşamın özü” diyorsunuz. Gerçekten de öyle. Peki Akdeniz tarzı bahçelerde en sevdiğiniz bitkiler hangileri? İlginç gelebilir ama bahçe tasarımı yaparken ilk baktığımız şey bitkiler değil! Bahçenin önemli bir parçası olmalarına rağmen neredeyse sonradan aklımıza geliyor. Bizim için iyi bir tasarımın anahtarı, alanın akışını belirlemek ve müşterinin istek ve ihtiyaçlarını dahil etmek. Kendimize şunun gibi sorular soruyoruz: Gizli bir oturma alanı için en iyi yer neresi? Bu alanı eve ve bahçenin geri kalanına nasıl bağlayacağız? Dağ manzarasını izlemek için en iyi bakış açısı nedir ve müşterilerimizi oraya nasıl yönlendirebiliriz? Akışa karar verdikten sonra bitkilerin tasarıma nasıl uyum sağlayacağını düşünmeye başlıyoruz. Ama elbette bahçelerimizin çoğunda yer alan birkaç favorimiz var. Beyaz-pembe çiçekleriyle Gaura. Bulutlar halinde kırpılmış ya da duvarlardan aşağı doğru uzanan biberiye ve zeytinler. Kendi bahçemiz bu üçüyle dolu. Çünkü güzeller, bakımları kolay ve az su istiyorlar. Müşterilerin taleplerine göre mi bahçe tasarlıyorsunuz yoksa Mashamba olarak belli bir stili mi uyguluyorsunuz? Yarattığımız her bahçede müşterinin hayalini yorumlamak için çabalıyoruz. Yılın hangi zamanlarında bahçeyi ziyaret edeceklerini, en sevdikleri bitkileri ve renkleri göz önünde bulunduruyoruz. Bahçeyi nasıl kullanacaklarını, açık hava mutfağını, péntanque sahasını, su çeşmesini ve hatta büyük bir heykel gibi istedikleri özellikleri göz önünde bulunduruyoruz. Bizi seçiyorlar, çünkü tarzımızı biliyorlar. Oldukça iyi bildiğimiz bir şey de aromatik tarlamız. Stipas ve Pennisetum gibi süs otlarını Gaura ve Perovskia gibi çok yıllık çiçeklerle karıştırarak renk, doku ve koku katmanları oluşturuyoruz. Tasarımlarımız modernden çılgın romantiğe ve klasik Akdeniz'e kadar çeşitlilik gösteriyor. Ama hepsinde Mashamba'ya özgü bir şey var. Biz buna ‘rahat şıklık’ demeyi seviyoruz. Son yıllarda tasarladığınız ve en çok hoşunuza giden bahçe tasarımı hangisiydi? Favori bir bahçem var, ama hangisi olduğunu söylemem profesyonelce olmaz! Söyleyebileceğim tek şey, favori bahçelerimin hem keşfetmek ve eğlenmek hem de dışarı çıkmanıza ilham veriyor olması. Sizi dışarı çıkaran şey, manzarayı seyretmek için yerleştirilmiş bir bank gibi basit bir şey olabilir. Ya da yaşlı bir keçiboynuzu ağacının gölgeli ışığına yerleştirilmiş bir yemek masası gibi daha büyülü bir şey de olabilir. Bahçelerimizin bir diğer favori yönü de duyulara hitap etmesi. Sallanan çimlerin sesi, yasemin kokusu, yumuşak yapraklı bir bitkiye sürtünmek… İyi bir bahçe tasarımı için mutlaka olması gereken 5 bitki sizce hangisi? Tasarımlarımızın çoğunda asırlık ve budaklı bir zeytin ağacı ile biberiye, agave ve gaura gibi bitkiler yer alır. Ayrıca her Akdeniz bahçesinde narenciye olması gerektiğine inanıyoruz ve tüm bahçelerimizde en az bir limon ağacına yer veriyoruz. Sağlıklı bir bahçenin sırrı nedir? Sağlıklı bir bahçenin gerçek sırrı hem zemin hazırlığı hem de uygun miktarda sulama. Bu iki bileşen ve bitki seçiminin iklime uygun olması halinde bahçe gelişir. Kaliteli bir üst toprağa ekim yapmakla mevcut toprağa ekim yapmak arasındaki fark da çok büyük. Daha büyük bitkiler satın almak yerine zemin hazırlığına öncelik vermenizi öneririz. Üst topraktaki daha küçük bitki, zayıf topraktaki daha büyük bitkiyi kısa sürede geçebilir. Alexander, bulut bahçelerini tasarlamak zor mu? Aslında kolay. Zor olan kısım, bulut oluşumlarının etkisini göstermesini beklerken gereken sabır. Klasik bulut bahçesi, tıpkı bir bulut gibi büyük organik şekiller oluşturan tek bir bitki türünden yapılır. Bizim Akdeniz versiyonumuz klasik tasarımdan farklı. Çünkü farklı doku ve renklere sahip bulut kümeleri ekleyerek türlerin karışımını kullanıyoruz. Genellikle biberiye, Teucrium ve Lentiscus gibi iki ya da üç çalı kullanıyoruz. Her çeşidi üç ila beşli gruplar halinde dikiyoruz. Bol budama ile yaklaşık bir yıl içinde bir bulut bahçesi oluşuyor. Bir bulut bahçesinin en büyük avantajlarından biri, hep yeşil olması. for more Print VOL XIII - AEGEAN & MEDITERRANEAN EDITION 2024 Out of Stock Add to Cart

  • DESIGN & INTERIORS | Yuzu Magazine

    November 2024 | Travel TURKISH BELOW FLAVORS of ATHENS: WHERE to EAT + DRINK Words ONUR BAŞTÜRK 24 recommendations from Athens’ Thriving Food Scene. Note: Our guide is updated monthly! AKRA Located in Athens, Akra is a minimalist yet flavor-packed restaurant founded by chef Giannis Loukakis—known for Mourga and +Trofi in Thessaloniki—together with Spiros Pediaditakis. Loukakis, who values respect for ingredients, keeps his culinary techniques simple, just like at his Thessaloniki venues. The focus here is on seasonality, meaning the menu constantly evolves. Expect dishes that are smoked, grilled, or cooked over an open flame. Sustainability is key, with efforts to minimize food waste. Don’t miss the shared fish soup and the desserts! Instagram @akra_ath SOIL Chef Tasos Mantis, originally from Lesbos, developed his green thumb as a child, learning gardening from his father. After honing his skills at globally renowned restaurants, he returned to Greece and has spent the last decade tending his garden in Alepochori, a village an hour from Athens. This garden is an essential extension of Soil, his restaurant, where rare Greek herbs, edible flowers, and fresh vegetables often find their way onto the menu. Instagram @soilrestaurant.gr VEZENE Self-taught chef and butcher Ari Vezené is credited as one of the first in Athens to blend traditional Greek recipes with unique ingredients, creating complex flavor profiles cooked over a wood fire. Opened in 2011, Vezene remains a local favorite. Instagram @vezene BIRDMAN Birdman, another venture by chef Ari Vezené, is a cozy Japanese grill bar paying homage to Tokyo’s late-night eateries and jazz kissa bars. It serves next-gen yakitori alongside analog tunes. Must-tries include the Iberico Katsu and Mutton Tsukune. Instagram @birdmanathen s ATHENEE With a history dating back to 1939, this elegant venue has hosted iconic figures like Odysseas Elytis, Melina Mercouri, and Sophia Loren. Reopened by the Panas brothers, Athenee offers a blend of sophistication and timeless charm. Don’t miss the brunch or lunch experience. Instagram @atheneeathens PHARAOH Located in the lively Exarcheia neighborhood, known for its politically charged street art, rare record and vintage guitar shops, and vibrant live music bars, Pharaoh quickly became a popular spot after opening two years ago. This energetic restaurant and wine bar also features vinyl records spinning in the background. Don’t miss the traditional dishes by chef Manolis Papoutsakis, such as dolmadakia and beef with orzo. Be sure to explore the list of over 400 natural wines—they're fantastic! Instagram @pharaohathens LINOU SOUMPASIS & SIA This modern tavern, located in an old candle shop in Psiri, features lighting inspired by the delicate candles found in churches. Led by chef Lukas Mailer, the restaurant serves exquisite dishes like fish soup that are not to be missed. Instagram @lsandsia OKIO Casual yet stylish, Okio offers bold Asian twists on traditional Mediterranean recipes, with a focus on fish and seafood. Instagram @okio.restaurant TUDOR HALL Situated on the 7th floor of the King George Hotel, Tudor Hall stands out for its breathtaking views of the Acropolis. Perfect for a romantic evening, the menu presents modern takes on Greek cuisine through a concise à la carte and tasting menu. Instagram @tudorhallrestaurant NOLAN Just steps from Syntagma Square, this contemporary bistro defies culinary labels, blending global influences. In the summer, the team relocates to their Mykonos outpost, bringing their dynamic energy to the island. Instagram @nolanrestaurant OIKEIO A cozy two-story eatery with outdoor seating, Oikeio specializes in homestyle Greek dishes. Highlights include sardines, moussaka, and octopus in vinegar. Instagram @oikeio_restaurant COOKOOVAYA Korfu-born chef Periklis Koskinas (photo credit: Andreas Simopoulos) describes himself as an "untiring traveler”. His modern, open-kitchen restaurant focuses on fresh seafood, delivering dishes with bold flavors. Instagram @cookoovaya TANPOPO Opened in 2023 by chef Sotiris Kontzias, known for Nolan and Proveleggios, Tanpopo (meaning "dandelion" in Japanese) is an intimate ramen spot with just three tables. Start with a Tanpopo Negroni, then dive into the shoyu ramen with crispy pork and enoki mushrooms. Note: It closes at 6:30 PM daily, except Saturdays. Instagram @tanpopo.athens LINE Ranked 6th on the World’s 50 Best Bars list, Line occupies a former art gallery and stands out as a creative hub in Athens. The bar was founded by renowned mixologists Vasilis Kyritsis and Nikos Bakoulis, creators of The Clumsies, along with Dimitris Dafopoulos, co-founder of Three Cents Artisanal Beverages. At Line, ingredients aren’t just mixed into cocktails—they’re also made in-house. The bar produces its own fruit wines, beers, and artisanal bread, offering a truly unique experience. Instagram @line.athens HYTRA Chef George Felemegkas reimagines traditional Greek flavors in a modern context at Hytra. Instagram @hytra_restaurant IODIO IODIO is the latest venture of Michelin-starred chef Georgianna Hiliadaki, who also provides consultancy services to renowned restaurants like Zurbaran and Gatsby. Instagram @iodio_athens HERVÉ Hervé offers an avant-garde dining experience led by French-born chef Hervé Pronzato. With influences from French, Asian, and Italian cuisines, the seasonal menu highlights local ingredients and innovative techniques. Instagram @herverestaurant JERAR Located away from the tourist hub, Jerar is worth the trip. Chef Charis Nikolouzos crafts globally inspired dishes with Greek roots, including a standout “Mikrolimano Shrimp.” Instagram @jerar_athens DELTA Nestled within the Stavros Niarchos Foundation Cultural Center (SNFCC), Delta is a two-Michelin-starred restaurant that embodies the intersection of fine dining and sustainability. Located on the fifth floor of the building, which also houses the National Library of Greece and the Greek National Opera, Delta offers a dining experience as striking as its architectural surroundings. The restaurant is helmed by chefs George Papazacharias and Thanos Feskos, both of whom have honed their skills at some of Europe’s most prestigious establishments. Their philosophy places sustainability at the heart of their culinary approach, emphasizing local ingredients, innovative techniques, and zero-waste practices. Instagram @delta_restaurant SEYCHELLES Hidden in the vibrant Metaxourgeio neighborhood, Seychelles has been a favorite local hangout since it opened in 2014. The menu is all about simple, delicious Greek dishes with a creative touch—don’t leave without trying the wine-braised octopus and grilled beef tongue. Pair them with a glass of wine from their excellent selection and enjoy the warm, welcoming vibes. Photo Anthony Katra Instagram @seychellesrestaurant TAVERNA TON FILON The newest venture by Seychelles chef Yiannis Mousios, this cozy spot in Kolonos sources its ingredients from farms in Kimolos, Evia, and Crete. Highly recommended dishes include spinach and Rethymno Galomyzithra cheese-stuffed gigantes—a true standout! Instagram @tavernatonfilon GORLOMI Located in Kolonaki, Gorlomi is a sleek Italian restaurant designed by Bobotis+Bobotis Architects. The menu, crafted by chef Luca Piscazzi, shines with dishes like homemade pasta, risotto, and perfectly poached fish. Instagram @gorlomiathens BOTRINI’S Set in a old school building with a beautiful garden, Botrini’s is the brainchild of chefs Ettore Botrini and Nikos Billis. Their inspiration comes from the places they grew up: Ettore draws from the flavors of Corfu and Tuscany, while Nikos finds his roots in the Pelion region. The restaurant offers two exceptional tasting menus—Peripatos ("A Leisurely Walk") and Taksidi ("Journey")—featuring innovative dishes like swordfish marinated in seawater and creations celebrating Greece's tsipouradika culture. Photo Yiorgos Kaplanidis Instagram @botrinisrestaurant.official ASŌTOS A modern Greek restaurant in Pangrati, Asōtos is dedicated to high-quality, locally sourced ingredients. Chef Michael Merzenis embraces simplicity and excellent produce for a refined yet unpretentious experience. Instagram @aswtos_ ATİNA YEME-İÇME REHBERİ Atina'nın sürekli gelişen yeme-içme sahnesinden 24 öneri! (Not: Rehberimiz aylık olarak güncellenmektedir!) AKRA Selanik’in gastronomi sahnesinin halen en çok konuşulan restoranlarından biri olan Mourga ve yanı sıra +Trofi’nin (“Syntrofi” olarak okunuyor) kurucularından olan şef Giannis Loukakis’in Spiros Pediaditakis ile birlikte açtığı Atina’daki Akra, minimalist ambiyansa sahip ama lezzet açısından hayli yoğun bir restoran! Çünkü şef Loukakis büyük saygı duyduğu malzemelerle uğraşmayı fazla sevmiyor ve tıpkı Selanik’teki restoranlarda olduğu gibi burada da mevsimsellik tutkusu ön planda. Menü bu nedenle sürekli değişiyor ve neredeyse her şey tütsülenip ızgara yapılıyor ya da açık ateşte kızartılıyor. Ayrıca gıda israfı mümkün olduğunca en aza indirgenmiş durumda. Paylaşımlık gelen balık çorbası ve ayrıca tatlılara dikkat! Instagram @akra_ath SOIL Küçük yaşlarda babasından bahçe bakımını öğrenen Midillili şef Tasos Mantis, global üne sahip restoranlarda çalıştıktan sonra memleketine döndü ve son 10 yıldır Atina'ya bir saat uzaklıktaki Alepochori köyünde kendi bahçesiyle ilgileniyor. Şefin bahçesi aynı zamanda restoranı Soil'in vazgeçilmez bir uzantısı. Bu nedenle menüdeki yemeklere sık sık nadir Yunan otları, yenilebilir çiçekler ve taze sebzeler eşlik ediyor. Instagram @soilrestaurant.gr VEZENE New York doğumlu şef Ari Vezené kendi kendini yetiştirmiş bir şef ve kasap. Şef Vezené, geleneksel Yunan tariflerini farklı malzemelerle harmanlayıp odun ateşinde pişirerek karmaşık lezzet profilleri ortaya çıkaran Atina’daki ilk şef. 2011’de açılan Vezene halen popüler. Instagram @vezene BIRDMAN Şef Ari Vezene’nin bir başka restoranı olan Birdman, Tokyo’nun gece geç saatteki lokantalarına ve caz Kissa tarzı barlarına saygı duruşunda bulunan, yeni nesil yakitori servis eden ve analog melodiler sunan samimi bir Japon grill-bar. Iberico Katsu’su ve Mutton Tsukune’si özellikle tavsiye! Instagram @birdmanathen s ATHENEE Bu tarihi mekanın hikâyesi 1939’a dek uzanıyor. Öyle ki, zarif ve lüks ortamı yıllar boyunca Odysseas Elytis, Nikos Gatsos, Melina Mercouri, Sophia Loren, Anthony Quinn gibi 20. yüzyılın önemli figürlerini ağırlamış. 75 yıl sonra Spyros ve Chrysanthos Panas kardeşlerin mekanı yeniden açmasıyla tarih yeniden yazılmaya başlandı diyebiliriz. Brunch ya da lunch’ını mutlaka deneyin. Instagram @atheneeathens PHARAOH Sokakları siyasi içerikli duvar resimleriyle donanmış, nadir plak ve vintage gitar satan mağazaları ve canlı müzik barlarıyla bilinen Exarcheia mahallesinde iki yıl önce açılan Pharaoh, kısa sürede popüler olmuş bir restoran ve şarap barı. Aynı zamanda vinil plakların çaldığı hayli enerjik bir mekan! Şef Manolis Papoutsakis’in hazırladığı geleneksel yemeklerden mutlaka dolmadakia ve arpalı kızarmış dana etini deneyin! 400'den fazla doğal şaraptan oluşan listeye de mutlaka göz atın, harika şaraplar var! Instagram @pharaohathens LINOU SOUMPASIS & SIA Psiri’de yer alan bu yeni nesil taverna eski bir mum dükkânında yer alıyor ve mekan kiliselerde bulunan ince balmumu mumlarla aydınlatılıyor. Restoranın leziz mutfağı şef Lukas Mailer liderliğinde. Balık çorbasını mutlaka tatmalısınız! Instagram @lsandsia OKIO Cool ve casual bir ambiyansa sahip Okio’da geleneksel Akdeniz tariflerine cesur Asya dokunuşları yapılıyor. Restoranda balık ve kabuklu deniz ürünleri ön planda. Instagram @okio.restaurant TUDOR HALL Syntagma Meydanı'nın yanındaki King George Hotel'in yedinci katındaki Tudor Hall elbette öncelikle Akropolis manzarasıyla dikkat çekiyor. Eğer romantik bir akşam yemeği istiyorsanız burası tam size göre. Menü de yormuyor. Kısa bir alakart ve bir tadım menüsü etrafında inşa edilen menüde Yunan mutfağına modern bir yaklaşım var. Instagram @tudorhallrestaurant NOLAN Syntagma Meydanı'na birkaç adım mesafedeki bu modern bistronun mutfağında coğrafi kısıtlamalar yok. Kendilerini herhangi bir mutfak kategorisiyle sınırlandırmıyorlar. Yan tarafta bir de pastaneleri var, Sweet Nolan. Restoran yaz aylarında tüm ekibiyle birlikte Mykonos’taki yerlerine taşınıyor. Instagram @nolanrestaurant OIKEIO İki farklı katta, dışarda masaları olan, ev yemeği tarzı yemekler yapan küçük bir restoran. Menüsü taze malzemelerle hazırlanıyor. Sardalya, musakka ve sirkeli ahtapot gibi yemekler var. Instagram @oikeio_restaurant COOKOOVAYA Kendini “yorulmak bilmeyen bir gezgin” olarak tanımlayan Korfu doğumlu şef Periklis Koskinas’ın tamamen açık mutfağa sahip modern restoranında balık özellikle çok lezzetli! Instagram @cookoovaya TANPOPO Nolan ve Proveleggios’u açan şef Sotiris Kontzias’ın 2023’te açtığı ramen restoranı Tanpopo (Japonca'da karahindiba anlamına gelen taraxacum bitkisi), mütevazı bir tasarıma, üç masaya sahip ama yemekler enfes. Önce bir Tanpopo negroni söyleyin, sonra da kızarmış domuz eti ve enokili bir shoyu ramen sipariş edin. Restoranın cumartesi hariç her gün saat 18.30'da kapandığını hatırlatalım. Instagram @tanpopo.athens LINE Eski bir sanat galerisi içinde açılan Line, bu yılki The World’s 50 Best Bars listesine altıncı sıradan girdi. Global üne sahip The Clumsies’in kurucuları Vasilis Kyritsis ve Nikos Bakoulis ile Three Cents Artisanal Beverages’ın kurucu ortağı Dimitris Dafopoulos’un beraber açtığı Line’da malzemeler sadece karıştırılıp kokteyl olarak servis edilmiyor, aynı zamanda çoğu malzeme mekanın içinde yapılıyor. Öyle ki Line, kendi meyve şaraplarını, biralarını ve artizan ekmeklerini dahi üretiyor. Instagram @line.athens HYTRA Şef George Felemegkas tarafından hazırlanan Hytra menüsü, geleneksel Yunan lezzetlerinin modern bir yorumundan oluşuyor. Instagram @hytra_restaurant IODIO Zurbaran, Gatsby gibi restoranlara danışmanlık da veren Michelin yıldızlı şef Georgianna Hiliadaki’nin yeni restoranı. Instagram @iodio_athens HERVE Hervé’nin üç ortağı Herve Pronzato (Restorana adını veren Fransa doğumlu şef), George Efthimopoulos ve Grigoris Kikis’in cesur, yenilikçi, teşvik edici ve ilerici yemek deneyimine buyurun! Menüleri yılın her döneminde en iyi yerel malzemeleri yansıtacak şekilde mevsimsel olarak değişiyor. “Herhangi bir mutfak kategorisine girmiyoruz” diyorlar, “Ancak birçok mutfaktan, yerel sokak yemeklerinden ve pazarlardan, modern bir yaklaşımla sunulan geleneksel eski usul unutulmuş tekniklerden etkileniyoruz”. Merkezden biraz uzakta yer alan bu modern restoran için Fransız, Asya ve İtalyan mutfağından etkilenen füzyon yemekler içeriyor diyebiliriz. Instagram @herverestaurant JERAR Jerár, şehrin turistik merkezinden uzakta, ama iyi yemek söz konusu oldu mu mesafeler önemsizdir değil mi? Jerar’ın şefi Charis Nikolouzos, Yunan köklerini Fransız ve İtalyan mutfak detaylarıyla birleştiren global yemekler yapıyor. Özellikle “Mikrolimano Karidesi”ne dikkat! Instagram @jerar_athens DELTA İki Michelin yıldızlı Delta, Yunanistan Ulusal Kütüphanesi ve Yunan Ulusal Operası'na da ev sahipliği yapan Stavros Niarchos Vakfı Kültür Merkezi'nin (SNFCC) içinde yer alıyor. Binanın beşinci katındaki bu restoranın etkileyici iç tasarımı kadar her ikisi de Avrupa'nın en iyi restoranlarında eğitim almış şeflerine dikkat çekmek isteriz: George Papazacharias ve Thanos Feskos. İki şef de sürdürülebilirliği mutfaklarının merkezine koyuyor. Instagram @delta_restaurant SEYCHELLES 2014’te Metaxourgeio semtinde açılan popüler Yunan restoranı Seychelles’e gitmeden olmaz! Yüksek tavanlı bu davetkâr restoranda şarapta pişmiş ahtapot, ızgara dana dil ve kabak ve domatesli köfte tavsiye! Instagram @seychellesrestaurant TAVERNA TON FILON Seychelles’in başarısından sonra şef Yiannis Mousios 2023 sonlarında Kolonos'ta bu yeni mekanı açtı. Ürünlerini Kimolos, Evia ve Girit'teki çiftliklerden temin eden restoranın menüsünden ıspanaklı ve Rethymno Galomyzithra peynirli Gigantes tavsiye! Instagram @tavernatonfilon GORLOMI Kolonaki’de yer alan bu şık İtalyan restoranın tasarımı Bobotis+Bobotis Architects’e ait. Şef Luca Piscazzi tarafından hazırlanan menü ise ev yapımı makarna, risotto ve haşlanmış balıkla parlıyor. Instagram @gorlomiathens BOTRINI’S Botrini's güzel bir bahçeye sahip eski bir ilkokul binasında yer alıyor. Restoranın ilhamı bizzat şeflerinin, yani Ettore Botrini ve Nikos Billis’in büyüdüğü yerler. Ettore Botrini’nin ilham kaynakları Korfu ve Toskana, Nikos Billis'in ise Pelion Dağı. Botrini’s iki özel tadım menüsüne sahip: Peripatos (Yavaş bir yürüyüş) ve Taksidi (Yolculuk). Bu menülerde deniz suyunda marine edilmiş kılıç balığı ve Yunan tsipouradika kültürünün lezzetlerini kutlayan yemekler gibi yenilikçi kombinasyonlar var. Instagram @botrinisrestaurant.official ASŌTOS Şehrin en yeni restoranlarından biri olan Asōtos, Pangrati bölgesinde, Aminta Caddesi'nde açıldı. Modern bir Yunan mutfağı deneyimi sunan Asōtos, yerel üreticilerden tedarik edilen yüksek kaliteli malzemelere odaklanıyor. Şef Micheal Merzenis’in mottosunu hatırlatalım: Sadelik ve mükemmel malzeme! Instagram @aswtos_

bottom of page