Mayıs 2020 | Seyahat | Etiyopya

Zamanın durduğu şehir: Harar

Yazı & Fotoğraflar | Ömer Kılıç

2006’da UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alındı. 2018’de National Geographic dergisi editörleri tarafından dünyanın en iyi ziyaret yerleri arasında gösterildi. Etiyopya’nın surlarla çevrili tarihi ve aynı zamanda gizemli kenti Harar’dan bahsediyorum. 

HARAR’A NASIL GİDİLİYOR? 

 

Bu tarihi kente ulaşmak için önce başkent Addis Ababa’dan Dire Dawa’ya uçtum. Bir saatlik uçuştan sonra Cibuti sınırında yer alan ve Addis Ababa’dan sonra ülkenin ikinci büyükşehri olan Dire Dawa’ya indim ve iner inmez hissettiğim ilk şey sıcak havaydı! Addis Ababa’nın serin havasından sonra burası oldukça sıcaktı. 

 

Dire Dawa’dan temin ettiğim araçla yaklaşık 1.5 saatlik yolu katettikten sonra Harar Çölü ile geniş bozkırlar ortasındaki vadi üzerine kurulu, surlarla çevrili Harar!a ulaşabildim.

 

Klasik Etiopya rotalarının dışında olan bu gizemli şehre giriş yaptığınız andan itibaren zaman algınız farklılaşıyor! Burada modern zamana karşı koyan bir yaşam var. Şehrin labirent misali sokakları, birbirinden şık ve renkli kıyafetleriyle sokaklarda boy gösteren insanları, sıra dışı mimarilere sahip evleri ve hangi köşede nasıl bir sürpriz sunacağını bilemediğiniz atmosferiyle bir anda yüzyıllar öncesine ışınlanıyorsunuz. 

16. yüzyılda inşa edilen, şehrin etrafını kuşatan yaklaşık dört metre yüksekliğindeki surların Suktat Beri, Argo Beri, Asum Beri, Asmedin Beri ve Bedro Beri isimlerini taşıyan beş kapısı; geleneksel mavi, yeşil, pembe ve beyaz boyalı evlerin bulunduğu dar sokaklara, irili ufaklı dükkânlarda rengarenk kumaşların satıldığı çarşılara ve ağırlıklı olarak sebze ve meyve satılan küçük pazarlara açılıyor. 

Ünlü beş kapının yanı sıra 16. yüzyılda inşa edilen ve renkleriyle dikkat çeken Juma Cami, Medhane Alem Katedrali, Fransız Şair Arthur Rimbaud’ya adanmış olan Rimbaud Ev Müzesi ve Etiyopya'nın tarihsel nesnelerini barındıran Harar Müzesi de mutlaka gezilmesi gereken yerler arasında bulunuyor. 

OLAĞANÜSTÜ TASARIMA SAHİP YEREL EVLER

 

Harar’ın kültürel mirasının en görkemli bölümü ise olağanüstü iç tasarıma sahip yerel evler. Afrika, Hint ve İslam gelenekleriyle harmanlanan bu mimari stil, kenti gerçekten benzersiz kılıyor. 

Avlu içinde bulunan bu evlere ayak bastığınızda, duvarlardaki rengarenk ipliklerle el emeğiyle yapılmış sepetler şehrin kültürel izlerini yansıtıyor. Evlerde beş ayrı bölmeden oluşan, her bir grubun oturma düzeni ve yüksekliği farklı, sedire benzeyen oturma yerleri mevcut. 

EĞER KATLANMIŞ BİR HALI VARSA… 

Sedire oturduktan sonra rahatlıkla görülebilecek olan ince uzun tahta parçalar ise bu kültürün en önemli detayı. Eğer o tahta parçasında katlanarak duran bir halı bulunuyorsa o evde evlenecek yaşta bekâr bir kız olduğu anlamına geliyor. 

Eve misafirliğe gelen kişi, kapının yukarısındaki tahtalara bakıp bekâr kızların varlığını ve sayısını anlayabiliyor. Hararlılar bu ilginç geleneği nesilden nesile aktarmaya devam etmiş. Günümüzde bu geleneksel evler Harar ruhunu yaşamak isteyen maceraperestlere ‘guest house’ olarak hizmet veriyor.

YIRTICI KUŞLARI BÖYLE BESLİYORLAR

 

Şehrin kalbi olan Jumal Meydanı’nın doğusunda yer alan, ağırlıklı olarak kasap dükkânlarının bulunduğu pazarda, vahşi doğayla iç içe yaşamaya alışkın Harar sakinleri avuçlarının içine koydukları et parçalarıyla gökyüzünden aşağı doğru hızla süzülen yırtıcı kuşları besliyor! Bu durum benim için olağandışı olsa da bir Hararlı için günlük hayatın parçası. Ulaşımın ‘bajaj’ adı verilen üç tekerlekli motosikletlerle yapıldığı şehirde, taşımacılıkta da zaman tünelinden fırlamışçasına eşekler kullanılmaya devam ediyor. 

 

ARTHUR RIMBAUD ll YIL BURADA YAŞADI

Bu gizemli Afrika şehri yüzyıllardır birçok macerapereste de ev sahipliği yapmış.  Bunlardan biri de 1854 yılında bölgeyi ziyaret eden, “Binbir Gece Masalları”nın yazarı İngiliz kaşif Sir Richard Burton. 

Şehir hakkındaki izlenimlerini “Doğu Afrikada İlk Adımlar” adlı kitabında anlatan Burton, Harar’a ayak basan ilk batılı beyaz olarak tarihe geçmiş. Şehrin bir diğer ünlü ziyaretçisi ise “Göçebeler gibi uzaklara gideceğim” dedikten sonra Afrika’ya doğru yola koyulan ve bu esrarengiz şehri ziyaretinden sonra tam ll yıl burada yaşayan Fransız şair Arthur Rimbaud. Rimbaud’ya adanmış olan, şairin hayatına ait bilgi ve fotoğrafların yanı sıra kendisinin çektiği, Harar’ın dönüşümünü içeren fotoğraf sergisinin de bulunduğu Rimbaud Ev Müzesi şehirde ziyaret edilmesi gereken yerler arasında.

SIRTLAN BESLEME GELENEĞİ!

 

Dünyanın başka hiçbir yerinde görülmeyen vahşi sırtlanları besleme geleneği de bu şehirde yaşamaya devam ediyor! Yüzyıllar önce kıtlık zamanında sırtlanlar şehre inip insanları saldırmaya başlayınca yerel halk sırtlanları uzak tutmak için şehri çevreleyen surların dışına yiyecek bırakmaya başlamış. 

 

Böylece sırtlanlar insan yerine kendilerine sunulan yiyeceklerle beslenme alışkanlığı edinmiş. Bu gelenek zamanla her gece sırtlanları kasap atıkları ile beslemeye dönüşmüş. Böylelikle kendini göstermekten çekinmeyen, sokaklarda özgürce dolaşan vahşi sırtlanlar şehrin simgesi haline gelmiş! Harar sakinleri günümüzde bile sırtlanların çıkardığı kahkahaya benzer seslerin kötü ruhları uzaklaştırdığına inanıyor.

 

BEN DE SIRTLANLARI BESLEDİM

 

Afrikanın en yırtıcı ve en güçlü çeneye sahip hayvanı olarak bilinen benekli sırtlanları besleyen “Sırtlan adamlar” ise dünyanın başka hiçbir yerinde görülmeyen bir geleneğin son temsilcileri. Sırtlan adam olarak tanımlanan Hararlı Abbas Yusuf, yıllardır her akşam aynı saatlerde surların hemen dışında benekli sırtlanları isimleriyle çağırıp tek tek etle doyuruyor. 

 

Günümüzde bu gösteriyi izlemek ve sırtlanları elleriyle beslemek için yüzlerce meraklı  bu esrarengiz şehri ziyaret ediyor. Ben de sırtlanları ellerimle besleyerek bu maceradan geri kalmadım! Etrafımı çevreleyen sırtlanların kahkahayı andıran çığlıkları tüyler ürpertici olsa da bu benim için dünyanın başka hiç bir yerinde yaşayamayacağım inanılmaz bir deneyimdi.

 

MİSAFİRPERVERLİK GÖSTERGESİ: KHAT

 

Dünyanın birçok ülkesinde uyarıcı etkisi nedeniyle yasaklandığı halde Etiyopya'da hâlâ yasal olan ve yerel kültürün parçası haline gelen narkotik bitki khat, Harar’da yoğun bir şekilde tüketiliyor. 

 

Etiyopya kökenli çiçekli bir bitki olan, yemen otu adıyla da bilinen khat’ın yapraklarını uzun süre çiğneyen kişide heyecan, abartılı neşe, gevşeme ve bilinç bozukluğu gibi etkiler görülüyor. Dünya Sağlık Örgütü khat çiğneme alışkanlığını madde bağımlılığı olarak sınıflandırıyor. Ancak Etiyopya’da durum biraz farklı. 

 

Diğer tüm tarım ürünlerini gölgede bırakmış durumda olan khat, Harar’da geniş bir nüfusu etkisi altına almış durumda. Geleneklere göre nereyi ziyaret ederseniz edin misafirperverlik göstergesi olarak barış çubuğu misali size hemen khat ikram ediliyor! Yerel halkın büyük bir bölümü öğle saatlerinden itibaren evlerinin önündeki kaldırımlara oturarak bitkiyi çiğnemeye başlıyor ve bunu geç saatlere kadar sürdürüyor. 

Ülkenin en büyük khat pazarlarının kurulduğu bölgede, görev başındaki kamu görevlileri dahil olmak üzere khat tüketimine dair herhangi bir kısıtlama bulunmuyor. 

Yeni içeriklerden

haberdar olmak için

abone olun!

MAIL

 

info@yuzumagazine.com

 

INSTAGRAM

Yuzu Magazine

@yuzu.mag

Yuzu Botanik

@yuzubotanic

© 2020 by YUZU Magazine

ADRESAvlu Bebek  |  İnşirah Sokağı, No:25/1 Bebek, 34342 Beşiktaş İstanbul