
836 results found with an empty search
- STIL-3
Ağustos 2021 | Stil | Türkiye Sürdürülebilir olmanın dayanılmaz hafifliği RÚNDA Yazı | Oktay Tutuş 21. yüzyılda kurulan markaların bütün uğraşması gerekenler bir yanda dursun, öncelikle yanıt vermeleri gereken soru şu: Sürdürülebilir miyim? Bu soruyu sorma şekli ne olursa olsun bir tek yanıt onu rakiplerinden ayırabilir: Evet! Başarının ne ve nasıl olduğunun tanımları teknoloji sayesinde inanılmaz hızla değişip dönüşürken buna kayıtsız kalanların eleneceği aşikâr. O nedenle bu soruya en erken yanıt verenler en bilinenler, belki de en kalıcılar olacak. Ancak bu seviyedeki bir bilinirliği de korumak kolay değil. Bunlara yazının ilerleyen kısımlarında genç bir girişimci Hüseyin Abdik verecek. Kendisi ailesinin şirketindeki üretim süreçlerini izlerken bunları nasıl sürdürülebilir kılarım diye ailenin diğer üçüncü kuşak üyeleriyle birlikte düşünerek kurduğu Rúnda isimli kadınlar için takılar üreten bir markaya sahip. Rúnda, kadınlar için etik altın ve laboratuvar üretimi pırlanta ve diğer yarı değerli taşlarla oluşturulan takı tasarımlarını şu an global olarak pazarlıyor. Sırtını yasladığı şey ise neredeyse tamamen sürdürülebilir bir marka olması. BANA HAK VERİYOR VE… “Sürdürülebilirlik kavramını hayatına katmış insanlara hitap ediyor” diyerek markasının kimler için olduğunun altını çizerek konuşmaya devam ediyor Abdik. Bu kelimenin 10 sene önceki lüks kelimesine olanlara benzer şekilde gittikçe içinin boşaldığını düşünüyorum deyince, bana hak vererek bu payeyi nasıl resmileştirdiklerini anlatıyor. Geçtiğimiz yıl Responsible Jewellery Council tarafından verilen sertifikaları var. Günümüzde bu tarz firmalar için bu sertifika olmazsa olmaz. RJC tarafından sıkı bir denetleme sonucunda firmanın madencilikten perakende satışa gelene dek yer alan bütün süreçlerde çevreye, çalışanlarına ve iş ahlakına bağlı olup olmadığını söylüyor. Üye olan firmaların bu doğrultuda yapılması gerekenleri uygulamaları mecburi. O sebeple belli aralıklarla bu denetim devam ediyor. KOLEKTİF BİLİNCİ TEMSİL EDİYOR Bu açıdan baktığımızda Rúnda Türkiye’den çıkan ve sürdürülebilir üretim yapan ilk firma. Peki hikâyeleri ne? Abdik’in kendi sözleriyle: “Rúnda’nın her bir koleksiyonu, doğanın eşsiz formlarının geri dönüştürülmüş malzemeler ve çevre dostu üretim süreçleriyle yeni tasarımlara dönüşmüş halidir. Rúnda, daha iyi bir gelecek için üretimin her aşamasında doğaya ve insana saygıyla hareket eden kolektif bilinci temsil eder”. HURDA ALTININ SAF ALTINLA KARIŞIMI Daha derinine indiğimizde ise daha başka bir hikayenin kendini ortaya serdiğini görüyoruz. Esasında Hüseyin Abdik ve ortağı Golden Line 60 yıldır Türkiye’den dünyaya üretim yapan bir takı firmasının üçüncü kuşağını temsil ediyor. Dünyaca ünlü markalar için İstanbul’da üretim yapan bu firmanın üç nesildir aktarılan tecrübe ve deneyimini dinamizm ile birleştirmek olarak özetliyor. Daha da netleştirirsek eğer Rúnda, aslında aile şirketlerinin üretim sırasında ortaya çıkardığı hurda altınları yüzde 1 oranında saf altınla işleyerek üretim yapıyor. Yalın tasarımlara sahip, ulaşılabilir fiyatlı bu takıları üretirken de şeffaflık, çalışanlara karşı sorumluluk ve en önemlisi doğaya zarar vermiyorlar. Bir an için durup düşündüğünüzde kulağa harika gelmiyor mu? Sadece takı üretiminde değil hayatımızdaki bütün ürünlerde işleyişin bu şekilde olması gerektiğini düşünmüyor musunuz? Sürdürülebilir kelimesi en yalın anlamıyla insanlar, gezegenimiz ve global ekonomi için en iyisi neyse o demek. Maalesef global olarak ülkelerin, firmaların ve bireylerin bu konudaki girişimleri farklı aşamalarda. Bu da ister istemez kafa karışıklığına yol açıyor. Zamanla bu kafa karışıklığı kelimenin de anlamını istenilen doğrultuda eğip büken kulanımlara fırsat veriyor. Markaları Rúnda ile bu tipte kullanımlardan sakınmak için uluslararası bir otoriteden aldıkları sertifikaya çok önem veriyorlar. Peki insanlar aynı önemi veriyor mu? Takı ve değerli mücevher alışverişlerinde genellikle aile kuyumcusunu tercih eden ve ona bir yatırım gözüyle bakan Türkiye’deki tüketicileri cezbetmeleri ne kadar mümkün? Şirketleri köklerini burada salsa da aslında onlar global bir marka olmanın peşinde. O sebeple Hüseyin Abdik’in genç bir girişimci olarak hayali sürdürülebilirlik yarışında tüm dünyayla rekabet ederek bir yere gelmek. O yüzden bu kavramı sindirmiş olan müşterilerin bugün değilse bile yakın bir gelecekte onları ve tasarımlarını keşfedeceğine emin. Sorduğum son soru aslında öngörmesi en zor olandı: Yukarıda anlattıklarımı başarmak için bir, beş ve on sene içerisinde gerçekleştirmek istedikleri neler? “Bir sene içerisinde tasarımımızla ön planda olmak. Beş sene içerisinde Türkiye’de insanların kafasına sürdürülebilir bir marka olmanın unsurlarını kazımak. On sene sonra da öncelikle hedefledikleri pazar olan ABD’de sonra da diğer global pazarlarda özellikle tasarımlarıyla insanların akıllarına kazınmak.” rundajewelry.com
- STIL-3
Ekim 2021 | Stil | Vol V ANDY WARHOL, GÜNEŞ VE ELMALAR... Yazı | Oktay Tutuş B aşlıktaki üç isim ilk okuduğunuzda size bir fıkra ya da benzeri bir olayı çağrıştırmış olsa da, bahsedeceğim şey tamamen gerçek! Üstelik komik de değil. Zamansız ve zarif tasarımlarıyla mücevher ve saat dünyasının gözde üyesi Cartier, son yıllarda saat yapımı konusunda oldukça cesur. Hem eski modellerinin şanına yakışan yeni versiyonları ekliyor hem de birazdan anlatacağım olayda olduğu üzere bu cesaretine sıra dışı teknolojiler ekleyerek alkışı hak ediyor. Tüm bunları Cartier Saat Tasarımı Direktörü Marie-Laure Cérède yaptığımız röportajda nefis aktarıyor, ama ondan önce başlıkta yazdığım üçlünün neden önemli olduğunu sanırım artık söylemeliyim. Cartier’nin Tank isimli modelini takan ünlülerden birisi Andy Warhol. Hatta o kadar çok seviyormuş ki Tank saatini, “Onu kurma gereği hissetmiyorum” diyerek aslında saatini sırf tasarımı için taktığını itiraf etmiş! Tasarımıyla öne çıkan Tank saatinin bu yılki evrimi ise baş döndürücü. Devamı için... Print YUZU MAGAZINE - V Out of Stock View Details
- STIL-3
Eylül 2021 | Stil | Dünya Yazı Birazcık Daha Uzatalım mı? Yazı | Oktay Tutuş K ronolojik olarak yaz bitti belki ama kimin umurunda? Takvimler neyi gösteriyorsa göstersin yazın ne kadar süreceği bizim keyfimizde değil mi? Birçoğumuz için yazın en güzel, en tatlı esintili zamanları gelmiş bulunuyor. O anları nasıl değerlendirdiğimiz daha önemli. Ve o anları neyle ölçtüğümüz. Yaz biterken aklımızda kalan saatleri hep yaz gibi hatırlamak için size özel bir seçki hazırladık. Bu yazın en güzel anları bu harika tasarımlarla hep hatırımızda kalsın diye. Tadını çıkartın! Cartier Tank Bovet Virtuoso VIII Chapter Two DLC-SLN Panerai Submersible Bronzo Blu Abisso PAM1074 Jaeger-LeCoultre Reverso 2021 Fagliano Strap Rado Captain Cook High-Tech Ceramic Tudor Black Bay Fifty-Eight 18K Rolex Perpetual Datejust 36 Omega Aqua Terra Hublot Big Bang Unico Yellow Magic NOMOS Club Campus 38 Longines Master Collection NOMOS Orion 33 IWC Portugieser Chronograph Omega Nato Straps Oris Divers Sixty Five Cotton Candy
- STIL-3
Eylül 2021 | Stil | Türkiye Önce gör sonra boyat! Yazı | Onur Baştürk E vin şeklini, tarzını mevsim başlarında değiştirenlerden misiniz? Hatta daha da ileri gidip boyasını da! Ben üçünü birden yapıyorum. Biraz deli işi oluyor, ama kesinlikle değiyor. Yeni bir evde oturuyormuş hissi geliyor insana. Bu hisle de bir altı ay idare ediliyor, sonra yeniden değiş tonton! Bu kez değişiklik yaparken ilk kez çok planlı programlı davrandım. Özellikle de boya konusunda. Duvarın bir kısmına kemerler yapmak ve içlerini boyatmak istiyordum. Çünkü kemerli yapıları, özellikle kemerli kapıları çok severim. Madem evimde kemerli bir hadise yok, o zaman ben de duvara kemerli kapılar açtırayım dedim! Marshall'ın “Ustam Burada” adlı bir web sitesi var. Ustayı oradan ayarladım. Özden usta özenle kemerleri çizdi. Renk konusunda da yine Marshall’ın “Gör Boya” aplikasyonunu kullandım. Çok sevdiğim Tranquil Dawn adlı renge bu aplikasyon sayesinde karar verdim. Çok da şahane oldu. Üstelik tüm iş bir günde bitti. Özden usta tertemiz çalıştı, ev hiç dağılmadı. Bu iki hayat kurtaran uygulamaya dair sorularımı da Marshall’ın Pazarlama Direktörü sevgili Pınar Adabağ’a yönelttim. Kalanı videoda!
- STIL-3
Ağustos 2021 | Stil | Türkiye BIKINI BEACH Asla sıradan bir havuz değil... Yazı | Sibel İpek Şehrin en gizli ve özel noktalarından Backyard, bu yaz havalı bir şekilde kabuk değiştiriyor. Nasıl mı? Mekan içindeki tüm markalar “The Yard” çatısı altında birleşiyor. Peki bu çatı altında neler var? Sayalım: Yeşillikler arasındaki Backbar, İnanç Baykar ve Melis Korkud’un Reşitpaşa’dan buraya transfer olan Aman da Bravo adlı restoranları, tatlı atıştırmalıkların yanında glutensiz, şekersiz seçenekler sunan Mignon Patisserie, tenis oynama imkanı bulabileceğiniz Racket Club ve esas büyük sürpriz havuzu ve eğlencesiyle öne çıkacak olan Bikini Beach. LİSTEDE İSMİNİZ VAR MI DİYE KONTROL EDİN The Yard’da gün Bikini Beach ile havuzda başlıyor. Bikini Beach’in retro havası şehirden kilometrelerce uzaktaymış hissini vermek üzerine kurulu. Bikini’ye giriş ise bildik üyelik sistemleri üzerinden değil. Bir “misafir listesi” var. Bu liste üzerinden rezervasyon yapılıyor ve sadece bu listede adı olanlar Bikini Beach’ten faydalanabiliyor. Ayrıca kompleksin diğer mekanlarında rezervasyon önceliğine sahip oluyorlar. MOULES-FRITES VE SHRIMP TOAST Bikini Beach’in tasarımı ise bir yanıyla 70’ler Saint Tropez’si bir yanıyla da günümüz Los Angeles’ı. İkisinin karışımı bir havaya sahip. Bikini Beach’e girdiğinizde chill-out türü bir müzik karşılıyor sizi. Daha sonra ambiyans 70’ler ve 80’lerin disko hitleriyle daha eğlenceli bir yöne doğru evriliyor. Bikini Beach’te her şey rosé şarap dolu buz gibi kadehler etrafında dönüyor. Menü de buna göre şekillenmiş. Öğle vakti havuz başındaki beyaz örtülü masalarda mekanla uyum içindeki yemeklerin keyfini çıkaracak olanları ev yapımı somon füme, dana carpaccio, enginar salatası gibi hafif lezzetlerin yanı sıra yıllardır sevilen Backyard Hot Dog ve Backyard Burger gibi tabaklar bekliyor. Ayrıca mekanın şefinin yaz için hazırladığı Moules-Frites ve Shrimp Toast menünün özel lezzetleri arasında yer alıyor. Bikini Beach için hazırlanan özel kokteyl menüsündeki ‘fresh’ tatlar arasında ise Watermelon Cooler ve 1700’lerin Barbados’undan esinlenen Quarantine Lover, öne çıkan lezzetler olacak gibi görünüyor.
- STIL-3
Ağustos 2021 | Stil | Türkiye STYLISH GETAWAYS Fotoğraflar | Beste Zeybel Model | Rafael Cemo Çetin M edina Turgul DDB’nin genel müdür yardımcısı Elifsu Tufan’la uluslararası bir şirkette yönetici olan eşi Orçun Tufan’ın kurduğu çok yeni bir giyim ve aksesuar markası Lourmarin. Sık seyahat eden ve denizle iç içe bir çift olan Elifsu ve Orçun, ciddi bir yatırım yaparak oluşturdukları Lourmarin’in yelpazesinde şimdilik erkek giyim ve unisex aksesuarlara yer vermiş. Mottoları ise şu: Lourmarin, keyifli bir hafta sonu seyahati için anahtar parçalar sunar! “En büyük tutkumuz her zaman seyahat etmek oldu” diyor Elifsu ve Lourmarin’in nasıl ortaya çıktığını anlatıyor: “Bir giyim ve aksesuar markası yaratma fikri seyahatlerde ortaya çıktı. Düşüncemiz şuydu: Keyifli bir hafta sonu seyahatine yetecek kadar az ve öz ürün sunmalıydık. Ayrıca ürünler en kaliteli materyaller kullanılarak, en iyi kalıplar seçilerek ve sürdürülebilir üretim vizyonuyla hazırlanmalıydı. Tabii ulaşılabilir ve konforlu da olmalıydı”. Markanın ismi Elifsu ve Orçun’un Fransa’nın Provence bölgesine yaptıkları bir seyahatte, Lourmarin köyüne uğramalarıyla ortaya çıkmış. Köyü gezerken markalarına bu ismin ne kadar uygun olacağını düşünmüşler: “Lourmarin ve çevre köylerin farklı bir büyüsü vardı. Çok renkliydi, ama dingindi. Kalabalıktı ama gürültülü değildi. Bu bölgenin ruhu, bu isimle birlikte bizimle yaşayacaktı”.
- STIL-3
Ağustos 2021 | Stil | Türkiye AMANRUYA’DA YENİ NESİL BODRUMLULAR Yazı & Kreatif Direktör | Mert Çam Fotoğraflar | Beyza Küngürlü / Mehmet Öksüz B odrum’un çehresi, özellikle son birkaç yıldır, yaşamak için burayı seçmiş yeni neslin ellerinde şekilleniyor. Hatta onlar sayesinde yaşam tarzı ve modayı şekillendirmeye aday yeni Bodrumlu markalar ortaya çıkıyor. O markalardan biri de tam anlamıyla Bodrum’u yansıtan Les Merimes. Bodrum’da büyümüş iki kızkardeşin, Merve ve İrem Çopuroğlu’nun iki yıl önce tohumlarını attığı Les Merimes bir şapka markası. Merve ve İrem tasarımları kendilerine ait olan şapkaları bizzat elleriyle yapıyor. İki kardeşin şapka yapmaya karar vermelerinde en büyük etken ise Merve’nin bir şapka sevdalısı olması. İlerde koleksiyonlarını genişletip daha farklı ürünler de çıkarmak istiyorlar. Hatta şu sıralar çanta tasarımı üzerinde çalışıyorlar. Merve ve İrem şapkaları tasarlarken güçlü kadınlardan ilham aldıklarını söyleseler de, erkek modelleri de üretmeye başlamış. Her yıl ürün yelpazesini genişlettikleri Les Merimes için atölye kurma hayalleri de var. Daha geniş kitlelere ulaşabilmek için... HER TAŞ ARAZİYE AİT Tasarım yolculuğuna şapka ile başlayan Coco Chanel’i örnek alan kızkardeşlerin Les Merimes çekimi için seçtikleri mekan ise Amanruya. Aman zincirinin Türkiye üzerindeki tek şubesi olan Amanruya, Demir Evleri’nin bulunduğu koyda 2012 yılında açıldı. 36 villadan oluşan Amanruya’nın mimarı Emine- Mehmet Öğün çifti öyle doğaya saygılı (tek bir ağacı bile yerinden sökmemişler) bir otel yapmışlar ki, insan Amanruya’nın içinden çıkıp Bodrum’un kaosuna karışmak istemiyor bile. Öte yandan Ege yerel mimarisi ve Osmanlı mimarlık birikiminin şık bir karışımı Amanruya. Bu yüzden tasarımı özgün ve sahici. Ayrıca her şey arazinin doğal, jeolojik, topoğrafik verileri göz önüne alınarak yapılmış. Kullanılan her bir taş o araziye ait, her birinin ayrı bir nedeni/hikâyesi var. Amanruya dünya üzerindeki diğer tüm Aman otelleri gibi gelen misafirin kendini özel ve huzurlu hissedeceği geniş alanlara ve alabildiğine yalın, doğanın önüne geçmeyen bir tasarıma sahip... www.lesmerimes.com
- STIL-3
Temmuz 2021 | Stil | Türkiye Ne varsa Akdeniz’de var! Yazı | Oktay Tutuş 2 020 yılını çoğu lüks marka için zorlu kılan şüphesiz turizmin olmayışıydı. Bunu çözmek için yeni pazar arayışına giren markalar yanında dijital satışlarını anlamlı derecede yükseltmek için çabalayanlar da vardı. Şimdi o günler yaz güneşinin yakıcılığı altında sanki çok uzakmış gibi gözükse de toparlanma hâlâ devam ediyor. Yatırımlarını doğru yere konumlandıranlar şüphesiz turizm dalgasından nasibini alacak. Bu yaz Türkiye’nin Yalıkavak Marina özelinde oldukça güçlü olduğunu söylemek mümkün. Geçtiğimiz bayramda tam da bu girizgaha uyacak şekilde Hublot bir butik açtı. Açılış için Bodrum’a gelen markanın CEO’su Ricardo Guadalupe neden bir butik açtığını şöyle anlattı: “Akdeniz’in en iyi noktalarında olmak istedik. Saint-Tropez, Ibiza, Capri, Mykonos ve de Bodrum listemizdeydi. Bodrum’da Yalıkavak Marina’da karar kıldık. Bizzat burasının potansiyelini ve dahası Türkiye’deki potansiyelini gördüm ve marinayı da listemize ekledik”. Tüm ‘Mare Nostrum’a çıkarma yapan markanın turizm neredeyse oraya gitmesi şu dönem için en mantıklı olanı. Üstelik her butiğinde oraya özgü, limitli üretilecek bir modelle birlikte çıkarma yapıyor. Bodrum sürprizi ise Akdeniz’in ve bulunduğu noktanın renklerine uygun bir Classic Fusion modeli. Antik dünyanın yedi harikasından birisi olan Halikarnas Mozolesi’ndeki taşlardan ve Ege Denizi’ndeki yansımalardan ilham alarak dekore edilmiş butik marinanın tam kalbinde. İçerde ise 25 adet örneği bulunan Classic Fusion Chronograph Bodrum Edition saati yer alıyor. Peki neden bu model ve neden sadece 25 adet? Guadalupe şöyle özetliyor: “Classic Fusion her haliyle ‘cazibeli’ bir ürün. Biz de onu biraz daha yazlık bir havaya soktuk. 40 bin İsviçre Frankı yerine 15 bin İsviçre frankı. Daha ulaşılabilir ve biz de bunu amaçladık. Farklı noktalarda, farklı limitli üretim modeller sunuyoruz. Amacımız Hublot butiklere trafik sağlamak ve tabi ki diğer modellerimizin de alıcı bulması. Bu sebeple 50 adet ya da 35 adetle limitliler”. Biraz da saatten bahsedelim: 45 mm titanyum kasaya sahip modelin kadran ve kayışında mavi renk kullanılmış. Kronograf göstergeleri ve kayışında yer alan dikişlerdeyse beyaz renk tercih edilmiş. İki farklı renk kayış seçeneği var ve 42 saat güç rezervine sahip Hublot üretimi mekanizması bulunuyor.
- STIL-3
Haziran 2021 | Stil | Dünya İki güçlü İtalyan bir arada Yazı | Alp Tekin 1 950’den bu yana iç ve dış mekanlar için aydınlatma çözümleri üreten köklü İtalyan markası Lodes, alanında ünlü bir başka İtalyan markası olan DIESEL ile bir işbirliğine imza attı. “Diesel Living with Lodes” adı verilen seri üç özel eklentiden (Flask, Vinyl ve Urban Concrete) ve çok satan beş ürünün yenilenmiş halinden (Cage, Fork, Gask, Glass Drop ve Pipe) oluşuyor. Diesel Living with Lodes koleksiyonu, mekanlar için çok yönlü aydınlatma parçaları sunmasıyla ön plana çıkıyor. Koleksiyon, DIESEL'in kışkırtıcı tasarım diliyle Lodes'in ayırt edici marka ilkelerini bir araya getiriyor ve zıtlıklardan ilham alıyor.
- STIL-3
Mayıs 2021 | Stil | Dünya El yapımı ‘Daphne’nin siyahına kavuştuk U niqka’nın “Daphne” tepsilerine bayılıyoruz. Lansmanı ilk kez 2019 yılındaki Milano Tasarım Haftası’nda yapılan Daphne’ler, başlangıçta sadece kahverengi ve natürel renk seçeneklerinde üretiliyordu. Şimdi bu tepsi koleksiyonuna siyah renk seçeneğini de eklediler. Vejetal deri kullanılarak tamamen elde üretilen Daphne Siyah, monokrom sırım örgüsüyle tamamlanıyor. El örgüsünden sonra ise iki katmanlı deri birleştiriliyor ve suda bekletilerek son formu oluşturuluyor. Ev ve ofis alanlarında kullanılmak üzere tasarlanan Daphne; kişisel eşyaların, ofis aksesuarlarının ve daha birçok farklı nesnenin keyifle saklanabileceği bir düzenleyici tepsi. Unutmadan: Yunan mitolojisinde Daphne; çeşmeler, kuyular ve diğer tatlı su kaynaklarıyla ilişkilendirilen su perisi anlamına geliyor. Daphne, Apollo’dan kaçmaya çalışırken bir defne ağacına dönüştürülüyor. Defne ağacı da malum, Akdeniz’e özgü, daima yeşil olan bir ağaç türü.
- STIL-3
Ocak 2021 | Stil | Fransa click for english Turist misin yoksa Purist mi Yazı | Alp Tekin L ouis Vuitton Erkek Koleksiyonları Kreatif Direktörü Virgil Abloh, Erkek Sonbahar-Kış 2021 koleksiyonunu 13 dakikalık bir videoyla sundu. Ama ne sunmak! Koleksiyonun kendisi kadar bizi heyecanlandıran esas mesele elbette türlü alt metinlere, göndermelere sahip videoydu. Abloh yeni koleksiyonla birlikte “yeni bir normal” öneriyor. Çocukluğumuzdan beri toplumun önceden belirlediği kodlara uyarak giyindiğimizi ve bu şablonlara uymamızı söyleyen kod belirleyicinin kim olduğunu sorguluyor. En önemlisi de Abloh, varolan kodları kullanarak kendi kodlarımızı yaratmamızı tavsiye ediyor. Mesela kendi köklerinin bir ürünü olan Gana kumaşı Kente’yle ekose kumaşı bir arada işliyor ve soruyor: “Bu Kente'yi daha az Ganalı ve ekose kumaştan daha az İskoç yapar mı?” Bir de “Turist&Purist” karşıtlığını ortaya atıyor Abloh. Abloh’un icadı bu iki kelimeden ilki, yani Turist, bildiğimiz anlamda kullanılmıyor. Bir metafor. Ezoterik bir bilgi alanını gözlemleyen ve bu alana talip olan meraklı yabancının adı Turist. Purist ise bu ezoterik bilgilerin olduğu alanda yaşayan, yani hali hazırda kutsanmış, içerden biri. Keza video, bu turist ve puristlerin resmi geçidi gibi. Videonun en başında karlar içinde yürürken gördüğümüz kişi büyük olasılıkla bir Purist. Elindeki çantada ise ezoterik bilgiler taşıyor. O bilgiler belki de Abloh’un önerdiği yeni normal önerileri, en başta da önyargısızlık, bilemiyoruz. Purist, modern bir tapınak gibi tasarlanmış yere geldiğinde çantasını elinde dolaştırmaya devam ediyor. Sonunda çantayı yere bırakıyor. Videonun başından beri uyuduğunu gördüğümüz bir kişi, ki o da aslında Turist oluyor, uyanıyor ve sonra da çantayı alıp dansetmeye başlıyor. Abloh, bu iki kelimeyi aynı zamanda şu alt metinle de kullanıyor: Turist, Purist’in sahip olduğunu istiyor. Yani onun kültürünü, onun kodlarını. Birbirlerine meydan mı okumalılar yoksa işbirliği mi yapmalılar? Bir sanat filmi kıvamında çekilmiş bu videonun referansları saymakla bitmiyor aslında. Mesela Abloh, bu videoda aynı zamanda ünlü yazar James Baldwin'in 1953 tarihli “Stranger in the Village” adlı makalesine gönderme yapıyor. Yazarın bir İsviçre köyünde Afrika kökenli bir Amerikalı adam olarak deneyimiyle Amerika'daki hayatı arasındaki paralelliklerine değinerek… Nihayetinde, “Normallik neye benziyor, ne anlama geliyor ve onu somutlaştırmak ayrıcalığına sahip olanlar kim?” sorularıyla donatılmış bu video, sadece kumaş sadece renk sadece pantolon ya da ceketten öte bir kimliğe büründürüyor modayı ve tasarımı. Önünde saygıyla eğiliyoruz.
- STIL-3
Nisan 2021 | Stil | Dünya Watches&Wonders’dan geriye kalanlar Yazı | Oktay Tutuş C enevre’de başlayıp önceki gün itibariyle Shanghai’da yeniden açılan dünyanın en büyük uluslararası saat fuarı Watches&Wonders; yeni saat modellerine bakmak için harika bir fırsat. Saat yapımı konusunda uzman dünyanın en köklü firmalarından bağımsız olanlara ve endüstrinin sunduğu tüm teknolojik gelişmelere birinci elden bir bakış imkanı sunan Cenevre’deki dijital fuardan aklımızda kalan bazı modeller, içinde bulunduğumuz dönemin lüks kol saatleri konusundaki tüketim alışkanlıklarımıza etkisini değerlendirmek için bir fırsattı. Gelecekte bileğimizde yer alması muhtemel modellerden seçtiklerimizi üç başlıkta topladık. Yakından bakmaya ne dersiniz? SADE ANCAK SOFİSTİKE Fuarda sunulan saatlere baktığımızda artık gösterişli ve büyük kasa çapına sahip modellerin gittikçe azaldığını göreceğimiz kesin. Harcama alışkanlıklarımızın yeniden şekillendiği ve özellikle e-ticaretin yaygınlaştığı şu dönemde, insanlar artık daha az göze batan, sakin, sağlam ve mümkünse fiyatı açısından makul modellerin (veya fiyatını çok açık etmeyecek şekilde pahalı olanların) altın çağını yaşayacaklarını söylemek mümkün. Nomos Metro neomatik 41 Update Bulgari Octo Finissimo Tadao Ando Hublot Classic Fusion Richard Orlinski 40mm Roger Dubuis Excalibur Single Flying Tourbillon RENK, RENK, DAHA ÇOK RENK! Kadranlarda hakim renk olarak maviyi artık kabul ettik. Bu yıl mavi renk kadranların hem tüm markalara yayılan bir akım olduğunu hem de bu renkle sınırlı kalmayıp sıra dışı bambaşka renklere de boy gösterme fırsatı tanındığını göreceğiz. Bunlar arasında yeşil en başta geliyor. Onunla beraber sarı, pembe, mor, kırmızı ve alternatif olarak metallerden gelen değişik tayflar da kadranlarda boy gösterecek. Dahası, sadece kadranlarda değil, kayışlarda da renkli olmayanların dışlandığı bir dönem geliyor. Saat firmaları bu akıma hem rengarenk kayışlarla hem de onlara alternatif bileziklerle yanıt veriyor. Bazıları ise saatinizle beraber farklı renklerde kayışları bedelsiz sunuyor. Böylece bir saat alıp birçok saat modeline sahip olacaksınız. RETROYA YAĞAN NUR Uzun zamandır retro klasiklere olan ilginin çok canlı ve pazara hakim olduğu gerçeğini biliyoruz. Çoğu İsviçreli saat firmasının söz konusu retro modeller olduğunda arşive inip eski defterleri karıştırması yeterli. Bu yıl yenilenmiş eski saat modellerinin kanıtlanmış başarısından faydalanmak isteyen firmalar sayesinde müzayedelere bakmaya gerek yok. Yepyeni mekanizmalarla sunulan bu saatler hem geçmişin estetik anlayışını hem de günümüzün modern saat yapımı teknolojilerini bir arada sunuyor. Hayli popüler olan geçtiğimiz yüzyıl ortasında üretilmiş modellere bu yıl bolca 1970’ler ve 1980’lere ait modellerin eşlik ettiğini göreceğiz. Geçmişi yad etmek için illa eski bir saati takmak şart değil! Şu an piyasaya sunulacak yeni modellerin birçoğu zaten sırtını geçmişe dayamış tasarımlardan oluşuyor. Deyim yerindeyse retroya nur yağıyor! Vacheron Constantin Historiques American 1921 40 mm Patek Philippe Nautilus Ref-5711_1a
- STIL-3
Şubat 2021 | Stil | Dünya ORIGYN Sahte ürünü yakalayan aplikasyon Yazı | Oktay Tutuş H er gün aplikasyonların onlarcasını indirip sonra unutuyor, “sosyal” ilintili olmayanları da telefonumuzun hafızasında bir çentik olarak görüyoruz. “En kısa zamanda silinecekler” listesinde bir çentik… Bunun çeşitli sebepleri olabilir. Bana sorarsanız, çoğu aplikasyon birbirinin tekrarı. Ayrıca elle tutulur bir şey sunmuyorlar. Haliyle doğal bir elemeye maruz kalıyorlar. Bunun için teknoloji delisi olmamıza gerek yok. Cep telefonları ve hayatımızı çileye dönüştüren uygulamalarla geçirdiğimiz yıllar, bu korumacı içgüdüsel yönümüzü iyice sivriltmiş olmalı. İzninizle buna, evrimin hayatımızı sorunlu hale getirip bizi sinir hastası eden uygulama ve teknolojilere yanıtı demek istiyorum. Uygulamalara karşı tavrımı “yeni uygulamaları hemen indirip kullanan” birisi olarak tanımlayamam, bu doğru. Ancak size bahsedeceğim ORIGYN isimli uygulama bahsettiklerimden tamamen ayrı. Eğer doğru evrimleşir ve herkes tarafından kullanılırsa lüks ürünlerin alımı, satımı ve devri gibi süreçleri çok kolaylaştıracak. ÜÇ SANİYEDE GERÇEK OLUP OLMADIĞINI SÖYLEYECEK Vincent Perriard, Mike Schwartz ve Gian Bochsler isimli üç aklıevvelin kurduğu ORIGYN şimdilik lüks mekanik saatlerle işe başladı. Yakında mücevher, deri aksesuar (özellikle de çanta) ve hatta sanat eseri gibi pahada yüksek değere sahip hemen her şeyin, gerçek mi yoksa amiyane tabirle çakma mı olduklarını anlamak için sadece bir fotoğrafını çekmek yetecek. Blockchain, yapay zeka ve makine öğrenmesi destekli ORIGYN size cevabı üç saniyede söyleyecek! Kulağa nasıl geliyor? Gerçeküstü değil mi? O zaman henüz duymadığınız ve malaesef gerçek olup da etkisi gerçeküstü hissettiren şu bilgileri de dinleyin. Her yıl tüm dünyada üretilen sahte saat sayısı tam 40 milyon adet. Bu 40 milyon saatin içerisinde 1 milyon 600 bin kadarı ise ‘süper çakma’ olarak adlandırılıyor. Yani gerçek mi sahte mi anlamamıza pek imkân yok. İşte bu sahte ürünlerin toplam pazardan aldıkları pay her yıl 224 milyon dolar. Kurdukları vakıf aracılığıyla saatçilik endüstrisinin seçkin oyuncularının pazar payından her yıl bu parayı alan sahte ürünleri tespit edecek uygulamaları ORIGYN’i geçtiğimiz sonbaharda tanıtan üç kişiden birisi olan Vincent Perriard, bu ulvi uygulamayı ve gelecek planlarını şöyle anlatıyor. SONBAHAR 2021’DE SATIŞA SUNULACAK Teknolojiniz benzersiz ve harika. Ancak uygulamanızın büyümesi gerekiyor ve anladığım kadarıyla saat firmalarının çabalarına ihtiyacı var. Uygulamanızı bu yıl yayınlamayı planlıyorsunuz ,ancak olgunlaşması ne kadar zaman alacak? Şu anda dünyanın en önemli saat şirketleriyle sistemi geliştiriyoruz ve bir saatin kimliğini doğrulayacak uygulamamız sonbahar 2021'de satışa sunulacak. Saat endüstrisinin en iyi oyuncuları ile geliştirmeyi tamamlama aşamasındayız. Biz saatlerin sadece montajı yapılırken fotoğraflarını çekiyoruz. Teknolojimiz müdahaleci değil ve istenildiğinde hızlı bir şekilde yüksek çözünürlüklü fotoğraf çekmeye başlayabiliriz. Yakın gelecekte uygulamanızın diğer kimlik doğrulama uygulamaları veya sistemleri arasında büyük bir oyuncu olacağını düşünüyor musunuz? Umut ediyoruz. Tüm büyük oyuncuların sistemi kullanmasını istiyoruz. ORIGYN kâr amacı gütmeyen bir vakıf ve bu nedenle en iyi oyuncuları onu kullanmaya ikna etme şansına sahibiz. Hepimizin bildiği gibi ürünlerin doğrulanması lüks piyasanın anahtarı Uygulamanızın geleceği ne olacak? Lüks pazarın farklı alanlarına onu uyarlayabilir misiniz? Örneğin deri aksesuar ya da mücevherler için de kullanılabilir mi? Evet, bunu zaten mücevher ve deri ürünler (lüks çantalar) ve sanat eserleri pazarı için geliştiriyoruz. Çok değerli olan her öğe için uyarlanabilir. Uygulamanızın bize doğruları söylediğinden ve her zaman doğru olduğundan nasıl emin olabiliriz? Herhangi bir şekilde hacklenebilir mi? Hayır, çünkü saatinizin 1 cm2’lik yüksek çözünürlüklü bir fotoğrafını çekip uygulamaya yüklediğinizde sistem 1.000'den fazla farklı noktayı baz alarak değerlendiriyor. Bunu dilerseniz bir yıl, beş yıl sonra ve hatta 10 yıl sonra karşılaştırdığınızda da sistem aynı şekilde işliyor ve insan gözüne fark atıyor. Bu kesin. Karşılaştırmamız matematikseldir. Sahte ürün üretenler için game over!
- STIL-3
Şubat 2021 | Stil | Finlandiya SPACE OF MIND Bir Pandemi Kabini Yazı | Onur Baştürk Fotoğraflar | Marc Goodwin / Archmospheres “Daha azıyla daha çok hissedebiliriz!” Finlandiyalı mimarlık stüdyosu Studio Puisto’nun yeni tasarımı “Space of Mind” kabinlerinin ana felsefesi bu. Puisto ekibi Space of Mind’ı pandemi sırasında tasarlayıp geliştirmiş. Elbette şu düşüncelerden yola çıkarak: Sınırlı seyahat dönemindeyiz. Evde her zamankinden daha çok vakit geçiriyoruz. Ama bir yandan yakın noktalara gitmek, evden uzaklaşmak da istiyoruz. Çok uzak bir yere gitmeye ihtiyaç duymadan, evi terk etme ritüelini nasıl yeniden yaratabiliriz? Space of Mind işte bu noktada devreye giriyor. İstediğiniz yere hareket edebilecek “ikinci bir ev” olarak... Devamı için... Print YUZU MAGAZINE - II Out of Stock View Details
- STIL-3
Şubat 2021 | Stil | Dünya Aman destinasyonlarına özel parfüm Yazı | Oktay Tutuş B odrum’daki Amanruya da dahil dünyanın 20 ülkesinde bulunan Aman Resorts , konaklama deneyimi açısından geçtiğimiz 10 yıl içerisinde yıldızı daha da parlamış bir otel zinciri. Özellikle de konumlandığı yerlerin sıradışılığı ve gözden uzaklığı açısından diğer otel zincirlerine hiç benzemediğini daha önce yazmıştık . Konaklamayı tüm duyularınızla hissetmenizi sağlamak için Aman grubu daha önce SVA isimli SPA ve güzellik ürünleri markasını sunmuştu. Çünkü otellerindeki SPA deneyimi o kadar iyi ki, bir parçasını da olsa evinize götürmek ve yeniden o iyi hisleri yaşamak istemeniz çok normal. JACQUES CHABERT TASARIMI Geçtiğimiz günlerde bu hissi daha da ileri götürerek kendine has kokulardan oluşan bir seçkin parfüm koleksiyonuyla karşımıza çıktı Aman Resorts. Aman Fine Fragrances isimli bu koleksiyondaki her bir parfüm bir destinasyona adanmış ve kokladığınız anda sizi oraya ve yaşadığınız güzel anlara geri ışınlamayı vadediyor. 50 ml’lik özel şişesinde beş farklı eau de parfum esansından oluşan koleksiyonu, parfümün anavatanı Grasse’tan deneyimli bir burun olan Jacques Chabert tasarlamış. Her bir destinasyona özel kokunun kendine has şişelerinin tasarımında yine oraya özgü doğal malzemeler kullanılmış. Ambalajda ise doğaya saygılı olmak için Japonya’dan Takeo kâğıdı ve Paulownia ağacından kutular dikkat çekici. NEW YORK KOKUSUNA DİKKAT! Vayu (Tayland), Ayom (Endonezya), Umbr (İtalya), Zuac (Marakeş) ve Alta (New York) adı verilen parfümlerin her biri, onlarla eşleşen destinasyonları temsil ediyor. Sonuncusu olan Alta özellikle dikkat çekici. Çünkü Aman Resorts, New York gibi bir mega metropolde Manhattan Adası’nın merkezinde bu bahar aylarında bir otel açacak. Merakla beklenen bu yeni destinasyonun kokusunu şimdiden içinize çekebilirsiniz. Uyandıracağı anılarsa şüphesiz hayal gücünüze emanet. Tabii şimdilik!


